İstihbarat Notları (PKK ve ETA Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-45)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (45) Sonuçlar ve Tartışma
     Uygulanan anketlerden elde edilen bulgular, farklı literatürlerden incelenen kaynaklar ve yapılan araştırmalar ışığında elde edilen genel sonuçlar “Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş birliği sağladıkları konular” ve “Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş ayrılığı yaşadıkları konular” olarak iki ana başlık altında incelenmiştir.
     Türk ve İspanyol öğrencilerin görüş ayrılığı yaşadıkları konuları şu şekilde sıralamak mümkündür:
     1- İspanyol öğrencilerin terör kavramını “din” değişkeni ile ilişkilendirme sıklığının yüksek olduğu görülürken, Türk öğrencilerin terör kavramını “din” değişkeni ile İspanyol öğrenciler kadar ilişkilendirmediği görülmektedir. (Bu sonuç H1 hipotezini doğrulamaktadır.)
     2- Terörü daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olarak değerlendiren Türk öğrencilerin sayısı, terörü daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olarak değerlendiren İspanyol öğrencilerin sayısından fazladır. Bu bağlamda, İslam ile meşrulaştırılmaya çalışılan çeşitli terör faaliyetlerinin yarattığı İslamafobik etkilerin; Batı toplumundan çok, nüfusunun büyük bir kısmı İslam inancını benimsemiş olan Türk toplumu/gençleri üzerinde yansımasını gösterdiği, söz konusu durumun Türk gençlerini İslam’a yabancılaştırdığı söylenebilir. (Bu sonuç H7 hipotezini çürütmektedir.)
     3- Farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek yolların incelendiğinde; İspanyol öğrencilerin verdikleri cevaplarda öne çıkan bir diğer yol olan “özerklik” seçeneğinin (21 kişi), Türk öğrencilerde yalnızca 7 kişi tarafından izlenebilecek bir yol olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu bulguya dayanarak, İspanyol öğrencilerin bir arada yaşayamama durumunda “özerklik” seçeneğine Türk öğrencilere nazaran daha ılımlı baktıkları söylenebilir.
     4- Araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde etnik ayrılıkçı terör faaliyetlerinin daha az görüldüğü” görüşünde birleşirken, İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “etnik ayrılıkçı terör faaliyetleri ve ülkenin ekonomik gelişmişliği arasında bir ilişki olmadığı” görüşünde birleşmektedir. Bu bulgu, Demir’in (2010) “Sebeplerinden Mücadele Yöntemlerine Avrupa’da Etnik Ayrılıkçı Terörizmin Analizi; PIRA, ETA, PKK başlıklı” araştırmasında ulaştığı şu sonuç ile örtüşmektedir:
     “Ekonomik veriler incelendiğinde, Bask bölgesinin kişi başına GSYİH oranları ile İspanya ortalamasının ve diğer otonom bölgelerin üzerinde seyrettiği görülmektedir. Kişi başına düşen milli gelir oranlarında ise Bask bölgesinin İspanya ortalamasından yüksek olduğu, 2006 istatistiklerine göre İspanya ortalamasının % 30 daha fazlası gelire sahip olduğu görülmüştür. Bu verilere bakarak Bask bölgesinin İspanyol ekonomisine katkısının ve elde edilen gelirin diğer bölgelere göre daha fazla olduğu söylenebilir. Bütün bu veriler dikkate alındığında Bask bölgesinin sosyo-ekonomik verilerinin İspanya ortalamasına göre hemen her alanda daha iyi durumda olduğu ve bu durumun terörün en yoğun yaşandığı yıllarda da değişmediği söylenebilir. Bu durum yoksunluklar ile ETA terörizmi arasında ilişki kurulmasına engel olur.”
     5- İspanyol öğrencilerin verdikleri cevaplarda ETA terör örgütü ile mücadelede en öne çıkan faktör olarak görülen “mücadelenin kamuoyu oluşturma kanadı”, Türk öğrencilerin verdikleri cevaplarda etnik ayrılıkçı terör ile mücadelede en önemli faktörler sıralamasında en sonda yer almaktadır. Etnik ayrılıkçı terör ile mücadelesinde başarıya ulaşmış bir ülke olan İspanya’nın, terörle mücadelede en önemli faktör olarak değerlendirdiği “mücadelenin kamuoyu oluşturma kanadı”nın ülkemizdeki terörle mücadelede üzerinde durulan bir faktör olmadığı, Türk geçleri tarafından terörle mücadelede etkili bir güç olarak değerlendirilmediği görülmektedir.
     6- Terörle mücadelede ülkenin askeri gücüne, istihbarat güçlerine, emniyet güçlerine uluslararası toplumun güveni genel olarak incelendiğinde; Araştırma kapsamında görüş bildiren İspanyol öğrencilerin terörle mücadelede ülkelerinin istihbarat gücüne de en az emniyet ve askeri güçler kadar güven duyduğu görülürken, terörle mücadelede en önemli faktörü “mücadelenin istihbarat kanadı” olarak değerlendiren Türk öğrencilerin; -İspanyol öğrencilerin ülkelerinin istihbarat teşkilatına duydukları güvene karşın-, Türkiye’nin etnik ayrılıkçı terör ile mücadelesinde istihbarat teşkilatının doğru politikalar izlemediğini düşündükleri ve Türkiye’nin istihbarat gücüne yüksek oranda bir güvensizlik duydukları görülmektedir. (Bu sonuç H14 hipotezini çürütmektedir.)
     Bu bulgu, İhsan Bal’ın (2006) “Alacakaranlıkta Terörle Mücadele ve Komplo Teorileri” isimli kitabında yer vermiş olduğu şu bulguları destekler niteliktedir:
     “Türkiye’de kurumlara güven oldukça alt seviyelerdedir. Bunun bir çok nedeni vardır ve bizzat devlet kurumları bu güveni sarsacak faaliyetlerde bulunmuşlardır. Ancak toplumla devlet kurumları arasındaki güveni sağlamanın yolu kurumları çalışamaz hale getirmek olmamalıdır.
     Güvende olmanın birinci adımı, olayların meydana gelmeden önlenmesi ise, istihbaratçıya güvenmek zorundayız. Bu güven, istihbaratçının elde ettiği bilgileri, şahsi veya grupsal çıkarları için kullanması veya bu amaçla bilgi toplanması anlamına gelemez. Tabii bu mesleği yapanların denetimi, sorgulanması ve hesap vermesi gerekmektedir ve bu hem yasal olarak, hem de kurumsal olarak en iyi şekilde düzenlenmelidir. Türkiye’de son zamanlarda görülen ise önleyici istihbarat yapmanın bizzat zorlaştırılması, hatta neredeyse imkânsız hale getirilmesidir. Bir istihbarat faaliyetinde baştan olası tüm telefonların mahkemeye bildirilmesi oldukça zor, hatta bazı durumlarda olanaksızdır. Burada kaş yapalım derken göz çıkarılması riski vardır. Meslek mensuplarına güvenmek zorundayız. Yoksa ölüm riski var diye ameliyattan kaçmamız veya doktorları mesleğini yapamaz hale getirmemiz çok doğru bir davranış şekli değildir.” 

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-46)

Yazar hakkında

Yorum Ekle