Tarihin Bilinmeyenleri (Eteklikli Adamlar)

T

     Bildiklerinize aykırı gelecek olsa da, İskoç kilti eski bir gelenek değildir, üstelik bir İskoç’un değil bir İngiliz’in icadıdır.
     Sadece İskoçya’da değil, dünya çapında kaç erkek İskoç klanlarının plili eteklerini giymekten gurur duyar? Kaç erkek bu eski gelenekten duydukları gururu göstermek için zaman zaman kiltlerini giyer? Bunların hepsi yenilikçi bir sanayici ve iki becerikli dolandırıcının kurbanlarıdır.
     KİLT NE ZAMAN KİLT DEĞİLDİR?
     Kilt olarak adlandırılan modern kıyafet, 1727 civarlarında, Thomas Rawlinson adında bir İngiliz tarafından icat edildi. O zamana kadar İskoçyalıların geleneksel kıyafeti, bele kemerle bağlanan, diz boyunda battaniyeyle gömlek arası bir şeydi. Rawlinson bir demir dökümhanesi sahibiydi ve hantal battaniyelerin işçilerinin işlerini zorlaştırdığını düşünüyordu. Bu yüzden kilti icat etti. İşçilerini yüreklendirmek için de önce kendisi giymeye başladı. Kilt o kadar tuttu ki, 1745’de Parlamento onu İngiliz yaşam tarzına bir tehdit olarak ilan etti. Aniden bütün İskoçlar onu giymeye büyük bir heves duymaya başladılar.
     Bu arada, İngilizler İskoç mitolojisi ve kostümüne âşık olmuşlardı. Sör Walter Scott’un İskoçya’yla ilgili macera romanları en çok satan kitaplardı ve Londra’daki İskoç sosyetesi çok etkin hale gelmişti. Gerçek İskoçlar alt sınıf sayılıyor ve hor görülüyordu ama İngiliz ordusu generalleri, büyük lordlar ve toprak sahipleri kiltleri giyiyor ve gayda dinliyorlardı. İngiliz Kraliyet Ailesi bile kilt giymeye başlamıştı ki, bu gelenek bugün bile sürüyor.
     PRENS NE ZAMAN PRENS DEĞİLDİR?
     Kendilerine John ve Charles Edward Stuart adlarını veren aristokrat tavırlı, uzun boylu, yakışıklı adamlar olan iki dolandırıcı işin içine girdi. 1800’lerin başında Londra’ya gelmişler ve insanlara Bonnie Prens Charlie’nin gizli ama yasal torunları olduklarını söylemeye başlamışlardı. Onun içkiciliğinden kaçan karısı Prenses Louise bir manastıra kapanmıştı. Kadının orada olduğu sırada gizlice babalarını doğurduğunu iddia ediyorlardı. Sevgili babaları bunu onlara anlatmıştı ve onlar da miraslarını almaya gelmişlerdi.
     Amaçları Londra sosyetesini bu acayip hikâyelerine inandırmaktı ama başaramayıp daha iyi karşılandıkları İskoçya’ya döndüler. Kısa zamanda İskoçya’nın bazı önemli aristokratları onlara kraliyet üyesi gibi davranmaya başladı. Artık kendilerine Sobieski Stuart adını veriyorlardı. Sobieski, Polonya kraliyet ailesinin adıydı ve sözde babaanneleri Prenses Louise’le bağlantılıydı.
     Kendilerini İskoç geleneği uzmanı olarak tayin etmişler ve bu konuda kendi icat ettikleri fikirlere dayanarak kitaplar yayınlamaya başlamışlardı. Tarih kitapları ve geleneksel kitapları vardı ama en büyük vuruşları babalarının, İskoç klanlarının kıyafetlerini tanımlayan on altıncı yüzyıldan kalma, Latince el yazması bir kitabının olduğuydu. Sözünü ettikleri kitabın kopyası olduğunu iddia ettikleri bir kitap üretmişlerdi ve kısa zamanda tüm İskoçya otantik İskoç kıyafeti sandıklan kostümü giymeye başladı. Sonunda, 1842’de bu materyalin resimlendiği pahalı bir kitap bastılar ve o zamandan beri onların bu fantezi dünyaları gerçek İskoçya geleneği olarak kabul ediliyor.
     EKOSE KUMAŞ NE ZAMAN EKOSE KUMAŞ DEĞİLDİR?
     O zaman, bir aile ya da klana atfedilen bir ya da iki ekose deseni olurdu. Sobieski Stuartlar kitaplarına ‘aile’ ekoseleriyle ilgili bir katalog eklemek fikrini buradan edinmişlerdi. Resimledikleri 76 ekoseden 50’sini kendileri yaratmışlardı, diğerleri ise İskoçya’da buldukları çeşitli desenlerdi. Yarattıkları desenler bugün dünya çapında yüz binlerce insan tarafından aile tarihinin gururu olarak kabul ediliyor ve kullanılan ekose çeşidi 2.000’e kadar ulaştı. Aslında, kimseyi yenilerini icat etmekten alıkoyan yok…
     1838’de minnettar bir İskoç aristokratı Lord Lovat, onlara mülkleri içinden her hangi bir yeri evleri olarak seçebileceklerini söyledi ve onlar da, kocaman bir av köşkü tasarlayıp inşa ettirdikleri romantik Eilan Aigas adasını seçtiler. Burayı silahlar, geyik boynuzları, zırhlar ve tabii ki ataları Stuart krallarının büstleriyle donattılar. Kitapları çıktığı zaman zaferleri tamamlanmıştı. İskoç aristokrasisi onların icat ettikleri kostümlerini giyinip önlerinde diz çökerken, isimleri hariç her şeyleri tam krallar olarak, tahtlarına oturuyorlardı.
     KRAL NE ZAMAN KRAL DEĞİLDİR?
     Gerçi hâlâ tatmin olmamışlardı. Kraliçe Victoria’yı iddialarına inandırmaya karar verdiler ama bu, kraliçeyi hiç eğlendirmedi. Onları herkesin önünde reddedince İngiliz sosyetesinden dışlandılar. Yalancı ve şarlatan ilan edildiler, kurdukları dünyaları parçalandı ve ortaya çıktıkları gibi hızla kayboldular. Son olarak Prag’da oldukları duyuldu, daha sonra da tarih sahnesinden çekildiler.
     SON İRONİ:
     Eğer bir gün İskoçya bağımsızlığını ilan ederse seçtiği ulusal imaj muhakkak ki Sobieski Stuart’ın eseri olacaktır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle