DECAMERON-67 (Altmış İkinci Hikâye)
DECAMERON-67 (Altmış İkinci Hikâye)

DECAMERON-67 (Altmış İkinci Hikâye)

     Napoli’de bir müddet önce fakir bir adam, Peronella adlı güzel bir kızla evlenmişti. Adam duvarcı idi. Kadın, örgü örerek para kazanırdı ve böylece geçinip giderlerdi. Bir gün, bir delikanlı Peronella’yı gördü, ona âşık oldu ve kızı ziyaret etmek için iznini aldı. Buluşmak için, şöyle bir tedbir düşündüler: Kocası, erken kalkıp işine gittiği için delikanlı bir köşede saklanacak ve kocanın gittiğini görünce eve girecekti. Birçok defa böyle buluştular.
     Bir gün Giyanello isimli bu delikanlı, kızın yanına yine gelmişti. Fakat mutat olmadığı halde koca, erkenden eve çıkıp geliverdi. Kapıları kilitli görünce: “Allaha şükürler olsun,” dedi. “Fakirliğime rağmen, bana faziletli bir kadın ihsan etmiş, benim yokluğumda kimsenin gelmemesi için nasıl da her tarafı kilitlemiş.”
     Kadın, kocasının kapı vuruşunu anlayınca: “Eyvah Giyanello,” dedi. “Allah bu kocamın canını alsın, hiç de bu vakitler gelmezdi. Yoksa seni gördü mü? Her neyse sen şu fıçının altına saklan, ben kapıyı açayım ve niye geldiğini sorayım.”
     Giyanello fıçının altına girdi. Kadın kocasına kapıyı açtı. “Bu ne iş böyle?” dedi. “Yoksa bugün tembellik mi etmek istiyorsun? Sen çalışmazsan biz nasıl yaşayacağız? Ben sadece lambanın yağını kazanmak için dikişten helak oluyorum. Eş dost benimle alay ediyor. Sen ise çalışmak yerine eve miskinlik etmeye geliyorsun. Yazıklar olsun bana… Nasıl oldu da sana vardım. O kadar zengini reddettim. Kıymetimi bilir diye sana vardım, başka kadınların iki üç tane sevgilileri var, gece gündüz keyif içinde yaşar dururlar. Ben böyle şey yapmıyorum. Bu yüzden yoksulluk içinde yuvarlanıyorum. Neden ben de bir sevgili edinmiyorum? Bilesin ki, birini arayacak olsam, bulmasını bilirim. Bana para, piyano, mücevher verecek gençleri tanıyorum. Bunların hepsinden feragat ediyorum. Halbuki sen çalışacak yerde eve geliyorsun…”
     Adam: “Karıcığım,” dedi. “Allah aşkına böyle düşüncelere saplanma. İnan ki, senin meziyetlerini biliyorum, bugün de işime gittim ama sonradan farkına vardım ki, bugün Galeo Bayramı’dır. Çalışmak yasaktır. Onun için eve döndüm. Ama bir aylık ekmeğimizi temin ettim. Şuradaki, ayağımıza takılıp duran fıçıyı beş altına sattım!”
     Peronella: “İşte bu bir felaket,” dedi. “Sen erkek olarak şehirde dolaşıp duruyorsun ve şu fıçıya bula bula beş altın buluyorsun. Halbuki ben hiç evden çıkmam, onu yedi altına sattım. Alıcı işte şurada, fıçının altını kontrol ediyor.”
     Adam, bu habere çok sevindi ve kendi getirdiği müşteriyi savdı. Kadın; “Mademki geldin,” dedi. “Şu adamla pazarlığı tamamla.”
     Giyanello bu konuşmaları dinlemişti. Fıçıdan çıkarak, “Ben buradayım,” dedi. “Ne diyeceksiniz? Pazarlığa karınızla başladım, onunla bitirmek isterim.” Adam; “Ben kocasıyım,” dedi. “Benimle pazarlık edebilirsiniz.”
     Giyanello: “Fıçı sağlam. Fakat içinde galiba maya toplanmış, onun için temizlenmeden kullanılamaz,” diye cevap verdi. Peronella: “Bu yüzden pazarlık bozulmasın,” dedi. “Kocam fıçıyı temizler.”
     “Evet,” dedi kocası. Önlüğünü çıkardı, fıçının içine girerek temizliğe başladı. Kadın ise bu arada kocasına emir veriyordu, şurasını temizle, burasını temizle diye. İş bittikten sonra adam, fıçının içinden çıktı. Giyanello durumdan memnundu. Yedi altını verdi ve fıçıyı evine taşıttı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir