DECAMERON-73 (Altmış Sekizinci Hikâye)
DECAMERON-73 (Altmış Sekizinci Hikâye)

DECAMERON-73 (Altmış Sekizinci Hikâye)

     Floransa’da, Arigutchie adında zengin bir tüccar vardı. Bu adam, bir çok kimselerin inandığı gibi, kadın vasıtasıyla asilleşebileceğini ümit ederdi. Bu maksatla, kendisine tıiç uygun olmayan Sismonda adında bir kızla evlenmişti.
     Adam sık sık seyahate çıktığından, genç karısı Roberto adında birisiyle münasebet kurar. Fakat bu münasebet çok aşırı bir hal aldığından Arigutchie kıskançlığını belli eder. Nihayet işini gücünü bırakıp karısını gözetlemeye başlar. Kadın yatmadıkça yatağına yatmaz. Böylece Roberto ile buluşmakta zorluk çeken kadın sinirlenir. Uzan uzun düşündükten sonra şu çareyi bulur:
     Yatak odası sokağa karşıydı. Arigutchie’nin de uykusu çok derindi. Bu fırsattan faydalanarak Roberto’yu evin önüne çağırıp gece yarısı onunla buluşmaya karar verir. Âşığının geldiğinden haberdar olmak için de bir ipin ucunu ayağının baş parmağına bağlar, öteki ucunu da pencereden sarkıtır. Roberto gelince, ipin ucunu çekince kadın kapıyı açacak, kocası uyanıksa ipi geri çekecekti. Sevgilisiyle böylece anlaşırlar.
     Plan, Roberto’nun çok hoşuna gitmişti. Bu suretle sık sık buluşuyorlardı. Bazan da aksilik oluyor, buluşamıyorlardı. Yine bir gün böyle bir terslik oldu. Kadın uyurken, kocasının ayağı kadının parmağına bağlı ipe takıldı.
     Adam, “Bunda bir hile var!” diyerek kadının parmağındaki ipi çözdü ve kendi parmağına bağladı. Aradan çok geçmemişti ki, Roberto geldi, her zamanki gibi ipi çekti. Arigutchie hemen yatağından fırlayıp silahını alarak kapıya koştu. Roberto, gürültüyü işitince şüphelenip kaçmaya başladı. Peşini bırakmayan Arigutchie, yetişince her iki taraf da kılıçlarını çektiler ve şiddetli bir düelloya tutuştular. Kadın uyandığı zaman ipin, ayağından çözülmüş olduğunu görünce deliye döndü. İşi, önceden bilen hizmetçisini hemen çağırarak kendi yerine yatağına yatırdı. Kocasının dayağına iyice katlanmasını, katiyen sesini çıkarıp kendisini tanıtmamasını sıkı sıkıya tembih etti. Lambayı söndürüp, evin bir tarafına saklanarak kocasının gelmesini bekledi.
     Gürültü üzerine uyanmış olan komşular, kendilerini rahatsız ettiklerinden dolayı bağırıp çağırmaya başlamışlardı. Arigutchie, genç adamı iyice hırpaladıktan sonra evine döndü ve “Rezil kadın, neredesin?” diye karısını aramaya koyuldu. Bir taraftan da; “Seni görmeyeyim diye ışığı da söndürdün değil mi?” diye söylenerek yatağına girdi. Yataktaki hizmetçiyi görünce karısı zannıyla eline geçirdiği makasla kızcağızın saçlarını kesti. Hizmetçi hiç beklemediği böyle bir şeyle karşılaşınca ağlamaya başladı. Fakat Arigutchie, hâlâ onu tanıyamamıştı. Durmadan; “Rezil karı!” diye hakaret etmeye devam ediyordu. “Şimdi,” dedi. “Kardeşlerine gidip yaptığın rezaleti anlatacağım. Artık bu evde kalamazsın!”
     Sismonda bunları işitip kocasının çekildiğini görünce kapıyı açtı ve hizmetçi kızı gözyaşlarına boğulmuş buldu. Onu mümkün olduğu kadar teselli etti ve mükafatlandırdı. Sonra yatağını düzeltti, ışığı açtı, giyindi, kuşandı ve bir şeyler dikmeye başladı.
     Arigutchie büyük bir hırsla karısının kardeşlerine gitti. Sismonda’nın ayağına bağladığı ipten başlayarak her şeyi anlattı ve karısından kestiğini sandığı saçları gösterdi. Artık onunla yaşayamayacağını, gelip almalarını söyledi. Karısının kardeşleri bu habere öyle üzülmüşlerdi ki, yanlarında enişteleri olduğu halde yola çıktılar. Anneleri de arkadan geliyordu. Kadıncağız; “Ben kızımı nasıl terbiye ettiğimi bilirim”, diyordu. “Olsa olsa kocası başka bir sebepten onunla kavga etmiş olacak!”
     Sismonda merdivenden sesler duyunca; “Kim o?” dedi, Kardeşlerinden birisi, “Rezil karı, kim olduğumu bilirsin!” diye cevap verdi. Kadın yataktan kalktı, kardeşlerine, “Hoş geldiniz,” dedi. “Gecenin bu saatinde üçünüz birden ne arıyorsunuz?”
     Kardeşlerini onu yarasız beresiz ve dikiş dikerken görerek şaşırdılar. Öfkeleri biraz yatıştıktan sonra ondan izahat istediler. Kadın; “Bilmiyorum,” dedi. “Benim hakkımda size ne söyledi?” Arigutchie o kadar dayak attığı halde yüzünde bir iz görmeyince dona kalmıştı. Kadın; “Neler söylüyorsun kocacığım?” dedi. “Neden beni alçak bir kadın, kendini de zalim bir erkek rolüne çıkarıyorsun. Gece ne zaman yanımdaydın, beni ne zaman dövdün?”
     Arigutchie; “Hain kadın,” dedi. “Beraber yatmadık mı? Âşığın yüzünden seni tokatlamadım mı, saçlarını kesmedim mi?”
     Kadın; “Bir şeyden haberim yok,” dedi. “Beni dövmediğin muhakkak, vücudumda bir leke bile yok. Böyle bir şey yapacak olsan senin gözünü patlatırım, işte meydanda!” dedi ve peçesini kaldırarak saçlarını gösterdi. Bunu işiten kardeşler, Arigutchie’ye, “Ne diyeceksin?” dediler. “İddiaların doğru değil!”.
     Arigutchie rüyaya dalmış gibiydi. Kadın; “Kardeşlerim,” dedi. “O bana bir fırsat vermiş oldu, şimdi onun rezil hayatını ifşa edeceğim. Namuslu adam diye beni verdiğiniz bu adam bir tüccar olmak iddiasındadır. Bir bakire gibi, temiz bir rahip gibi dindar olduğunu söyler. Halbuki her gece meyhanelerde zil zurna içer, rast geldiği kadınla gider ve beni bütün gece bekletir. Her halde bir rezil kadınla yatmış ve onun saçını kesmiş olacak, sarhoşluğundan beni o kadın sanıyor!”
     Annesi; “Zavallı kızım,” dedi. “Bu alçak herif sana hiç lâyık değil. Köyden kentten gelip üç beş kuruş kazandılar mı kendilerini bir şey sanıyorlar ama ne çare ki oğullarım seni Kangide’ye vermediler de bu alçak herife lâyık gördüler.”
     Kadın oğullarına dönerek; “Kardeşinizin ne muameleye uğradığını gördünüz mü, bunu gebertmeyince rahat edemEyeceğim.”
     Kardeşler, Arigutchie’ye ağız dolusu küfür ettiler ve bir daha böyle bir şey yaparsa dünyaya geldiğine pişman edeceklerini söylediler. Arigutchie şaşırmış halde idi. Bir rüya gördüğünü sanıyordu. Kadın, kurnazlığı sayesinde hem bir tehlikeyi atlatmış, hem de canının istediğini çekinmeden yapma imkânını kazanmıştı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir