Kartal İle Tilki
Kartal İle Tilki

Kartal İle Tilki

       Dişi bir kartal ile dişi bir tilki dost olmuşlar; “Birbirimize yakın oturalım da dostluğumuz ilerlesin,” demişler. Bunun üzerine kartal havalanmış, büyük bir ağacın tepesinde yuva kurmuş, orada yumurtlayıp yavruları olmuş. Tilki de o ağacın dibindeki çalıların arasına girip, orada yavrulamış.
       Günün birinde tilki, yavruları için yiyecek aramaya çıkmış. Kartalın da karnı çok acıkmış. Fakat yiyecek bir şey bulamayınca çalılığa dalmış. Tilki yavrularını kaptığı gibi yuvasına götürmüş, yavrularıyla birlikte yemiş.
       Tilki de dönüp yavrularını göremeyince ne olup bittiğini anlamış. Anlamış ama ne yapsın? Dört ayaklı bir hayvancağız… Kanadı yok, göklerde uçan kartalı yakalayıp da öcünü alamaz ki! Çaresiz boynunu büküp ah etmiş. Elinden başka bir şey gelmemiş.
       Ama bir gün tilkinin ahı tutmuş. Bu olayın üzerinden çok geçmemiş, kartal, dostluğa ihanet etmenin cezasını görmüş.
       Bir gün avcılar kırda oturmuşlar, bir dağ keçisini kızartıyorlarmış. Kartal hemen oraya süzülmüş, kor ateşinde kızartılan etten bir parçayı kapıp yuvasına götürmüş. O gün büyük ve kuvvetli bir rüzgâr esiyormuş. Kızartılan etin içinde kalan bir ateş parçası kıvılcımlanıp parlayıvermiş. Alevler bir anda kartalın yuvasını sarmış. Yavrular uçacak kadar gelişmemiş olduklarından tutuşup yere düşmüşler. Tilki hemen koşup gelmiş ve annelerinin çaresiz bakışları önünde yavruları birer birer yemiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir