Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (11)

T

HİÇ DEĞİŞMEMİŞSİN
     Köyün hocası bir gün Temel’in yanına gelir;
     “Temel, sana öldükten sonra ne olacağını söyleyeyim mi?” der.
     Temel de merakla;
     “Söyle hocam,” der.
     Hoca başlar anlatmaya;
     “Sen öleceksin, biz seni gömeceğiz. Sonra etlerin çürüyecek ot olacak. Bizim inek gelip o otları yiyecek, sonra da sindirip bir kenara yediklerini sıçacak. Ben de gelip o boka bakıp, ‘Ula Temel, ne idin ne oldun’ diyeceğim.”
     Hiç bozuntuya vermeyen Temel;
     “Hoca, ben de sana öldükten sonra ne olacağını anlatayım mı?” der.
     Hoca,Anlat bakalım,” deyince, Temel anlatır:
     “Hoca, sen öleceksin, seni gömeceğiz, etlerin çürüyecek ot olacak, bizim inek de o otları yiyecek ve bir kenara sıçacak, sonra ben o boka bakıp, ‘Ula hoca, hiç değişmemişsin!’ diyeceğim.”
AKROBAT
     Temel marangoz, ama ne marangoz… Mesleğinin zirvesinde!
     Günlerden bir gün, Trabzon’a dünyanın en büyük sirki geliyor. Çadır direğini dikmek için de usta bir marangoza ihtiyaç var. Arayıp soruşturuyorlar, en iyi usta olarak Temel’i tavsiye ediyorlar.
     Temel sirk’e gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya. Bu sırada sirkin patronu aşağıdan Temel’i seyrediyor. Derken Temel, birden havada iki perende, üç salto atarak yere iki ayağının üstüne düşüyor. Ellerini de bacaklarının yanlarına, aralarına vurarak sağlam bir şekilde ayağa kalkıyor. Bunu gören patron, içtiği puroyu yutuyor ve koşarak Temel’in yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında çok büyük paralar kazanacağını anlatıyor. Temel ise kesinlikle olmaz diyor. Patron gene aynı hareket için para teklif ediyor ve ardından 20 senelik ip cambazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor. Adam ısrar ediyor, Temel kabul etmiyor… Adam gene gene ısrar ediyor.
     Temel en sonunda, adamın kulağına eğilip, “Ula hemşerim, benim her sefer aynı hareketi yapmam için ille de direğin tepesinde iken aletin başına mı vurmam gerekiyor!” diyor.
SKORBOARD TAHTASI
     Temel, evli bir arkadaşını ziyarete gider. Evin hanımı çok güzel bir içki masası hazırlamıştır. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz. İçkinin etkisiyle, ev sahibi sızar ve horlamaya başlar. Kadın, Temel’e yaklaşır ve kulağına fısıldar:
     “Haydi biraz sevişelim.”
     Temel sıkılarak;
     “Nasıl olur? Sen benim arkadaşımın eşisin. Hem sonra, ya aniden uyanırsa?”
     Kadın, üstündeki son giysiyi de çıkartırken, “Yer yerinden oynasa uyanmaz artık.” Der.
     Temel eğilir ve arkadaşının göğsünden bir kıl kopartır. Arkadaşının horultusunda hiçbir değişme olmaz. Bunun üzerine kadınla çılgınca sevişmeye başlar.
     Kadın, bir süre sonra içli bir sesle; “Haydi bir daha!” der.
     Temel, arkadaşının göğsünden bir kıl daha kopartır, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevişirler. Olay, sabaha kadar tam beş kez tekrarlanır. Güneşin ilk ışıkları odaya dolarken, Temel bir kıl daha koparınca, arkadaşı;
     “Bak dostum, bütün gece karımla seviştin. Ses çıkartmadım. Ama göğsümü skorboard tahtası olarak kullanmaya devam edersen, canına okurum ha!”
DİLE BENDEN NE DİLERSEN
     Temel, Dursun’a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
     “Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve ‘Benden ne istersen alabilirsin,’ dedi. “Ben de arabasını aldım.”
     Dursun :
     “İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!”
FİRAR
     Ufak bir suçtan hapse düşen Temel’in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta, haftada bir doktora gitmektedir. Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir. Bir gün bacağı, sonra kolu, eli… Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir ve manalı bir gülüşle:
     “Uy hemşerim, sanmaki anlamayrum, bağa öyle geliyor ki galiba sen kısım kısım firar edeysun!”
PAÇA
     Adamın biri Karadeniz’i gezerken bakmış bir köyde bütün koyunlar üç bacaklı. Merak etmiş ve arabasından inip çobana sormuş niye koyunlar böyle, diye. Bunun üzerine çoban:
     “Canımız her paça istediğinde koca koyunu kesecek değildik herhalde!”
YASSI TAVUK
     Karadeniz’i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve sormuş:
     “Affedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim” diye. “Acaba bu tavuğun sahibi kim?”
     Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan köylüler:
     “Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz!”
MENDİL
     Temel ve İdris sahilde gezinirken Temel’in kafasına martı sıçmış. Temel:
     “Mendilin var mı?” diye sormuş.
     “Var da, ne yapacaksın mendili? Martı çoktan uzaklaştı.”
PİPO
     Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş:
     “Temel, ineklerinden pipo içen var mı?” diye sorar.
     “Yok!”
     “O zaman ahırın yanıyor!”
BOYACI LAZ
     Karadenizlinin birine karayollarını boyama işi vermişler. Adam başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
     “Hayırdır evladım, iyi çalışıyordun, niye yavaşladın böyle?”
     “Ben yine iyi çalışıyorum.”
     “İyi ama dün 50 metre, bugün de 10 metre boyamışsın?”
     “Haliyle… İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.”
TEMEL, KARISI, KARISININ ÂŞIĞI
     Temel, bir haftalığına gittiği memleketten, haber vermeden erken dönünce, karısını evde başka bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde taşıdığı tabancasına davranan Temel, yatakta yakaladığı adamı alnının ortasından vurur. Tabancayı tam kendi kafasına doğrultmuşken, karısı haykırarak üzerine atlar:
     “Dur Temelim, kıyma kendine!”
     Temel, sinirden titreyerek haykırır:
     “Sus kaltak, sıra sana da gelecek!”

Yazar hakkında

Yorum Ekle