Ne Arap’ın Yüzü… (48)

N

     ARAPLARDA SINIF SİSTEMİ (4)
     Batılılaşma rayına oturan Arap dünyasına, sanayiinin de gelmesi gecikmemiş, dolayısıyla işçi ihtiyacı belirmiştir. Bu da çalışan yeni bir sınıfın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni sosyal sınıfın en fazla göze çarpan özelliği, durumundan hiç memnun olmayışıdır. Geleneksel şartlar altında bu durum ve yaşantısından memnun olmayan bir başka toplum daha mevcut değildir. Bunun başlıca sebeplerinden birisi, refah içinde yaşayan kentli kesimin yaşantı tarzını, zor şartlar içinde çalışan işçi sınıfının görmesi ve bu sınıfın yaşantısının özlemini çekmesidir.
     Ortadoğu’daki günümüz Arap burjuva sınıfı küçüktür. Bu sınıf, yabancılardan oluşan yönetim kurullarının koydukları sermayeye hissedar ve firmalarına Arap süsü verilmiş kimselerdir. Bu hissedarlar; arazi sahipleri, iyi iş yapan ticaret erbabı, profesyonel işadamları ve genellikle politikayla irtibatlı yüksek rütbeli devlet memurları, yani bürokratlardır.
     Orta sınıf olarak tanımlanan kesim ise; köylerle sıkı teması olan, kazancı yerinde toprak ağalarıdır. Genellikle tutucu, maddi kazanca düşkün ve gösterişi sevmeyen bu tabaka, köylerde ve küçük kasabalarda oturur ve köylüyü devamlı kontrol altında tutar.
     Önemsiz sayılan burjuva sınıfına tekrar dönecek olursak; bunlar, hükümet memurları, iyi kazanan küçük tüccar ve esnaf kesiminin üst tabakasında yer alanlardır. İşlerinde pek başarılı olmayan paralı kimseler de bu sınıfa dahildir.
     Devlet hizmeti, yüksek tahsil görmüş Araplar için temel iş sahasıdır. Ancak, bu hizmet için belirli ve kısıtlı kadroların bulunuşu, hayal kırıklığına uğrayanların çok ciddi şikâyetlerine neden olmaktadır. Şikâyetleri, zaman zaman hükümet karşıtı gösterilere dönüşmektedir.
     Devlet dairelerinde işe girebilmek için diploma dışında aile nüfuzunu seferber ederek şahsi destek sağlamaya kalkışan Arap, hiç vakit geçirmeden yaltaklanma ve fitne-fesat söylemlerine başlar. Bazen bir kişi, gerçekten hakkı olduğu için bir yere tayin edilebilir. Ancak burada, kıskançlık ve muhalefetle yüz yüze gelir ve hiçbir zaman terfi ederek bir üst konuma yükselemez.
     Tahsilini yarıda bırakmış gençler, büyük bir topluluk halinde köylerden kentlere göçmüşlerdir. Yıllık ortalama veriler farklı ve çok yüksek bildirilse de, düşük hayat standardı ve millî gelirin aşağı seviyelerde oluşu, Arap dünyasının karakteristik görüntüsüdür. Bu da, birbirinden tamamen farklı iki grup oluşturmuştur; bunlar, çok zengin toprak sahipleri ve ticaret erbabıyla, geçim sıkıntısı içindeki köylü ve işçi çoğunluğudur. İki sınıf arasındaki yaşam farkı, fakirin zengine karşı kin duygularını kamçılamaktadır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle