İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-44)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (44) Sonuçlar ve Tartışma
     Uygulanan anketlerden elde edilen bulgular, farklı literatürlerden incelenen kaynaklar ve yapılan araştırmalar ışığında elde edilen genel sonuçlar “Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş birliği sağladıkları konular” ve “Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş ayrılığı yaşadıkları konular” olarak iki ana başlık altında incelenmiştir.
     Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş birliği sağladıkları konuları şu şekilde sıralamak mümkündür:
1) Hem Türk hem de İspanyol öğrenciler, terör kavramını en çok “siyasi tercihler” değişkeni ile ilişkilendirmektedir. Bunun yanı sıra, “devletlerarası ilişkiler”, “etnik aidiyet” ve “ekonomik çıkarlar” değişkenlerinin de hem Türk hem de İspanyol öğrenciler tarafından terör kavramı ile yakından ilişkilendirildikleri görülmektedir.
2) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “terörün bir hak arama yolu olmadığı/olamayacağı” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H2 hipotezini doğrulamaktadır.)
3) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “terörün uluslararası bir sorun olduğu” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H4 hipotezini doğrulamaktadır.)
     Bu bulgu, Nazmi Çora’nın (2008) “Uluslararası Terörizm ve Failleri” isimli kitabında terörizmin uluslararası boyutunu ele alan şu sonuçları ile örtüşmektedir:
     “Ne şekilde olursa olsun, belirli bir ülkede veya bölgede doğmuş bulunan terörist hareketin yahut hareketlerin, diğer ülkelere herhangi bir şekilde sıçraması uluslararası terörizmdeki ilk adımdır. Ancak, uluslararası terör doğduğunda, yerli terör ikinci sıraya düşmektedir. Belirli hedeflere ulaşmak üzere faaliyete başlayan terör örgütleri, bir müddet sonra, uluslararası terörizmle organik bağlar kurmakta bu fenomenin renkli mozaiğe benzeyen yapısında yerini almaktadır.”
     Bu bulgu aynı zamanda, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın (1999) “İstihbarat ve Dış Politika: İngiliz, Amerikan ve Türk İstihbarat Sistemlerinin Mukayesesi” isimli araştırmasında PKK’nın destekleyici devletler ile ilişkisini, dolayısıyla PKK terör örgütünün uluslararası boyutunu ele alan şu bulguları destekler niteliktedir:
     “Geçmişte ve hala günümüzde, örtülü operasyon, muhalif(düşman) ülkeler arasında her zaman sessiz savaş yolu olmuştur. Soğuk savaş yılları örtülü operasyonlarla doluydu. Bugün bile, ulusların örtülü operasyon formlarından birine giren faaliyetlerini görmek mümkündür. Örneğin Suriye, PKK militanlarını Türkiye’ye karşı gerilla savaşında destekliyor ve eğitiyordu. Böylece Suriye, Suriye’nin dış politika hedefi için önemli olan Türkiye’nin ekonomik ve politik durumuna zarar verirken yüksek bir bedel ödemez. Sadece Suriye değil, onunla birlikte Yunanistan ve Irak gibi bir dizi ülke gizli eylemleri için iddiaya göre PKK’yı kullanıyorlar. Türk güvenlik güçlerinin operasyonları PKK ve destekleyici devletler arasındaki bağı ortaya koymuştur.”
4) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “terörün ortaya çıkışında dini faktörlerin/dinsel farklılıkların etkili olduğu” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H5 hipotezini doğrulamaktadır.)
     Bu bulgu, Juergensmeyer’ın (2003) kitabında din ve terör ilişkisinin araştırılmasının önemine vurgu yapan şu bulguyu destekler niteliktedir: Dini öğretileri meşrulaştırma dayanağı olarak kullanan şiddet ve terör gruplarının, sadece belirli bir dinin egemen olduğu coğrafyada faaliyet göstermediği, ulus aşırı ve küresel bir özellik taşıdığı görülmektedir. Şiddet ve yıkıcılığın aslında dini inançlarla meşrulaştırılmasının arka planı araştırılmaya değer bir konudur. Hangi psikolojik ve toplumsal süreçlerin şiddeti ürettiği ve hangi mekanizma ile dinin şiddet ve saldırganlık duygularına dayanak yapıldığının çözümlenmesi kuşkusuz büyük önem taşımaktadır.”
5) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “terörün daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olmadığı” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H6 hipotezini doğrulamaktadır.)
6) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “terörün ortaya çıkışında ülkenin coğrafi konumunun etkili olduğu” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H8 hipotezini doğrulamaktadır.)
7) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayabileceği” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H9 hipotezini doğrulamaktadır.)
8) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu; farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en doğru yolların “çok kültürcülük politikaları” ve “anayasal hakları tanıma” yolları olduğu görüşünde birleşmektedir. Söz konusu yolların farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en doğru yollar olduğu düşüncesinin oluşmasında, her iki ülkenin de tarihsel süreçte sahip oldukları çok uluslu ve zengin kültürel yapının etkisinin olduğu görülmektedir. (Bu sonuç H10 hipotezini doğrulamaktadır.)
9) Farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek yollar olarak katılımcılara sunulan “ayrılma, tehcir, mübadele, asimilasyon, federasyon, konfederasyon” seçeneklerinin hem Türk hem de İspanyol öğrenciler tarafından oldukça az sayıda tercih edildiği, söz konusu yolların hem Türk hem de İspanyol öğrenciler tarafından farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek doğru ve etkili yollar olarak değerlendirilmediği görülmektedir.
10) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “toplumun eğitim seviyesi arttıkça etnik ayrılıkçı terör faaliyetlerinin azaldığı/azalacağı” görüşünde birleşmektedir. PKK ve ETA terör örgütlerinin eleman profilinin incelenmesi sonucu elde edilen bulgularda, örgüte katılım gösteren bireylerin eğitim seviyelerinin genelde düşük olduğu, toplumun eğitim düzeyinin terör örgütüne katılımı artırdığı yönündeki bulguları doğrular niteliktedir.
11) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “kültür ve dil farklılıklarının etnik ayrılıkçı terörün ortaya çıkışında etkili olduğu” görüşünde birleşmektedir. (Bu sonuç H12 hipotezini doğrulamaktadır.)
12) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “Etnik kökenli/ayrılıkçı terör ile mücadelede komşu ülkeler başta olmak üzere uluslararası işbirliğinin önemli olduğu” görüşünde birleşmektedir.
     Bu bulgu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye’nin Uluslararası Toplumun Terörle Mücadele Çalışmalarına Katkıları” başlıklı yazıda terörle mücadelede uluslararası işbirliğine vurgu yapan şu bulguları destekler niteliktedir:
     “Türkiye için terörle mücadelede uluslararası işbirliği hiçbir zaman bir söylemden ya da akademik bir ilgiden ibaret olmamıştır. Türkiye’yi hedef alan terör grupları ülkemizin sınırlarının dışında teröristler için eğitim kampları kurmakta, fon toplamakta ve medya organları yoluyla propagandalarını yapabilmektedirler. Terör örgütlerinin liderleri, terör suçlarının failleri, hamileri ve finansörleri Türkiye dışında serbestçe dolaşabilmektedirler.
     Bu tehdide karşı uzun yıllardır verdiğimiz mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri uluslararası düzeyde somut işbirliği olmadan, terörle mücadelede başarılı olunamayacağıdır.
     Son dönemde artan terör tehdidi uluslararası işbirliğinin önemini daha da ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, günümüzde uluslararası toplum emsali bulunmayan ölçekte bir tehditle karşı karşıya bulunmaktadır. Terör örgütleri küreselleşmekte, çok daha büyük ölçekte kayıplara yol açabilecek şiddet kapasitesine ulaşmakta, gelişen sosyal medya imkanları sayesinde kendi söylemlerini yayma ve gençleri şiddete teşvik etme yeteneklerini arttırmaktadırlar. Dünyanın herhangi bir bölgesinde, sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunan insanları ayırt etmeden hedef alan bir terör saldırısının gerçekleşmediği bir gün neredeyse yok gibidir. Yabancı Terörist Savaşçılar fenomeni bu endişe verici gerçeğin bir tezahürüdür.”
13) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “mücadelenin istihbarat kanadı”nın ülkelerinde görülen PKK ve ETA etnik ayrılıkçı terör örgütleri ile mücadelede en önemli unsurlardan biri olduğu görüşünde birleşmektedir. Söz konusu bulgu; istihbarat örgütlerinin terörle mücadeledeki rolünün büyüklüğüne yalnızca Türk gençleri tarafından değil, İspanyol gençleri tarafından da büyük bir önem verildiği ve istihbarat örgütlerinin terörle mücadeledeki önemine uluslararası arenada vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır.
14) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu PKK ve ETA terör örgütleri ile mücadele toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapmaktadır.
15) Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun “dünya çapında PKK/ETA terör örgütüne benzer amaçlarla faaliyet gösteren örgütlerin isimlerini duydukları fakat bu örgütler hakkında ileri düzeyde bilgi sahibi olmadıkları görülmektedir. Söz konusu bulgu, araştırma kapsamında görüş bildiren katılımcıların büyük bir çoğunluğunun terörün uluslararası bir kavram olduğu görüşüne, etnik ayrılıkçı terörün sona erdirilmesinde uluslararası işbirliğinin önemine yapılan vurgunun belirli bir bilinç düzeyine dayalı olarak yapıldığını ortaya koymaktadır.
16) Araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun ETA terör örgütü, İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun ise PKK terör örgütü hakkında kısıtlı bilgiye sahip oldukları ya da hiçbir bilgilerinin olmadığı görülmektedir. Bu bulguya dayanarak; PKK ve ETA tarafından yıllardır sürdürülen/ sürdürülmüş olan uluslararası kamuoyu oluşturma ve örgüt propagandası yapma çalışmalarının başarılı olmadığı söylenebilir.
17) Terörle mücadelede ülkenin askeri gücüne, istihbarat güçlerine, emniyet güçlerine uluslararası toplumun güveni genel olarak incelendiğinde; Türkiye ve İspanya’nın etnik ayrılıkçı terör ile mücadelesinde askeri güçlere ve emniyet güçlerine araştırma kapsamında görüş bildiren gençlerin ortak bir güven duyduğu ve çoğunlukla bu kurumların doğru politikalar izlediği görüşünde birleştikleri görülmektedir.
18) Araştırma kapsamında görüş bildiren hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu terörle mücadelede toplumsal dayanışma ve kamuoyu oluşturma unsurlarının önemli olduğu görüşünde birleşmekte, mücadelenin sosyolojik boyutuna ayrıca dikkat çekmektedir.

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-45)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz