Ne Arap’ın Yüzü… (43)

N

     ARAPLARDA DEVLETÇİLİK VE HUKUK ANLAYIŞI (9)
     Arap ülkelerinde servet sahibi kimselerin önemli siyasi makamlara geldikleri bilinmektedir. Meclis üyelerinin ve hükümeti oluşturan bakanların büyük çoğunluğu, bu kimseler arasından seçilmişlerdir. Yerel yönetimler ise, sadece bu varlıklı kişilerden oluşmuştur denebilir.
     Parlamenter rejimlerde, milletvekillerinin halk oylamasıyla seçilmesi gerekir. Bu bir demokratik kuraldır. Oysa ki, bazı Arap ülkelerinde bu yönteme müracaat edilmemektedir. Toprak ağaları ve varlıklı tüccar, parlamento düzenine ağır baskılar yapar ve seçim prensiplerini ihlâl eder. Çok özel durumlar hariç, Arap seçmeni kendi milletvekilini seçmez, ancak kimin milletvekili seçildiğinden haberi olur.
     Kabile sisteminin ağırlıklı olduğu Arap ülkelerinde, geleneksel aşiret reisleri veya aşiretlerin ileri gelenleri, otomatikman meclis üyeliğine getirilirler. Meclis üyeleri, bizzat halk tarafından seçilerek parlamentoya getirilmiş değildirler.
     Toprak ağalığının etkin olduğu bölgelerde, kabile sistemine dahil olmayan halk kesimi ve köylerde yaşayanlar, doğal karşılanması gereken birçok nedenden ötürü, bağlı bulundukları yörelerin ağalarına oy vermektedir. Büyük ailelerin etkisi, küçük kasabalarda daha fazla hissedilir. Hükümette görev almak büyük çoğunlukla bu ailelerden seçilenlere tanınan bir haktır. Seçim öncesinde bu gibi kimselerin faaliyetleri etkin ve yaygın olduğundan, parlamento üyeliğine getirilecek şahısların büyük aile gruplarından seçilmesi sağlanır.
     Arap dünyasında ekonomik ve siyasi güç arasındaki bağ, batı dünyasına göre daha birbirine yakın ve daha güçlüdür. Örgütlenmiş sosyal gücün kaynağı hükümettir. Hükümet dışında herhangi bir sınıfın yeterli gücü yoktur veya bu sınıf ekonomik özgürlüğe sahip değildir.
     Arap ülkelerinde hâlâ eğitim görmüş idari ve teknik personel noksanlığı vardır. Nitelikli ya da niteliksiz işçi sayısı da çok az olduğundan, yurtdışından büyük bir işçi akını oluşmuştur. Bu nedenle, kent ve sanayi bölgelerinde nüfusun % 80’ini yabancılar oluşturmakta ve bu durum birçok sorunu da beraberinde getirmektedir.
     Asırlarca yaşadıkları hayatın felsefesine uygunlukları ve sosyal bilimlere olan yatkınlıkları nedeniyle Araplar, belirli dallarda uzmanlaşma yolunu tercih etmektedirler. Bu da, sosyal bilimlerle ilgili fakültelerin, örneğin; Hukuk Fakültesi’nin daha fazla öğrenciye sahip olmasından anlaşılmaktadır. Arap, yüksek öğrenimini sadece hükümette görev almak için yapar. Bu da Arap geleneğinin ağırlığını ve ihtiyaç faktörünün önemini göstermektedir. Geleneksel olarak devlet memurluğu yüksek makamlardan sayılır ve prestiji fazladır. Ayrıca, parti üyesi olmak, hükümette görev almak ya da makam sahibi bulunmak kişiye birçok maddi avantaj sağlamaktadır.
     Resmî işlerin yürütülmesinde adam kayırmanın ön plana çıkması, konunun ne kadar önemli olduğunun açıklanmasına yardımcı olacaktır.
     Herhangi bir kuralın veya kanunun uygulanmasında hile yapılabileceği düşüncesi, Araplar arasında yaygındır ve etkin bir duygudur. Kanundan kaçmasını sağlayacak veya davasında yardımcı olacak bir arkadaşının her zaman bulunabileceğine Arap gönülden inanmıştır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle