DECAMERON-71 (Altmış Altıncı Hikâye)

D

     Floransa’da genç güzel bir kadın vardı ki, zengin ve cesur bir şövalyenin karısı idi. Nasıl ki her gün aynı yemek yenemezse, bu kadın da kocasıyla yetinemeyerek, genç, terbiyeli, fakat asil olmayan bir aileden bir delikanlıya âşık oldu. Arzu iki taraflı olursa tatmin edilmeden kalmaz. Böylece kısa zamanda mutluluğa ulaştılar. Ancak, kadının güzelliği Lambert namında başka bir şövalyeye de tesir etmişti. Fakat kadın onu beğenmiyordu. Lambert iyilikle elde edemediğini zorla elde edeceğini söyleyip duruyordu. Kadın onun bu karakterini bildiği için, onun da arzusunu yerine getirdi.
     Bir gün, İzabella adlı bu genç kadın çiftliklerinden birisinde idi. Kocası, birkaç gün için seyahate çıkmıştı. Leonetto’yu yanına çağırttı. Kocasının gittiğini duyan Lambert de atına atlayıp kadının çiftliğine gitti. Hizmetçi kız, onu görünce Leonotto ile bir odada bulunan hanımına haber verdi. Kadın bu habere çok üzülerek, Leonotto’ya, Lambert orada olduğu müddetçe perdenin arkasına saklanmasını tembih etti. Ve Lambert’e kapıyı açtı. Kadın, merdiven başında yapma bir dostlukla Lambert’i karşıladı. Lambert, onu kucaklayarak: “Hayatım,” dedi. “Kocanızın seyahata çıktığını duydum, sizinle sohbete geldim.”
     İkisi odaya girdiler, Lambert keyfini sürmeye başladı. Bu sırada, umulmadık şekilde kadının kocası da eve geldi. Hizmetçi hemen hanımına koşarak: “Beyiniz geldi,” dedi. Kadın, evde iki erkeği bulundurduğu ve bahçedeki atı gizleyemediği için korkudan öleyazdı. Ama, hemen kendini toplayarak yataktan fırladı ve Lambert’e, “Beni seviyorsan,” dedi, “Dediğimi yap. Kılıcını çek ve öfkeli bir yüzle merdivenden in. Ve ben onu bulurum, diye bağır! Kocam soracak olursa, bu sözlerden başka bir şey söyleme ve atına atlayıp git.”
     Lambert, kılıcını çekerek kadının dediğini yaptı. Kocası bu manzarayı görünce hayrete düştü ve ata yaklaşarak: “Nedir şövalye?” diye sordu ama Lambert: “Bırak,” dedi. “Ben onu nasıl olsa bulurum.”
     Koca, merdivenden çıkınca, karısını tir tir titrerken buldu. Adam: “Ne var?” dedi. “Lambert, neden öyle kılıcını çekmiş? Kimi arıyor?”
     Kadın, perde arkasındaki Leonotto’nun işitebilmesi için yüzünü yatak odasına çevirerek, “Ben böyle bir korku geçirmedim,” dedi. “Lambert’in, kılıçla takip ettiği tanımadığım bir delikanlı, bize sığınmıştı, talih eseri olarak odamın kapısı açıktı; titreyerek: ‘Allah aşkına bana yardım edin ki ölmeyeyim!’ diyordu. Ona kim olduğunu soracağım vakit, Lambert buraya gelmişti, delikanlının üstüne yürüyecekti. Fakat ben kapıya dikildim, onu içeriye bırakmadım, söylene söylene buradan çekildi gitti.”
     “Çok iyi yapmışsın,” dedi adam. “Birisinin bizim evimizde ölmesi hoş bir şey olmayacaktı. Ama Lambert’inki de terbiyesizlik doğrusu. Adamı buraya kadar kovalamak! Adam nerede şimdi?”
     “Bilmem nereye saklandı.”
     Kocası, “Neredesin?” diye bağırdı. “Emniyettesin, çık!”
     Bunu duymuş olan Leonotto korku içinde saklandığı köşeden çıktı.
     “Lambert ile ne alışverişin var?”
     “Hiç. Zannederim ki, o beni birine benzetiyor. Sokakta beni görünce kılıcını çekti: ‘Hain seni geberteceğim.’ dedi. Ona laf anlatmak faydasızdı. Buraya kaçtım ve Allah’a şükür şu bayan beni kurtardı.”
     “Artık korkma, seni evine kadar götürürüm. Lambert’le kozunu sonra paylaşırsın.”
     Yemekten sonra adama, Floransa’ya kadar refakat etti. Kadının tembihlerine uyarak, gizlice Lambertle konuştu. Ve kadının kocası hiç bir şeyin farkına varamadı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz