İz Bırakan Geziler (Ljubljana-SLOVENYA)

İ

     Muhteşem doğası, tarihi, yüksek standarttaki yaşam kalitesi, Barok ve Roma döneminden gelen zengin mimari yapısı ile Orta Avrupa’nın güneyinde yer alan Slovenya; son yıllarda hem gelişen ekonomisi hem de artan turizm potansiyeliyle Avrupa’nın yeni yıldızı olma yolunda ilerliyor.
     1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Slovenya; Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra bağımsızlığını sağlayan diğer ülkelerden farklı olarak gelişmiş ekonomisi, refah düzeyinin yüksekliği, AB’ye erken katılması, sosyo-ekonomik yapısı ile günden güne ilgiyi üstüne çeken bir ülke haline geldi. Yugoslavya döneminde en fazla yatırım yapılan bölgede olması, sanayileşmenin çoğunun Slovenya’nın olduğu bölgeye kurulması, coğrafi konumunun avantajı gibi faktörlerin de bir araya gelmesiyle, 1991 yılından günümüze kadar hızla gelişen Slovenya’nın başkenti olan Ljubljana da Avrupa’nın en yaşanılabilir şehirleri sıralamasında zirveye doğru hızla ilerlemekte.
     Ljubljana, 2 milyon nüfusu olan Slovenya’nın en büyük şehri ve başkenti konumunda. 280 bin kişinin yaşadığı şehir, ülkenin adeta her şeyi. Tarihi sokakları, kiliseleri, kalesi, meydanı, parkları, butik kafeleri, kendine özgü mimarisi , şehrin içinden geçen Ljubljene Nehri ve bunu süsleyen küçük köprülerinin yanı sıra, belki de Ljubljana’yı çekici kılan en önemli unsur şehrin önemli bir kısmını kaplayan yeşil alanları ve benzersiz doğası. Avrupa’nın en yeşil şehri diye adlandırılan Ljubljana’nın güzelliklerini gören, bir kez daha görmek istiyor.
     Ejderha Köprüsü
     Ljubljana’nın simgesi olan Ejderha Köprüsü’nün hikâyesi, Yunanlı bir savaşçının, Kral Aites ile savaşıp onu yendikten sonra, sevdiği kadın ile birlikte güneye gideceğine Ljubljana’ya gelmesiyle başlar. Yanlışlıkla Ljubljana’ya gelen savaşçıyı, nehir kıyısında dev bir ejderha bekliyormuş. Ejderha ile dövüşüp onu da yenen savaşçı buraya yerleşen ilk insan olmuş. Ljubljana’nın kuruluş efsanesini de temsil eden Ejderha Köprüsü’nün her iki tarafında ejderha heykelleri bulunuyor.
     Preseren Meydanı
     İsmini Sloven şair France Preseren’den alan meydan, Ljubljana’nın kalbi durumunda. Şair Preseren’in de heykeli bulunan meydanda; konserler veriliyor, festivaller yapılıyor, politik gösteriler burada gerçekleşiyor. İnsanlar burada buluşuyor, sokak sanatçıları burada gösteri yapıyor, turistler bu noktada toplanıyor. Özellikle akşamları cıvıl cıvıl olan meydanda, nehir kenarından gelen müzikler eşliğinde gösterilere izlemek çok keyifli oluyor.
     Ljubljana Kalesi
     Ljubljana Kalesi, 12.yy.da yapılmış. Ljubljana’nın ilk yerleşim yeri olsa da bu özelliğini, sonradan nüfusun kalenin dışına yerleşmesiyle beraber kaybetmiş. Şehir merkezini tepeden panoramik olarak izlemek için ideal bir noktada olan kale, diğer kaleler gibi savunma amaçlı yapılmış. Kaleye şehir merkezinden yürüyerek de gidilebiliyor, tercihe göre füniküler de kullanılabiliyor. İçerisinde sanat galerisi ve Kukla Müzesi de bulunan kalede, şehri tanıtan 3 boyutlu bir gösteri sunuluyor.
     Tivoli Parkı
     Ljubljana’nın en büyük parkı olan Tivoli, 17.yy.da yapılmış. Parkın içerisinde Uluslar arası Sanat Galerisi ve Modern Tarih Müzesi var. Oldukça geniş bir alan üzerinde yer alan parkta; yürüyüş alanları, bisiklet parkurları, basketbol sahaları, tenis kortları mevcut. Çocuklar için oyun alanları ve çok sayıda oyun parkı biliniyor. Rengarenk çiçekler ve kocaman ağaçlarla kaplı park, adeta şehrin nefes almasını sağlıyor.
     Üçlü Köprü (Üç Kardeşler Köprüsü)
     Preseren Meydanı’nın hemen yanında bulunan üçlü köprü, isminden de anlaşılacağı üzere üç tane köprüden oluşuyor. Ljubljana’nın üzerinden en fazla geçilen köprüsü olan Üçlü Köprü, özel bir mimarî yapıya sahip. Köprünün böyle adlandırılmasını nedeni ise, eski şehri, şehir meydanını ve açık hava Pazar yerini birbirine bağlıyor olması. Üçlü Köprü’nün sadece ortasındaki  köprüyü araçlar tek yönlü olarak kullanabiliyor. Diğer iki köprüyü sadece yayalar kullanıyor. Burası da şehirdeki meydana kadar kalabalık olabiliyor.
     Bled Gölü
     Slovenya’nın dillere destan güzelliğiyle en fazla turist çeken yeri Bled Gölü. Ljubljana’ya yaklaşık olarak 50-55 km mesafede bulunuyor. Mavi ile yeşil ahenginin cennete dönüştüğü bu yerde, gölün çevresi ormanlarla kaplı durumda. Ormanın içinde küçük ahşap evler bulunuyor ve adeta masalsı bir görüntü sunuyor. Gölün ortasında bir ada bulunuyor. Yugoslavya Federal Cumhuriyeti zamanında, devletin kurucusu ve aynı zamanda 1953-1980 yılları arasında başkanı olan Tito’nun da bu adayı yazlık mekanı olarak kullandığı biliniyor. Gölün ortasındaki bu adaya ulaşım ise, kayık ve teknelerle yapılıyor. Gölün kirlenmemesi için motorlu tekneler kullanılmıyor.
     Adada bulunan St. Maria Kilisesi’nin kuruluşu yine eskilere, 15.yy.’a kadar uzanıyor. Bir geleneğe göre, buraya gelen yeni evli çiftlerde erkek eşini kucağında kiliseye uzanan merdivenlerden yukarı kadar çıkarabilirse, mutlu bir evlilikleri olacaklarına inanılıyor.
     Slovenya’nın incisi olan Bled Gölü’nde, ayrıca bir de kale bulunuyor. Bled Kalesi’nin tarihi 1000’li yıllara kadar dayanıyor. 11 bin nüfuslu bu küçük yerde kafeler, restoranlar, oteller mevcut. Bled Gölü’ne Ljubljana’dan ulaşım sadece bir saat sürdüğü için, burayı hem günübirlik gezmek hem de burada konaklamak mümkün.
     Slovenya Ulusal Müzesi
     Ljubljana’nın merkezinde bulunan Slovenya’nın bu en eski ve en büyük müzesinde; Taş Devri’nden Roma dönemine, farklı dönemlerden kalan tarihi eserler sergileniyor. Müzede yaklaşık olarak 400 bin eser bulunuyor. 1821 yılında kurulan müze, farklı dönemlerden pek çok imparatorluğun izini taşıyan Slovenya tarihi açısından çok önemli bir yer tutuyor. Müzenin zengin koleksiyonu arasında Taş Devri’nden kalma eserlerin yanı sıra Keltik, Roma, Japon, Rus ve Batı Avrupa imparatorluklarından kalan pek çok obje de bulunuyor. Ayrıca Taş Devri’nden kalma kemikten yapılmış bir flüt, dünyanın ilk müzik enstrümanı olarak biliniyor ve bu müzede sergileniyor.
     Metelkova Özerk Bölgesi
     Geçmişte Yugoslavya ordusu tarafından Slovenya merkez kışlası olarak kullanılırken, 1993 yılında bir grup Sloven genç tarafından ele geçirilip yaşam alanına dönüştürülen özerk bir sosyal bölgedir. Çok sayıda heykel, sanat galerisi, stüdyo ve bar bulunan bu yerde, duvarlar grafitilerle doludur. Bölgedeki tek ruhsatlı bina, hapishaneden hostele dönüştürülen bir binadır. İçinde çok çeşitli kesimden insanları barındıran bu yerde, hafta sonları ve geceleri oldukça hareketli geçer.
     Aziz Nikolas Katedrali
     Eski Şehir diye adlandırılan yerde olan bu katedral, Ljubljana’nın en büyük kilisesidir. Tarihi 13.yy.’a kadar giden kilise, Romalılar tarafından yapılmış ve Roma mimarisi kullanılmış. Daha sonra şehrin birkaç defa el değiştirmesiyle beraber yanan kilise, en son inşasında Barok mimarisine göre tasarlanmış. Kapısındaki bronz kabartmaların yanı sıra bu gösterişli katedralin içerisinde bulunan Barok tarzı org da oldukça göz alıcı.
     Lütfen Bunları Unutmayın
* Slovenya, Avrupa Birliği ülkesi olduğu için, Ljubljana’ya gitmeden önce Schengen vizesi almak gerekiyor.
* Hem hava sıcaklığı diğer mevsimlere göre daha uygun olduğundan hem de festivallerin büyük bir kısmı yazın gerçekleştirildiğinden, Ljubljana’ya gitmek için en uygun zaman yaz mevsimidir.
* Kış ayları oldukça soğuk ve sert geçen Ljubljana’da, kış sporları yapma imkânı da vardır.
* Ljubljana’ya direkt uçak seferleri vardır, tercihe göre karayoluyla da gidilebilir. Demiryolu ulaşımı da gelişmiştir.
* Ulaşım için toplu taşıma araçları kullanılabilir, tercihe göre araba da kiralanabilir.
* Trafik kuralları çok sıkıdır; öncelik her zaman yayalarındır ve Slovenler trafikte saygıya pek önem verirler.
* Slovenler oldukça soğukkanlı insanlardır. Tokalaşmaya, konuşurken göz teması kurmaya özen gösterirler.
* Sloven Mutfağı, çevresinde bulunan İtalya, Avusturya, Macaristan ülkelerinin mutfaklarından etkilenmiştir. Genelde et ağırlıklı yemekler ön plandadır. Kraski prsut (kurutulmuş jambon) ve Struklji (hamur köfteleri) en ünlü yemekleridir.
* Çeşme suyu her yerde içilebilmektedir.
* Ljubljana Festivali, ülkenin en büyük kültürel festivalidir. Dünyanın her yerinden insanların geldiği bu festivalde dans, opera ve müzik gösterileri yapılır. Haziran ayından Eylül ayına kadar sürer.
* Ljubljana gelişmiş bir ekonomiye ve nitelikli bir nüfusa sahip olduğu için, son derece güvenli bir şehirdir.
* Ljubljana’da oldukça canlı bir hayat vardır, gece ve eğlence hayatı da son derece gelişmiş bir şehirdir.
* Ljubljana’da tekne turu ve su sporu gibi aktiviteler de oldukça popülerdir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle