Bektaşinin Biri (8)

B

 BİR EŞEK BİR ÖKÜZ
     İki softa, ramazanda bedava yiyip içeriz diye bir Bektaşi köyüne misafir olurlar. Hoşbeşten sonra, içlerinden biri tuvalete gider. Bektaşi, bu softaları kontrol etmek için odada kalana sorar: “Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?” O da kendini üstün göstermek için, “Bırak şunu, eşeğin tekidir!” cevabını verir.
     Biraz sonra öteki softaya da aynı soruyu sorar: “Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?” Bu softa da öteki gibi, “Bırak şunu, öküzden farkı yoktur!” cevabını verir.
     Akşam olunca iftar sofrası kurulur. Fakat tepsinin üzerinde arpa ile samandan başka bir şey göremeyen softalar hayretle sorarlar: “Bunlar ne erenler?”
     Bektaşi gülerek cevap verir: “Biriniz eşek, ötekiniz öküz. Sizin için bunlardan daha iyi azık olur mu?”
UĞURSUZLUK KİMDE?
     Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Baba’yı yaka paça huzura getirirler.
     Sultan: “Bre uğursuz, nabekâr! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini…”
     Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır: “A devletlim, siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde?”
BIRAKIYORUM KUYRUĞU
     Bir gün Bektaşi’nin eşeği kaçar. Peşine düşer. Eşek bir uçurumun ucuna geldiğinde, Bektaşi onun kuyruğundan yakalar. Ancak eşeği yukarı çekmek için gücü yetmemektedir. Bıraksa eşek uçuruma düşecek. Aklına ne kadar evliya adı geldiyse hepsini saymaya başlar. Eşek gitgide elinden kaymaktadır. Bektaşi dayanamayacağı anlar ve sonunda haykırır: “Ey ulu evliyalar! Eğer geldiyseniz savulun, bırakıyorum kuyruğu!”
FARZI DA BIRAK
     Koyu sofu bir adamcağızla Bektaşi, bir başka kente gitmek üzere bir kervana katıldılar. Sofu, ikindi üzeri namaz kılacağını söyledi. Bektaşi: “Geç kalırsan kervanı kaçırırsın; onun için sünneti bırak da yalnız farzı kılıver,” diye öğüt verdi. Bektaşi’nin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladılar. Ertesi sabah sofu, Bektaşi’ye sitem etti: “Dün bana sünneti kıldırmadın, gece rüyama Peygamber Efendimiz girdi!” Bektaşi adamın sözünü ağzına tıkadı: “Daha ne istiyorsun? Farzı da bırak, rüyana bu kez Tanrı girsin!”
SU KATIYORLAR
     Bektaşi’nin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektaşi’yi görür görmez kadı: “Be hey kâfir! Bu yaşta hâlâ içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu?” diye sorar.
     “Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır!” diye karşılık verir Bektaşi.
     Kadı: “Bunun içine pamuk katarlar…”
     Bektaşi: “Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar…”

Yazar hakkında

Yorum Ekle