Gönüllü Yargıç, Gönüllü Hekim ve Keşiş

G

Üç evliya varmış, üçü de cennet peşinde;
Fikirleri, zikirleri, hedefleri bir;
Ama ayrı ayrı yollar seçmişler;
Eh bütün yollar Roma’ya gider.
Birine davalıların halleri dokunmuş
İşi uzatan, çıkmaza sokan mahkemelerde.
Parasız pulsuz yargıçlık yaparım, demiş,
Dünya malında gözü yokmuş nasıl olsa.
Kanunlar kondu konalı insan ömrünün
Mahkemelerde geçiyor yarısı.
Ne yarısı, dörtte üçü, çok kez de hepsi.
Bizimki davacıları barıştırarak
Önüne geçeceğini sanmış bu çılgınlığın.
İkinci evliya hastaneleri seçmiş.
Aferin derim; çünkü hastayı ferahlatmak
Hayırseverliğin en iyisidir bence.
Eski zaman hastaları da
Her zamanın hastaları gibi olduğundan,
Bizim evliya çok çekmiş dert dinlemekten.
Kimi ağlar, kimi kızar, kimi yakınır:
— Şuna buna nasıl bakıyor baksanıza:
Onlar dostları çünkü; bizler tu kaka.
Bunlar hiç kalırmış,
Davacıları uzlaştırmak isteyen
Yargıç evliyanın çektikleri yanında:
Kimse memnun değilmiş hiçbir yargıdan:
Her iki taraf da çatıyormuş ona.
Adalet terazisi
Payına razı etmiyormuş kimseyi.
Yargıç sinirlenmiş dırdır edenlere
Gitmiş hastaneye
Dert yanmış öteki evliyaya.
O evliya da canından bezmiş olduğu için
Gel bırakalım bu işleri de
Gidip ormanlarda yaşayalım demişler;
Hastalardan, davacılardan uzakta.
Sarp kayalıkların dibinde
Tertemiz bir kaynağın yanı başında.
Öyle ıssız bir yere gitmişler ki
Ne gün ışığı girermiş içine, ne rüzgâr.
İşte orada üçüncü evliyaya rastlamışlar
Ve bir öğüt istemişler ondan.
Keşiş yoldaşları demiş ki:
— İnsan öğüdü kendi kendine vermeli.
Derdinizi sizden iyi kim anlar?
Yüce varlığın her ölümlüden istediği
Kendi kendini tanımasıdır en önce.
Kendinizi şehirde tanıdınız siz,
Oysa yalnız sakin yerlerde olur bu iş.
Başka yerde kendini aramak büyük hata.
Bulanık suda ne görebilir insan?
Şu kaynağı allak bullak etsek ne olur?
— Kendimizi göremeyiz elbet içinde:
Öyle yoğun bir buluta döner ki çamur,
Suyun billur aynalığı yok olur.
Evet, kardeşlerim, bırakın durulsun sular,
O zaman görürsünüz içinde kendinizi.
Issız yerlerde kalın
İçinizi daha iyi seyretmek için.
İki dost inanıp uymuşlar bu güzel öğüde.
Ama demek değildir ki bu
Kimse bir görev yüklenmeyecek.
Madem mahkemelere düşüyor,
Ölüyor, hastalanıyor insan,
Hekimler, avukatlar olacak ne yapsan.
Tanrı’ya şükür, yoksun kalacak değiliz
Her iki görevin yardımlarından:
Şeref ve kazanç sağladıkça bu işler
Korkmayın, başımızdan eksik olmazlar.
Ne var ki bu görevlerde çalışırken insan
Kendini adam etmeyi unutuyor çoğu zaman.
Ey halkın hizmetinde çalışanlar,
Kodamanlar, krallar, bakanlar,
Sizler ki ne bulanık sular
Ne umulmadık belalar içindesiniz,
Sizler ki mutsuz oldunuz mu düşer,
Mutlu oldunuz mu da bozulursunuz;
Sizler görmüyorsunuz kendi kendinizi,
Ne kendinizi, ne de hiç kimseyi.
Arada bir kendinize gelir gibi olsanız
Bir dalkavuk gelir bulandırır suyu apansız.
Bu masalı bu dersle bitirelim,
Gelecek yüzyıllara yararlı olsun diyelim.
Krallara sunarken bunu
Sorarım akıllı kişilere, masalımı
Neyle bitirsem daha iyi olurdu?

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi