Bektaşinin Biri (7)

B

 HEPSİNİ ALDATTIM
     Müthiş bir fırtına patlamıştı. Yolcuların hepsi perişan durumdaydı. Bunların arasında bir de Bektaşi vardı. Baktılar, Bektaşi Allah’a yalvarıp yakarmaya başlamış; “Adını bilmediğim bir evliyaya bir koç adıyorum. Yeter ki fırtına dinsin…” diyor.
     Bektaşi’nin yakarması kaptanın tuhafına gitmişti: “Hayret! Hiç adını bildiğin bir evliya yok mu?” diye sordu. “Yok olur mu, elbette var!” diye cevap verdi Bektaşi. “Var da… Hepsini birer kez aldattım!”
KENDİSİNDE OLMAYANI
     Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş: “Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!”
     Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış; “Rabbim, bana iman ver!” demiş.
     İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye; “Bak, herkes ne istiyor Tanrı’dan, sense rakı parası! Utanmıyor musun?” deyince, Bektaşi usulca; – “Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister,” demiş.
BÜYÜK İŞLER
     Bektaşi’nin ticarete atılacağı bir dönemde 1000 altına ihtiyacı vardır. Camiye gider ve başlar dua etmeye: “Allah’ım, bana 1000 altın ver, ticarete atılacağım…”, “Allah’ım bana 1000 altın ver, ticaret yapacağım…” Hemen yanındaki dilenci: “Allah’ım, bana 1 altın ver, ekmek alacağım…”
     Bunu duyan Bektaşi, hemen çıkarır 1 altını verir ve “Şimdi defol git, gözüme gözükme! Böyle ufak tefek işlerle Allah’ı meşgul etme… Kör müsün, burada büyük işlerle uğraşıyoruz!” der.
DİLENCİ OLMAZDIN
     Dilencinin biri, Bektaşiye; “Bir sadaka ver, sana dua edeyim,” der. Bektaşi ona para verdikten sonra dilenciye dönerek; “Duanı istemem!” der. Dilenci sorar: “Neden?”
     “Eğer duan kabul olsaydı, sen dilenci olmazdın!”
NİYET
     Bektaşiye, sahurda sorarlar: “Oruca nasıl niyet etmeli?”
     Bektaşi, tıka basa yedikten sonra cevap verir: “Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip ağzını çalkalamalı.”
SADAKA
     Bektaşiye dilencinin biri yaklaşarak; “Allah rızası için bir sadaka,” der.
     Bektaşi; “Allah’ın burada kelli felli kulları var. Onlara uğramadan doğru bize çatmandaki sebep ne?” diye sorar.
     Dilenci cevap verir: “Beyim, sende olsa olsa para vardır!”
     Bektaşi güler: “Aman ne güzel… Bende iman olmadığını sen, para olmadığını da ben biliyorum.”
BİLMEM Kİ NE DESEM?
     Bayramlaşmaya gelen Bektaşi’nin eline bir şeker tutuşturarak onu başından savmaya çalışan konak sahibi, şeker de bedavaya gitmesin diye Bektaşiye sorar:
     “Erenler gece bir rüya gördüm yorumlar mısın?”
     “Anlat bakalım.”
     Adam anlatmaya başlar: “Geniş bir düzlükteyim. Harman yeri mi desem, bayram yeri mi? Düzlüğün ortasında bir bina. Han mı desem, hamam mı? Bilmem ki ne desem? Bahçesinde geniş bir su. Havuz mu desem, deniz mi desem. Yarabbim ne desem? Başımın üstünde bir kuş sürüsü. Turna mı desem, karga mı desem?”
     Bahşiş alamayan Bektaşi’nin tepesi atar: “Anlaşıldı, anlaşıldı. Senin başın belaya girecek ama akşam mı desem, sabah mı desem? Bugün mü desem, yarın mı desem? Bir meteliğe kıyamayan teres, bilmem ki daha ne desem?”
ZİNA ALETİ
     Kadı, Bektaşi’ye sorar: “Rakı şişesi taşımaya utanmıyor musun?”
     Bektaşi: “Bende zina aleti de var kadı efendi, kullanmadıktan sonra o suçu işlemiş olmam ki!”

Yazar hakkında

Yorum Ekle