Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (8)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (8)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (8)

ŞOFÖRSÜZ OTOBÜS
     Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve alt kattaki Dursun’u aradı:
     “Tursun, orada durum nasıl?”
     “Hiç… Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor.”
     Temel:
     “O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor.”
TRAFİK POLİSİ
     Temel Amerika’da trafik polisidir. Bisikletle yol trafiğini ihlal eden bir papazı durdurur:
     “Dur, ceza yazacağum.”
     “Ceza mı? Yazamazsın!”
     “Haçan nedenmiş o?”
     Papaz gülerek cevap verir:
     “Benim sağ kolumda İsa, sol kolumda Meryem var.”
     Temel hemen atılır:
     “Uy da, yazacuğum… Bisiklete üç kişi bineysun!”
TÜP GEÇİT
     İstanbul’a tüp geçit yapılması için ihale açılmış. Amerika, Japonya vs. hepsi teklif vermiş, 10 milyar, 20 milyar dolarlar… Bizim Temel’le Dursun ise 10 bin dolarlık bir teklif getirmişler. Komisyon gitmiş Trabzon’a, Temel’le Dursun’u görmeye. Demişler ki;
     “İhaleyi size vereceğiz, anlatın bakalım projenizi?”
     Temel başlamış anlatmaya:
     “Ben gidicem Anadolu yakasından başlıycam denizin altından kazmaya, İdris de gidecek Avrupa yakasından kazacak. Denizin altında ortada buluşucağız.”
     Yetkililer sormuş:
     “Peki ya hiç buluşamazsanız ne olcak?”
     İdris de bu sefer atılmış:
     “O zaman bir tüp geçit fiyatına iki tüp geçit yaptırmış olacaksınız.”
HALİNE ŞÜKRET
     Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir. Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok. Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
     “Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi?” diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
     “Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık. Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.”
     Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel’i bulur. Bir de bakar ki, Temel’in hakikaten iki kolu kesik ama Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor…
     Bizim Dursun’un kafası karışır ve hayretle Temel’e yaklaşır:
     “Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatım gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki kolin kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum. Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki kolin yok göbek ataysun…” derken, bizim Temel patlar:
     “Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi? Sırtım fena halde kaşuniyi…”
SAY BAKALIM
     Bizim küçük Temel, okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen:
     “Oğlum, seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.”
     Temel sevinir, sözlüye kalkar. Hoca:
     Söyle bakayım Temel, İngiltere’yle Fransa kaç kez savaştılar?”
     Küçük Temel:
     “Alti defa savaştılar öğretmenum.”
     Hoca:
     “Aferin sana Temel, tebrik ederim,” der.
     Küçük Temel, mezun olmanın sevinciyle hocaya bakarken, hoca bu kez;
     “Peki say bakalım?” demez mi?
     Küçük Temel sayar:
     “Bir… İki… Üç… Dört… Beş… Alti.”
AĞZI AÇIK UYUR
     Temel’in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar:
     “Temel, baban nasıl, iyi mi?”
     Küçük Temel:
     “Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya…” der.
     Öğretmen şaşkın:
     “Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu…”
     Küçük Temel ise sakin cevap verir:
     “Yok öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur…”
TEMEL HAMİLE
     Midesi ağrıyan Temel, doktora gider. Tanıdık olan doktor, Temel ile biraz dalga geçmek için, kısa bir muayeneden sonra hemen teşhisi koyar:
     “Gözünaydın Temel, sen hamilesin!”
     Temel, kendi kendine söylenir:
     “Ne? Yaktın beni Fadime; sana kaç kere ‘Sevişirken üste çıkma’ demiştim.
HASAN
     İri yarı bir adam kahveye girmiş:
     “Hasan kimdir aranızda?”
     “Penum, demiş” adamın biri.
     Adam, bu adamı bir güzel pataklamiş ve yüzünü gözünü kan içinde bırakmış. Sonra da çekip gitmiş. Adam gittikten sonra dayak yiyen adam başlamış gülmeye. Kahvedekiler şaşırmış ve hemen sormuşlar:
     “Yahu, o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmuş gülüyorsun şimdi?”
     “Penum adim Hasan teğul Temel, nasıl kandurdum o enayi adami ama?”
KİBRİT
     Temel yolda yürürken bir kutu kibrit bulmuş. Bakmış içinde tam dört tane kibrit var. İlk üç kibrit yanmamış. Dördüncüsü ise yanmış. Hah bu iyi deyip, kibriti saklamış.
MASKE
     Temel bir maskeli balonun yarışmasında kompozisyonuyla birinci gelmiş. Çırılçıplak, kafasında gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasında sallanan bir prezervatif. Jüriye göre: Çıplaklık fakirliği, gaz maskesi hava kirliliğini, prezervatif de bedensel kirliliği simgeliyormuş. Bir demet Çiçek ise doğayı simgeliyormuş.
     “Hayır,” diye itiraz etmiş Temel:
     “Kaput kullanmak, çiçeği gaz maskesiyle koklamaya penzer; bunu anlatmak istemiştum!”
BAKIŞ
     Temel otobüse binmiş. Sormuşlar:
     “Ne yaptın, pilet aldın mi?”
     “Piletçi sankim pilet almamuşum gibi pağa manali manali paktu.”
     “Peki sen ne yaptın?”
     “Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum.”
FİNDUK
     Temel ‘in üç oğlu varmış. Onlara findik getirmiş.
     “Yiyin finduklari da pipiniz buyusun,” demiş.
     Karısı Fadime lafa karışarak;
     “Temel, piraz da sen yesen olmaz mi?” demiş.
KİMSE GELMEZ
     Temel ölmüş, cehenneme gitmiş; sille tokat karşılamışlar.
     “Poyle yaparsanuz sonra hiç cimse çelmez puraya,” demiş.
TIRAŞ
     Temel Fadime’ye:
     “Sabah tıraş olunca on yaş gençleşeyrum daa…”
     Fadime Temel’e;
     “Ula Temel, oyleyse akşamları yatmadan önce de tıraş olsana?”
KASKET
     Temel başındaki kasketi gösterip;
     “Bu kasket penu on yaş gençlestirdu,” demiş.
     “Kaç yaşindasun?” diye sormuş Cemal.
     Temel;
     “Kasketli mu, kasketsiz mu?” diye yanıtlamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir