Ay’da Bir Hayvan
Ay’da Bir Hayvan

Ay’da Bir Hayvan

Bir filozof çıkar,
Duyular insanı hep aldatır, der;
Bir başkası çıkar,
Duyuların hiç aldatmadığını ileri sürer.
İkisi de haklı ve bence
Filozof doğru söyler şöyle deyince:
Ne zaman ki yargılarımız duyularımıza dayanır,
Duyular o zaman bizi aldatır;
Aracımız, gerecimizle düzelttik mi
Uzaklığını ölçüp biçerek,
Bulunduğu ortamı hesaba katarak,
Aracımız, gerecimizle düzeltecek olursak
Duyular hiç de aldatmaz o zaman bizi.
Bunları öyle akıllıca düzenlemiş ki doğa,
Anlatacağım size bir gün uzun uzadıya.
Güneş’i görüyor gözüm: Nedir gördüğü?
O koca varlık, buradan bakınca, bir ayak boyu.
Bir de yukarıda, yerinde gördüğünü düşün!
Doğanın gözü sığabilir miydi
Senin minnacık gözüne?
Büyüklüğünü uzaklığından anlıyorum Güneş’in.
Elimle yaza çize kestirebiliyorum.
Bilgisize göre yamyassıdır güneş,
Ben onu tostoparlak düşünebiliyorum.
Güneş’i durdurup döndürebiliyorum Dünya’yı.
Gözlerimin yalanına inanamıyorum kısacası;
Kapılmıyorum bu duyumun kuruntusuna.
Kafam her yerde, her zaman
Gerçeği arıyor görünüşün arkasında.
Gözlerine güvenmez kendini bilen
Belki fazla çabuk görüyorlar diye;
Ağır işitiyorlar diye de kulaklarına.
Aklımdır efendi, karar onundur.
O var oldukça gözlerim aldatamaz beni
Her söyledikleri yalan da olsa.
Gözlerime inansam, ben de birçokları gibi,
Bir kadın yüzü görürüm Ay’ın içinde.
Olacak şey mi bu? Elbette hayır.
Nereden çıkıyor öyleyse bu görüntü?
Ay’daki girinti çıkıntılardan, besbelli.
Ay’ın yüzü elbet dümdüz değildir,
Kimi yeri düzlüktür, kimi yeri bayır.
Işık, gölge oyunlarından
Bir adam, bir öküz, bir fil çıkabilir bazen.
İngiltere’de böyle bir şey olmuş vaktiyle;
Teleskopu kurup bakınca ne görsünler:
O güzelim gezegende yepyeni bir hayvan!
Kıyamet kopmuş, bir mucize saymışlar bunu.
Anlaşılan yukarıda bir şeyler oldu,
Dünya’da da bir şeyler olacak demişler.
Belki de bunun bir etkisiydi
Son yıllarda bunca devletin savaşa girmesi.
Kral hemen kalkmış gelmiş,
Bu yüksek bilgilerle kralca ilgilenmiş.
O da gözüyle görmüş aydaki canavarı.
Meğer bir fare saklanmış o gün
Mercekleri arasına teleskopun.
Oymuş koparan bunca savaşları!
Gülmüşler. Ne mutlu millet şu İngilizler!
Ne zaman Fransızlar da, onlar gibi,
Böylesi işlere verecek kendilerini?
Mars Tanrı, şanlı hasatlar yaptırıyor bize;
Düşmanlarımız korka dursun cenklerden
Biz can atıyoruz cenkleşmeye,
Nasıl olsa Louis’in sevgilisi zafer
Her yerde ardından gidecek diye.
Kazanacağı çelenkler
Ünümüzü artıracak tarihlerde.
Sanat tanrıçaları da bırakmış değil bizi,
Sürdürüyoruz keyfimizi, zevklerimizi.
Barışı özlemiyor, umuyoruz sadece.
Oysa İngiliz Charles biliyor doğrusu
Barışın tadını çıkarmasını.
O da bilir savaşta boy göstermeyi,
İstese o da sokar İngiltere’yi
Uzaktan rahatça seyrettiği bu oyunlara.
Ama çok daha büyük olur şeref payı
Yatıştırabilirse bu kavgayı.
En yaraşanı budur elbet ona.
Augustus’un başarısı daha az mı güzel
Büyük Ceasar’ın en büyük zaferlerinden?
Ne mutlu İngiltere’ye derim ben.
Ne zaman biz de, barış içinde, onun gibi,
Yalnız güzel sanatlara vereceğiz kendimizi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir