Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (15)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (15)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (15)

PARLAK FİKİR
     Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her hafta halı saha maçı yaparlar. Nedense her defasında Rizeli imamlar kazanır. Trabzonlu imam Temel arkadaşlarına;
     “Uşaklar, haçan bu maçlar boyle citmiyi…” der.
     Dursun;
     “Haçan napalım da…” diye sorar.
     “Aklima parlak bir fiçir celdu da…”
     “Eee?”
     “Haçan bizim Tirabzonsiporlu Hami’ye ciydurelim cüppeyi saruğu, bu bizim merkez caminin imamı diye, yutturalum da…”
     Temelin bu parlak fikri herkesce kabul edilir. Hami alınır ve deplasmana gidilir… Dönüşte sorarlar:
     “Haçan ne oldi maçta?”
     Temel:
     “Yenildük yine… İçi-bir (2-1)”
     “Haçan cine mi? Peçi golleri çim attu?”
     “Bizimçini Hami hoca attu, onlarınçini Del piyero hoca ile Roberto karlos hoca!”
VURDUK ONİ
     “Babam öldü,” demiş Temel.
     İlyas sormuş:
     “Neden öldü?”
     “Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düştü.”
     “Eyvah, parçalandi mi?”
     “Yok, girişteki bakkalin tentesine düşünce, oradan havalanip karşi apartmana yöneldi.”
     “Apartmana mi çarpti, nasil oldu?”
     “Yok, karsi apartmanın balkonunda çamaşirlar asili idi. Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düştü.”
     “Orada mi öldü?”
     “Yok, fabrika çelik yay fabrikasi; bahçedeki yaylarin üzerine düşüp havalandi yeniden…”
     “Peki sonra?”
     “Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furduk oni!”
VERİMLİ
     Bizim Temel’in köyüne bir gün ziraat mühendisleri gelmiş. Bütün köylünün tarlalarında araştırma yapıp tarlaların verimini ölçüyorlarmış. Sıra Temel’in tarlasına gelmiş. Araştırmayı yapan mühendisler Temel’e;
     “Temel, senin tarlan çok verimli; bu tarlaya 1 verirsin 5 alırsın!” demişler.
     Temel başlamış üzülmeye. Mühendisler;
     “Temel bunun nesi kötü?” diye sorunca, Temel;
     “Neresi iyidur? Pen geçen sene buraya kaynanamı gömmüştüm,” der. “Peşine pirden nasıl bakacağım, oni düşüneyrum!”
KREDİ
     Paraya sıkışan Temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini, ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler.
     “Temel, bir anlam veremese de soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel’e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekilde raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur… Teşhis kısa ve nettir:
     “Bahse konu kişide kredi alacak göz var, ama geri ödeyecek döt yoktur!”
FİDYE
     Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı’na gitti. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu. Trilyoner Temel’in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:
     “Temel Bey, oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kovuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak. Dursun!”
     Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve “Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun,” dedi.
     Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:
     “İşte paran. Ama gene de bir Karadenizli’nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel…”
ORUÇ
     Dursun, Temel’e sormuş:
     “Uşağum, oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Temel;
     “100 tane.” demiş.
     Dursun;
     “Hadi oradan… Yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin!” demiş.
     Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
     “Uşağum, oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Cemal;
     “50 hamsi,” deyince, Temel;
     “Ha uşağum, 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum da…” demiş.
KUŞ BEYİNLİ
     Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
     “Nasıl gidiyor kanaryam?”
     “Kaybediyorum…”
     Bir müddet sonra yine:
     “Nasıl gidiyor güvercinim?”
     “Kaybediyorum…”
Bu konuşma; bülbülüm, serçem, diye devam edince Cemal sormuş;
     “Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?”
     “Bu kadar kişinin içinde ona ‘kuş beyinli’ diyemem ya!” diye fısıldamış Temel.
TEMEL VE MAYMUN
     NASA uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylık ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Nihayet beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: “Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların ateşleme sırasını belirlemek…” diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış. Kartta;
“Maymunu iyi besle!” yazıyormuş.
SİNYAL
     Temel arabası ile Taksim Meydanı’nda dönüp duruyormuş. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etmiş ve Temel’i durdurup sormuş:
     “Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz?”
     Temel cevap vermiş:
     “Sol sinyal takıldı da ondan…”
YAVAŞLA
     Temel karayolunda köklemiş gazı gidiyor… Bakmış bir tabela: “YAVAŞLA 80 km.”
     Hızını o anda 80’e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: “YAVAŞLA 60 km.” Temel 60’a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: “YAVAŞLA 40.”
     “Yolda çalışma var galiba!” deyip 40’a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: “YAVAŞLA 15 km.” Talimata uyarak 15 km.’ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor, ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş:
     “YAVAŞLA’YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500”
TEKRAR DENEYİN
     Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:
     “Tekrar deneyin.” Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: “Tekrar deneyin.” … … … En sonunda sinirlenen Temel:
     “Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hâlâ pi şey çıkmadi.”
BAŞKA ASKER YOK MU?
     Yeni asker olan Temel’e komutanı sormuş:
     “Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askerinin geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?”
     Temel heyecanla cevap vermiş:
     “Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım.”
     Komutan tekrar sormuş:
     “Peki, karşıdan geliyorsa?”
     “Karşıya ateş açarım, komutanım!”
     “Arkadan geliyorsa?” deyince komutan, Temel dayanamamış:
     “Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mu?”
SİNYAL
     Temel’e, “Bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu?” diye sormuşlar. Aldıkları cevap;
     “Çalışayi… Çalışmayi… Çalışayi… Çalişmayi…” olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir