Tarihin Bilinmeyenleri (O Bir Gaz)
Tarihin Bilinmeyenleri (O Bir Gaz)

Tarihin Bilinmeyenleri (O Bir Gaz)

     Az maharet ve bol sıcak havayla on sekizinci yüzyıl mucitleri ayaklarını gerçekten yerden kestiler.
     On sekizinci yüzyıl mucitleri çok miktarda, normal havadan hafif bir şeye -örneğin sıcak havaya- ağır bir şeyler iliştirmeye başladılar. Sıcak hava balonları 1709’da bir Brezilyalı vaiz ve mucit olan Bartolomeu Lourenço Gusmo tarafından keşfedilmiş olabilir. Ama insanların uçması daha doğrusu havada süzülmesi yüzyılın sonlarına doğru mümkün olacaktı. 1782’de Joseph ve Etienne Mongolfier kardeşler Fransa’da sıcak hava balonlarıyla deneyler yaptılar. 1783’den itibaren yolcularını -bir horoz, bir ördek ve bir koyun!- göndermeye hazırdılar. Horozun, koyun teptiğinde ufak bir sakatlık geçirmesi haricinde her şey iyi gitmişti. Bir sonraki uçuşta Mongolfier kardeşler, yere iple sımsıkı bağlı balonlarıyla bir adamı taşıdılar.
     1783 Kasım ayında Jean François Piulatre de Rozier ve Marki d’Arlandes beraber uçtular. Balonlarının yerden bağlantısını kesip Paris’in 915 metre kadar üzerinde uçtular. Yün ve saman yakarak sıcak hava sağladılar ve 25 dakika kadar uçup 9 kilometre kadar bir alanı dolaştılar. Bundan hoşlanan Parisliler balon çılgınlığına kapıldılar. Aslında balon modası tüm Avrupa’ya hızla yayılmış ve balonunu diken havaya fırlamıştı.
     Neye Yararı Var?
     1783 Arahk ayında mucit J.A.C. Charles gaz dolu bir balonla on iki saat uçup 372 kilometrelik bir alanı gezdi. Yaşlı Amerikan filozofu (ve mucit) Benjamin Franklin Paris’teydi ve uçuşu “en güzel gösteri” olarak tanımladı. Ama herkes bu heyecanın nedenini anlamıyordu. Biri Franklin’e bu havada süzülen şeylerin ne amaçla kullanılacağını sormuştu. Franklin’in cevabı “Yeni doğan bebeğin ne yararı var?” olmuştu. Yararı kısa sürede keşfedildi, 1793’de ilk hava yoluyla giden mektup balonla Londra’dan Paris’e gönderildi. Mektup Benjamin Franklin’eydi.
     Başka bir Amerikan vatanseveri, Abraham Lincoln, 17 Haziran 1861’de havadan bir telgraf mesajı alınca, balonlar ilgisini çekti. Thaddeus Lowe adındaki bir balon meraklısı, American Telegraph Company’nin (Amerikan Telgraf Şirketi) Washington’daki birkaç temsilciliğini almıştı. Sepete bir kablo koymuşlar ve ilk havadan yere telgrafı göndermişlerdi. Bu telgraf da Lincoln’e iletilmişti.
     Yükseklerden Casusluk
     O gece Lowe’un balonu Beyaz Saray’ın çimenlerine bağlıyken Lincoln bu işin askeri olasılıklarını sordu. Savaş sırasında Lowe, Kuzey güçlerine değerli bilgiler iletti. Yere bağlı balonlar düşmanı gözlemek için yüksek bir platform sağlıyordu. Psikolojik yararı ise balonların savaş alanının tepesinde süzülürken korkutucu görünmeleriydi. Kuzeylilerin balonlarını defalarca vurmaya çalışıp başarılı olamayan Güneyliler kendi balonlarını yapmaya karar verdiler. Zarif Güneyliler ipek balon sepetleri yapma savaşı verdiler. Bu, Güneyli güzellerin en güzel giysilerini hava kuvvetlerine bağışladıkları dedikodularına yol açtı.
     Gazın Var mı?
     Mucitler balonlar üzerinde çalışmayı sürdürüyordu. Sıcak hava bir balonu yerden yükseltebiliyordu ama hava soğuyor, yakıt bitiyordu ve balon da o durumda yere iniyordu. Havada bir ateşi yanık tutmak zor ve tehlikeliydi. Fransızlar bir buhar makinesi, kas gücü ve ufak bir elektrik motoru denemelerinde sınırlı başarı göstermişlerdi. 1880’lerin sonunda Gotlieb Daimler’in yeni hafif benzin motoru her şeyi değiştirdi. Elementlerin en hafifi olan hidrojen gazı çok yanıcı olmasına rağmen işe yaramıştı. Hidrojen metalin asit içinde erimesiyle açığa çıkıyordu. Bazı kentlerin aydınlatmasında kullanılan kömür gazı (havagazı) gibi başka gazlar da kullanıldı.
     Kuşlar İçin
     Maalesef balonlar hâlâ yönlendirilemiyordu. Safra atılarak yükselmesi, gaz kesilerek inmesi sağlanabiliyordu ama bir yöne gitmesi ya da hızı konusunda bir şey yapılamıyordu. Bağı kesilince bir balon rüzgarların insafına kalıyordu ve pilot sadece bir yolcu haline geliyordu. Mucitler pilotun aracı istediği yöne götürebilmesi için çalışmalara başladılar. Kürek, yelken, kanat, paraşüt hatta pervane eklemeyi bile denediler ama hiçbiri işe yaramadı. Birisi akbaba sürüsüne koşum takmayı önerdiyse de bu fikir pek kabul görmedi. Yine de on sekizinci yüzyılda hâlâ iyi bir baloncuyu yerde tutmak imkansızdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir