DECAMERON-60 (Elli Beşinci Hikâye)
DECAMERON-60 (Elli Beşinci Hikâye)

DECAMERON-60 (Elli Beşinci Hikâye)

     Foraza, kısa boylu ve biçimsiz bir adamdı. Yassı bir yüzü, çökük bir burnu vardı. Ailesinden kimse onun kadar çirkin değildi. Fakat o kadar kuvvetli hukuk bilgisi vardı ki, bir canlı kütüphane sayılırdı. Giotta da yüksek bir zekaya sahipti, hem kalemi hem fırçayı eşsiz derecede kullanırdı. Resimleri o kadar canlıydı ki, görenler gerçek sanırdı. Asırlarca unutulmuş bir sanatı diriltmişti. Floransa’nın en önemli kişilerinden birisiydi. Büyük bir tevazu ile herkese hocalık ederdi. Fakat kendisine üstat denmesini istemezdi, oysa ki başkaları bu unvana bayılırlardı. Bununla beraber Giotta’nın yüzü ve vücudu Foraza gibi çirkindi. Foraza ve Giotta, Mugello’da bir çiftliğe sahiptiler. Bir gün Foraza sıska bir atın üstünde çiftliğinden dönerken atı ve kıyafeti kendisine benzeyen Giotta’ya rastgeldi. Konuşa konuşa yol almaya başladılar. Bu sırada baş gösteren ani bir yağmurdan korunmak için tanıdıkları bir köylünün evine sığındılar. Yolları hayli uzak olduğu için, orada kalmak istemediler. Köylüden eski birer yırtık şapka alarak tekrar yola çıktılar. Yağmur ve çamur iliklerine kadar işlemiş halde yollarına devam ederken havanın biraz açılması üzerine yine konuşmaya başladılar. Foraza; “Giotta,” dedi. “Seni şimdi bir yabancı görse, büyük bir ressam oluşuna ihtimal verir mi?” diye sordu. Giotta da; “Neden vermesin? Senin haline bakıp alfabe bilgine ihtimal verdikten sonra!” diye yanıt verdi. Taşı gediğine koymuştu… 

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir