Tarihin Bilinmeyenleri (En Garabet Hanedan; Habsburglar)

T

     Akraba evliliğinin alt sınıflara özgü olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Aslında, bu kralların sporudur.
     Avrupa’daki tüm kraliyet aileleri, reality show düşkünlerini bile irkiltecek bir akraba evlilikleri programına dahillerdi. Bunun bedelini de ödediler, tabii kaç kraliyet ailesi kaldı ki geriye? Ama önce neseplerini tahammül edilemeyecek ölçüde kirlettiler. Beyaz atlı prensle evlenmeyi düşleyen her küçük kıza prensle değil atla evlenmesi tavsiye edilebilir. Atın DNA’ları büyük ihtimalle daha iyidir.
     KRALİYET USULÜ
     Avrupa’daki kraliyet ailelerinin kuzeninizle evlenmenin yanlış olacağını kestirdiklerini sanırsınız. En azından, bir kraliyet törenine gittiğinizde, herkes akrabasıyla evli olduğundan bir gariplik sezersiniz. Ama kraliyet bizden farklıdır ve bunun nedeni sadece ergenlik çağındaki çocuklarının hâlâ ağızlarının salyasını toplayamaması değildir. Kraliyet ailesi sadece krallar ve kraliçelerden ibaret değildir, aileler ve hanedanlar vardır. Birkaç ülkeyi veya Habsburglar’da olduğu gibi kıtanın neredeyse tamamını yöneten tek aile. Her önüne gelenin evlenip hanedanlığa girmesine izin verilemez. Genetik riskler taşısa da bazı standartlar olmak zorundadır.
     GELELİM HABSBURGLAR’A
     Avusturya kökenli Habsburglar, bu tedbiri aşırı uçlara, hatta Avrupa’daki kraliyet ailelerine kadar götürmüşlerdi. Arşidük Franz Ferdinand olayını ele alalım örneğin. Onu Birinci Dünya Savaşı’nın nedeni olarak tanırsınız, bir Sırp milliyetçisi zavallı adamı Saraybosna’da öldürmüştü hani. Ne, tanımıyor musunuz? Ah, şu eğitim sistemimizin harikaları!!!
     DÜK VE DÜŞES
     Franz, suikasttan uzun zaman önce Hohenburg düşesi Sophia von Chotkova und Wognin’e âşık olmuştu. Çoğu erkek için düşes Hohenburg’la evlenmek, büyük entrikalar sistemine adım atmak ve aile meclisinde övünülecek bir konu olurdu. (Bir doktorla mı evlendin? Ah ne hoş! Ben bir asilzadeyle evlendim. Bak, bunlar da minik dük ve düşeslerimiz.)
     FRANZ AŞK İÇİN NE YAPTI?
     Halbuki Fransz’ın ailesi paniğe kapıldı. Franz Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun varislerindendi! Kendisine göz kırpan her utanmaz düşesle evlenemezdi! Bu bir skandaldı! Franz sonunda Sophie’yle evlendi ama çocuklarının tüm haklarından feragat etmesi gerekti. (Yani küçük Franz ve Sophie’ler imparator olamayacaktı.) Son bir aşağılama olarak, bu fındıkkıran Sophie, devlet görevleri sırasında kocasıyla aynı arabaya binemeyecekti.
     Bugünden bakınca aslında oldukça iyi bir fikir; Sophie, Saraybosna’da kocasıyla aynı arabadaydı (herhalde bir devlet görevinde değildi) ve kocasıyla birlikte öldürüldü. Ama o sırada herhalde sadece acımasızlık olsun diye alınmış bir karardı.
     YARIN, TÜM DÜNYA
     Hayır, o günün büyük tertibi içinde, Habsburglar, eğer evlenebiliyorsan bir Hapsburgla (olmazsa da artık dejenere bir Fransız ya da İtalyan Bourbonla) evlenmenin iyi olacağına karar vermişlerdi bir kez. Hükmettikleri bölgeye bakılırsa, bu iyi işleyen bir sistemdi: Aile ihtişamının doruğundayken, Kutsal Roma İmparatorluğunu ve İber Yarımadası’nı (Portekiz ve İspanya’yı) yönetiyordu ve şu anda Fransa olan yerin de büyük bölümünde hak iddia ediyordu.
     BAŞARILARININ SIRRI
     Ne ilginçtir ki, aile ilk başlarda bunu, kendi soyundan olmayanlarla evlenerek başarmıştı. On beşinci yüzyılın sonlarında aile çok sayıda uygun evlilik ayarlamıştı. Hatta Hapsburglar için, “Bella gerant alii, tu felix Austuria nube” (Bırakın başkaları savaşsın, sen ise şanslı Avusturya, evlen) denirdi. Bir kez topraklar ele geçirildikten sonra, tabii ki, önce kuzenler kuralı işlemeye başladı.
     O DUDAKLAR, O… KULAKLAR?
     Kısa vadede, akraba evlilikleri belirgin ama önemsiz fiziksel özelliklere yol açtı: Ünlü Habsburg dudağı ki bunun anlamı dolgun alt dudağın ileri fırlak olup ince bir üst dudakları olmasıdır. Bu tür ayırt edici özellikler diğer kraliyet ailelerinde de görülürdü ve hâlâ görülüyor. Bourbonlar’ın, örneğin, kendilerine özgü çok iri burunları vardı, bugün İngiliz Windsor ailesinin (yani kraliyet ailesinin) kepçe kulaklarıyla tanınması gibi.
     EVLİLİK, UÇLARA GİDİYOR
     Sorun da buradaydı. Kendisi de kuzen çocuğu olan kuzen çocuklarının çocuğu olan ve böylece sürüp giden soyunuzdan bir kuzenle evlendiğinizde olanlar olur. Habsburglar’da da olan, 1665’den 1700’e kadar ispanya kralı olan II. Charles’a olacaktır.
     SOYUN SONU
     Charles’in sorunu, neresinin eğri olduğu değil neresinin doğru olduğuydu. Bir yerden başlamak gerekirse; Habsburg dudağı ayırt edici bir özellik olmaktan çıkmış ve artık Charles’in kendi yiyeceklerini çiğneyebilmesine engel olan bir çene deformasyonu haline gelmişti. Charles’daki deformasyon aklı başında birini bunalıma sokabilirdi, ama maalesef! Charles aynı zamanda zihinsel engelliydi de. Neyse, bu Charles’in sahip olduğu en büyük sorun değildi. Nesillerdir yapılan akraba evlilikleri Charles’ın yeni nesiller üretmesini imkansız kılmıştı. İspanya’yı yöneten kişinin bir hilkat garibesi olması yeteri kadar kötüyken; daha da kötüsü gelecek yeni hilkat garibeleri olmamasıydı.
     HOŞÇA KAL, CHARLİE
     Daha iyi bir fikir çıkmadığından, Charles mal varlığını bir akrabasına vasiyet etti. Ne yazık ki, bu akraba da bir Bourbon’du. Ardından, İspanyol Savaşları’nın sonunda Avrupa’daki topraklarının çoğunu, örneğin Hollanda’yı kaybettiler ve Habsburglar Birinci Dünya Savaşı ile son bulacak olan düşüş dönemlerine girdiler.
     KISSADAN HİSSE
     Açıktır ki, Habsburglar kromozomlarının düzgün kalması için ara sıra aralarına sıradan insanları da alsalardı, bütün bunlar olmazdı. Gen havuzuna birkaç köle karıştırılsaydı Kutsal Roma İmparatorluğu hâlâ sürüyor olabilirdi. Büyük olasılıkla Habsburglar bunu komik bulmuyorlardır. Ama zaten mizah duygusu, üreme nedenlerinden biri değildir.
     ŞİMDİ DE GELELİM DÜSTURLARINA
     İş üremeye geldiğinde Habsburgların beyinleri fasulye kadar olabilir ama iyi bir slogan gördüklerinde hemen tanırlardı. Habsburg hanedanının incilerini dinleyin:
* Österreich Über Alles-Avusturyalı Habsburglar’ın anadili olan Almanca’dan kelimesi kelimesine çevirirsek “Avusturya Her şeyin Üstünde” anlamına gelir. Bu temenni, Habsburg İmparatoru III. Frederick’in gizli arzusu “A.E.I.O.U.”dan gelir (aşağıya bakın).
* A.E.I.O.U.- Genellikle Austuria Est İmperare Orbi Universo veya Austuria Erit in Orbe Ultima’nın kısaltması şeklinde yorumlanır. İlkinin Latince’den tercümesi kabaca “Avusturya dünyayı yönetecektir” ve ikincisinin ise “Avusturya dünyanın sonuna kadar var olacaktır” şeklindedir.
     Latince’nin esnekliği… Komik olan, Latince’nin bol çekimli grameriyle farklı yorumlara açık olmasıdır. Birisi, Prusyalı II. Frederick’in yorumunun aslında daha uzak görüşlü olduğunu öne sürebilir: Austuria Erit in Orbe Ultima, “Avusturya bir gün dünyanın en dibinde olacaktır.” Dünyanın dibinde olmadığı kesin olan günümüz Avusturya’sı yine de fiziksel çapı, ya da siyasi itibarı açısından Habsburg iktidarı altındaki Avusturya’yla karşılaştırılamaz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle