DECAMERON-69 (Altmış Dördüncü Hikâye)

D

     Rezzo’da Tofano isminde zengin bir adam, Şita isminde çok güzel bir kadınla evlenmiştir. Ve karısını sebepsiz yere kıskanmaktadır. Kadın çok defa kıskançlığının sebebini sorar, ama bir cevap alamaz. Bunun üzerine, bu haksız şüphesi yüzünden kocasını cezalandırmaya karar verir. Bir delikanlının kendisinin peşinde olduğunu duyunca, onunla münasebet kurar ve bir randevu çarelerini aramaya başlar. Bu hususta kocasının içkiye düşkünlüğünden faydalanmayı düşünür ve kocasını daha fazla içmeye alıştırır. Adam iyice sarhoş olunca, onu yatağa yatırır ve kendisi de sevgilisiyle sohbete dalar. Kocasının ayyaşlığına öyle emindir ki, sevgilisini sık sık eve alır ve gece yarılarına kadar yanında alıkoyar. Nihayet zavallı adam karısının kendisini içmeye zorladığını fark eder ve sarhoşluğu zamanında başkaları ile eğlendiğinden şüphe eder.
     İşi denemek için bir akşam hiç içmeden, sarhoş taklidi yapar. Kadın onun iyice sarhoş olduğunu zannederek yatağına götürür. Ve âdeti veçhile gece yarısına doğru sevgilisinin yanına gider. Tofano, karısının yanında bulunmadığını hissedince yataktan kalkar, evin kapısını kilitler ve onu pencerede beklemeye başlar. Kadın, dönüşünde evin kapısını kilitli bulunca, dehşete düşer ve kapıyı zorla açmayı dener. Pencereden kocası; “Nafile uğraşma,” der. “Şu ana kadar kimin yanında isen yine ona git!”
     Kadın; “Allah aşkına aç,” der. “Bir komşu kadını ziyaretten geliyordum. Uzun geceler uyuyamıyorum ve yalnız kalamıyorum da onun için gitmiştim.”
     Ama nafile, kadın, ricasının boşa gittiğini anlayınca, tehdide baş vurur: “Kapıyı açmazsan,” der. “Seni dünyanın en bedbaht adamı yaparım!”
     “Ne yaparsın?”
     “Bana yaptığın hakarete tahammül etmektense kendimi kuyuya atarım. Beni orada bulanlar sarhoşlukla, senin attığına inanırlar. Sen, ya kaçıp sefalete düşersin, yahut da katil sıfatıyla kafan kesilir!”
     Bu tehdit de tesir etmez. Kadın; “Senin divaneliklerine artık tahammül edemeyeceğim,” der. Gecenin karanlığında kuyunun başına varır. Orada bulduğu iri bir taşı: “Allah beni affetsin!” diyerek kuyuya atar. Taşın sesini duyan Tofano, karısının kendisini kuyuya attığını zanneder, bir kova ve ip alarak, kuyunun başına koşar. Bunu gören kadın, oradan sıvışır. Eve girer, kapıyı arkadan kilitler ve pencereden kocasına: “Su içmek isteyen,” der. “Kuyuya su dökmelidir!”
     Kendisiyle alay edildiğinin farkına varan Tofano eve döner ve karısına kapıyı açmasını söyler. Kadın: “Allah etmesin, rezil sarhoş,” der. “Bu akşam gelmeyeceksin, senin huysuzluklarından bıktım usandım. Gece, saat kaçta eve geldiğini konu komşu görsün.”
     Tofano da sövmeye başlar. Komşular uyanır, pencerelere üşüşür. Kadın: “Bu rezil,” der. “Ya akşamları eve sarhoş gelir ya da bu vakitlere kadar meyhanelerde kalır. Sabrettiğim yeter. Onu evden kovdum ki, bu rezaletle halini ıslah etsin.”
     Tofano da tehditlerle hadisenin aslını anlatır. Kadın: “Görmüyor musunuz,” der. “Onun ne biçim adam olduğunu. Onun yerine ben dışarıda olsam, o içeride olsa ne diyecektiniz? Ona inanacaktınız. Niyetini bundan anlayabilirsiniz. Kendi suçunu bana yüklüyor. Kuyuya bir taş atıyor ve bununla beni korkutmaya çabalıyor. Keşke kendisi düşseydi de boğulsaydı!”
     Konu komşu, adamı suçlu bulmaya başlarlar. İşi, kadının akrabaları duyar, hepsi gelirler. Tofano’ya bir güzel dayak atarlar. İşte kıskançlık Tofano’yu bu hale getirmişti. Fakat Tofano bütün servetini karısına borçlu olduğundan, dostlarının tavassutuyla bir daha kıskanmamak üzere karısı ile barıştı. Ve kendi kulağına gelmemek şartıyla onun her istediğini yapmasına müsaade etti. Böylece, her deli gibi, zarara uğradıktan sonra, barış kurdu.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle