DECAMERON-72 (Altmış Yedinci Hikâye)

D

     Paris’te Floransa’lı bir adam vardı. Önceleri küçük ticaret işleriyle uğraşmış, sonraları ise şansı yaver giderek zengin olmuştu. Oğlu Ludwig ise ticaretten ziyade asilliğe düşkündü. Bu yüzden babası onu Kralın hizmetine verdi.
     Bir gün Ludwig, İngiliz kadınlarının güzelliğinden bahsedilen bir toplantıda bulundu. Konuşanlardan biri, bütün dünyayı dolaştığını, fakat Bolonya’daki Egano’nun karısı Beatrice kadar güzel kadın görmediğini söyledi.
     Henüz hiç bir kadınla dostluk etmemiş olan Ludwig, bu sözlerden son derece heyecan duydu. Bolonya’ya gidip o güzel kadını görmeye karar verdi. Babasına hacca gideceğini söyleyerek izin aldı. Anşino takma adiyle Bolonya’ya geldi. Hemen ertesi günü, hayalinde yaşattığı güzel kadını görmek fırsatını buldu. Kadın, söylendiğinden de güzeldi. Ludwig, kadına iyice âşık oldu ve onun sevgisini kazanmadan Bolonya’dan ayrılmamaya karar verdi.
     Kadın ile daha yakın ilgi kurabilmek için, kocasının hizmetine girmekten başka çare yoktu. Atını satıp adamlarını otele yerleştirdi ve onlara kendisini tanımazdan gelmelerini sıkı sıkıya tembih etti. Otelci, güzel kadının kocası Egano’nun kibar hizmetçiler aradığını ve eğer isterse onunla görüşebileceğini söyledi. Buna çok sevinen Ludwig derhal teklifi kabul etti ve sırılsıklam âşık olduğu kadını artık her gün rahat rahat görmeye başladı. İşinde o kadar düzgün çalışıyordu ki, kısa zamanda Egano’nun gözüne girdi ve onun sonsuz itimadını kazandı.
     Bir gün Egano, bir iş için seyahate çıktı. Ludwig ise evde kaldı. Beatrice, Ludwig’in aşkından henüz habersizdi. Onunla bir gün satranç oynamaya oturdu. Ludwig, kadın sevinsin diye oyunu hep kaybediyordu. Bu arada Ludwig’in derin derin iç çektiğini gören kadın; “Nen var?” dedi. “Ben kazandım diye mi üzülüyorsun?”
     “Hayır! Sebebi bambaşka.”
     “Yoksa beni sevdin mi? Eğer böyleyse hemen açıkla!”
     “Korkarım… Söylersem üzülürsünüz ve başkalarına anlatırsınız.”
     “Hayır, üzülmem ve kimseye de anlatmam.”
     Ludwig; “Peki öyleyse!” dedi ve ona nasıl âşık olduğunu, kocasının hizmetine uşak olarak neden girdiğini baştan sonuna kadar anlattı. Sonra da: “Bana acıyın,” dedi. “Arzumu yerine getirin. Hiç değilse hep böyle sizi sevmeme izin verin!”
     Kadında da Ludwig’e karşı derin hisler belirmişti. Konuşurken hep onun gözlerinin içine bakıyordu. Nihayet o da içini çekerek; “Merak etme Anşino,” dedi. “Şimdiye kadar bana bir çok kimseler âşık oldu, bunlar gönlümü kazanmak için beni hediyelere boğdular. Fakat hiç biri bende en küçük bir ilgi uyandırmadı. Ama sana karşı içimde derin bir sevgi belirdiğini itiraf ederim. Bu gece yatak odama gel! Kapıyı açık bulacaksın. Haydi şimdi beni bir defa öp ve işinin başına dön!”
     Anşino zevkten ve heyecandan çılgın gibiydi. Geceyi sabırsızlıkla beklemeye başladı. Egano, o gün evine çok yorgun gelmişti. Yemeğini yer yemez odasına çekilip yattı. Kadın da Anşino’ya söz verdiği gibi odanın kapısını açık bırakarak yatağına uzandı.
     Anşino gece yarısına doğru büyük bir heyecanla ayaklarının ucuna basarak kadının odasına girdi ve hemen kapıyı sürgüledi. Kadın henüz uyanıktı. Anşino’nun geldiğini hissedince elini uzatarak Anşino’yu üzerine doğru çekip büyük bir ihtirasla kucakladı. Fakat bu sırada Egano uyanmıştı. Kadın hemen durumu düzeltmek için; “Sevgili Egano,” dedi. “Hizmetçilerimizin en kibarı, bize en sadık olanı kimdir, biliyor musun?” Adam: “Bu sual neye?” dedi. “Elbette Anşino gibi kibar ve asil bir hizmetçiye ilk defa tesadüf ettim.”
     Anşino bu sözleri işitince korkudan hemen odadan kaçmak istedi. Çünkü kadının kendisine bir tuzak kurmuş olmasından şüphelenmişti. Fakat kadın elini öylesine sıkı tutuyordu ki, bir türlü ondan kurtulamıyordu. Kadın: “Egano,” dedi. “Ben de onu çok sadık biliyordum. Fakat aldandığımı anladım. Bugün sen evden çıkınca ilk işi benden cinsel arzusunu yerine getirmemi istemek oldu. Kendisini atlatmak için oyalamaya çalıştım ve bu gece bahçede çam ağacının altında bekleyeceğimi söyledim. Ama elbette ben bu randevuya gitmeyeceğim. Fakat sen merak ediyorsan, benim gece elbiselerimden birini giy, yüzünü de siyah bir tülle kapat ve onu ağacın altında bekle! O, mutlaka bu randevuya gelecektir.”
     Egano; “Onu mutlaka gidip yakalamalıyım!” diyerek yataktan kalktı. Karısının gece elbiselerinden birini giydi. Yüzünü de tülle kapatarak bahçeye gitti ve ağacın altında beklemeye başladı. Kadın da peşinden kalkarak, hemen kapıyı sıkıca kilitledi. Anşino, hayatında asla böyle bir korku geçirmemişti, heyecanından tir tir titremekteydi. Elini kadının avuçlarından kurtarıp derhal kaçıp, bu korkulu rüyadan kurtulmak istiyordu. Fakat, kadının zekası sayesinde elde ettiği zevke kavuşunca dünyanın en mesut insanı oldu. Hemen soyunup büyük bir arzu ile kadını kollarının arasına aldı. Onu doya doya öptükten sonra kadın;
     “Şimdi,” dedi. “Eline bir sopa alıp hemen bahçeye çık. Egano’ya, beni denemek için böyle bir istekte bulunduğunu söyle. Ahlaksızlığından dolayı hakaret ederek ona güzel bir dayak at! Çok eğlenceli bir şey olacak bu!”
     Anşino, kadının emirlerine hemen uyarak eline bir kızılcık sopası alıp bahçeye çıktı. Egano, onu görünce memnun bir tarzda karşılamak ister gibi yanına geldi. Fakat Anşino: “Ahlaksız kadın, geldin ha!” diye bağırdı. “Beni, efendime karşı rezil etmek istiyordun ama cezanı göreceksin!”
     Sonra da elindeki sopayı hızla Egano’nun kafasına vurmaya başlayınca şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen kadın kıyafetindeki adam çareyi kaçmakta buldu. Anşino da peşinden onu hem kovalıyor, hem de: “Rezil kadın, canın cehenneme… Yarın efendime her şeyi anlatacağım!” diye söyleniyordu.
     Egano soluğu yatak odasında aldı. Karısı, Anşino’nun gelip gelmediğini sorunca; “Keşke gelmeseydi. Beni, sen sanarak az daha öldürecekti. Ne de küfürbazmış…” diye dert yandı. Kadın: “Hele şükür,” dedi. “Bana sadece sözle, fakat sana dayakla tecavüz etti. Ama mademki bu kadar sadık bir hizmetçiymiş, artık onu daha çok sevmeliyiz.”
     Egano, “Elbette, elbette…” diye cevap verdi. Kendisi artık, dünyanın en sadık bir uşağı ile en namuslu kadınına sahip olmanın gururu içindeydi.
     Anşino ile güzel sevgilisi bu olayı birbirlerine anlatarak eğleniyorlar, böylece hayatlarının en zevkli saatlerini geçiriyorlardı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle