Ne Arap’ın Yüzü… (51)

N

     ARAPLARA YÖNELİK MİSYONERLİK FAALİYETLERİ (2)
     Sözünü ettiğimiz faaliyetler tam anlamıyla kentli Müslümanlara yönelik çalışmalardır ki, kilise cemaatlerini oluşturmak, hastane, okul, sosyal ve kültürel tesisler yapmak, yardım kurumlarını faaliyete geçirmek, ticari şirketleri ve basın-yayın organlarını reklam amaçlı kullanmak gibi sayısız yol ve yöntemle kitleler, yasal sınırlar içinde etki ve denetim altına alınmak istenmiştir.
     Hristiyan dinini yaymakla görevli kişilerce yürütülen bu faaliyetler, birkaç kent ya da ülkeyle sınırlı kalmamış ve Arap dünyasının hemen her köşesinde, hızla yayılan bir hastalık gibi tüm Arapları etkisi altına almıştır. Bu tarz çalışmaları ise, illegal faaliyetler kapsamında mütalaa etmek yerinde olur.
     İngiliz misyoneri Hampher’in, “İslam’ı Nasıl Yok Edelim?” isimli kitabında(1) bu faaliyetler baştan sona bir ibret vesikası olarak anlatılmaktadır.
     “İslam dini önceleri güzel ve mükemmel bir medeniyet olup; ilim, şiir, sanat ve keşifler barınağı iken, Osmanlı idaresiyle birlikte, ona gerileme, cehalet ve kısırlık girmiştir” ana temasından hareket eden misyonerler, ilk etapta toplumda mevcut ihtilafları sulandırmakla işe başlamışlardır. Sünnî-Şiî, Osmanlı-Arap, ast-üst, ulema-memur, aşiret-kabile vs. ihtilaflarında, tarafları birbirine karşı büyük bir ustalıkla kullanmışlardır.
     Misyonerlik faaliyetleri sırasında toplumda işlenilen diğer konuları şu başlıklar altında özetlemek mümkündür:
* Arap ülkelerindeki genel cahillik ve gerçek İslam dini hakkında bilgisizlik,
* Sabit düşüncelere bağlılık ve gayret azlığı,
* Yeniliklere karşı istek ve gayret azlığı,
* Maddi hayatı önemsememek, cennete ümit bağlamak ve tevekkül,
* Hükümetlerin halka uyguladıkları zorbalık ve diktatörce tutum,
* Can ve mal güvenliğinden yoksunluk,
* Ulaşım şebekelerinin azlığı,
* Her sene yüzlerce kişiyi ölüme götüren veba ve kolera gibi hastalıklara karşı hijyen ve ilaç yokluğu,
* Şehirlerin bakımsızlığı ve su şebekelerinin bulunmayışı,
* Devlet dairelerindeki kargaşalık, rüşvet ve kanunsuzluk,
* Şeriatın temelini oluşturan kanun ve kuralların devlet yasalarından çıkarılmış olması,
* Akıllıca yürütülmeyen ekonomik politika, geri kalmışlık, genel fakirlik,
* Tüm Arap ülkelerindeki işsizlik,
* Düzenli bir ordunun olmayışı, levazım ve savunma için teçhizat azlığı, modası geçmiş ve sayıca az silahlarla iş görme,
* Kadın haklarının çiğnenmesi,
* Şehir ve sokakların çevre sağlığından yoksun olması, vs…
     Tarihî kayıtlar göstermiştir ki, misyonerler, amaçlarına erişmek için her türlü aracı kullanmayı mubah gören bir düşünceye sahip olmuşlardır. 1905 yılında Yemen’de başlatılan ve daha sonra tüm Ortadoğu’ya yayılan isyan hareketlerinin hazırlanmasında misyoner faaliyetlerinin önemli rolü olmuştur.
     Bırakalım Arap dünyasını, Afrika, Asya ve Güney Amerika’daki ulusları yüzyıllar boyu sömüren müstemlekecilerin ve emperyalist orduların en büyük yardımcıları Hristiyan papazlar değil miydi?
     Yerli halkın sahip olduğu mahalli kültürler yıkılmadıkça, bir ulusu meydana getiren maddi ve manevi değerler soysuzlaştırılmadıkça, millî duygular tahrip edilmedikçe, kimsenin dininden dönmeyeceğini bu papazlar bilmiyorlar mıydı?
     Hristiyanlaştırma çabalarının sadece dinsel temalara yönelik olmadığını, kültür ve iktisadi emperyalizmin yanı sıra, politik ve ekonomik egemenliğinin de ilk adımlarının misyonerlik faaliyetleriyle atıldığını bilmiyorduk diyenlerimiz olabilir mi?
     Böylesine ağır ve önemli bir konunun tartışılmasını yetkili ağızlara bırakarak, bu bölümü, İngiliz misyonerlerinden birine ihtiyar bir Afrikalının verdiği anlamlı yanıtla noktalayalım:
     “Siz buraya geldiğinizde bizim toprağımız vardı. Şimdi sizin toprağınız, bizim ise Kutsal Kitabımız var!”(2) 

(1) Bu kitap, “Hâtırât-ı Hampher, Casus-ı İngilisi der memalik-i İslâmî” başlığı altında Dr. Muhsin Mümeyyidi tarafından Farsça’ya tercüme edilmiş ve 1983 yılında Tahran’da basılmıştır.
(2) Bu konu hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler, Prof.Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın “Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri” ile Ahmed Hamdi’nin 1956 yılında İstanbul’da basılan “Alem-i İslâm ve İngiliz Misyonerleri-İngiliz Misyonerleri Nasıl Yetiştiriliyor?” isimli kitaplarına müracaat edebilirler.

Yazar hakkında

Yorum Ekle