Ayı İle Bahçe Meraklısı
Ayı İle Bahçe Meraklısı

Ayı İle Bahçe Meraklısı

Bir ayı varmış,
Oldukça insana yakın.
Issız bir ormanda yaşarmış.
Onun kaderi de bu, ne yapsın?
Leyla’dan uzak Mecnun gibiymiş,
Tek başına bir kovukta;
Neredeyse kuşlar yuva kuracak başında.
O da aklını kaçırmak üzereymiş,
Neden dersen, akıl ıssız yerde pek durmaz.
Susmak çok iyi şeydir ama,
Konuşmadan da olmaz.
İkisinin ortasını bulmakta iş.
Bizim ayının yaşadığı ormana
Hiçbir canlı yaratık gelmezmiş.
O kadar ki, bütün ayılığına karşın,
O da sıkılmış kimsesizlikten.
Kasvetler basmış içine,
Çekip gitmeyi düşünür olmuş.
O düşünedursun,
Bir yaşlı insan da varmış,
Ormanın kuytu bir yerinde.
Onun da canına tak demiş,
Yapayalnız yaşamak son günlerinde.
Bu adam bahçe severmiş,
Bütün derdi meyveler, çiçeklermiş.
Fena mı? Ne güzel dert; ama
Güler yüzlü, tatlı sözlü bir dost da olsa,
Bir iki laf etse insan,
Gel keyfim gel o zaman.
Bahçelerse pek konuşmaz,
Konuşan ağaç nerede?
Olsa olsa benim masallarımda.
Bu dilsiz dostlar içinde bizim ihtiyar
Canından bezip bir ara,
Almış başını dost aramaya çıkmış.
O gün aynı kaygıyla,
Ayı da çıkmış yola.
Bir dönemeçte karşılaşmış iki garip.
Adam korkmasına korkmuş,
Ama kaçacak yer yokmuş,
En iyisi, demiş olduğum yerde durup
Korktuğumu belli etmemek.
Ayı, bilirsiniz, cilve yapmasını sevmez pek:
— Benim ormana gel, demiş yekten.
Adamsa diller dökmüş kırıtaraktan:
— Sayın Ayım, demiş, ömrünüze bereket;
Ama benim fakirhane şuracıkta;
Buyurmak isterseniz canıma minnet.
Meyvalarım ve sütüm var.
Biliyorum, siz Sayın Ayılar
Bunlarla yetinmezsiniz;
Ama benim varım yoğum bu:
Az veren candan.
Ayı, peki deyip tutmuş yolu.
Canciğer olmuşlar eve varmadan.
Beyinsizlerle düşüp kalkmaktansa
Yalnız kal daha iyi, diyeceksiniz;
Ama ayı geveze değilmiş.
Bir günde bir çift söz çekilir nasıl olsa.
Adam her gün bahçesinde oyalanır,
Ayı da gidip ormanda avlanırmış.
Ama ayının asıl işi, boş zamanlarda,
Dostu mışıl mışıl uyurken,
Sinekleri kovmakmış yüzünden.
Fena içerlermiş çünkü sinek denen
Bu kanatlı sömürgenlere.
Bir gün yine bahçede
Derin uykulara dalmışken ihtiyar,
İnatçı bir sinek konmuş burnuna:
Ne kadar kovsan boşuna,
Ayının kızdığı kadar var:
— Ben sana gösteririm, demiş birden;
Koca bir taşı kaptığı gibi yerden
Gelmiş hakkından sineğin,
Ama dostunda da ne kafa kalmış, ne beyin.
Doğrusu iyi nişan almış,
Adamcağız bir anda ölüm uykusuna dalmış.
Akılsız dost öyle bir baş belasıdır ki,
Akıllı düşmanın olsun daha iyi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir