DECAMERON-75 (Yedinci Günün Sonu ve Yetmişinci Hikâye)

D

     Siyena’da Tingoçyo ve Mençiyo adında iki genç vardı. Bunlar sadece birbirleriyle dostluk ederler, başkalarıyla görüşmezlerdi. Devamlı surette kiliseye gittiklerinden öteki dünyada ruhların başına gelen felaketler veya mutluluklar hakkında bir çok vaaz dinlemişlerdi. Bu hususta kesin bilgi edinebilmek için şöyle bir çare buldular; Hangisi önce ölürse, ötekine ahiret hakkında bilgi verecekti.
     Tesadüfen Tingoçyo, Anselmini adında birinin sağdıçı olmuştu. Bu sebeple onun karısını sık sık ziyaret ediyordu. Neticede iki dost, bu kadına âşık oldular. Ama bunu birbirlerinden saklıyorlardı. Tingoçyo, sağdıcın karısını sevmeyi haram saydığı için, Mençiyo ise arkadaşının ilgisini sezdiği için böyle hareket ediyorlardı.
     Tingoçyo daha becerikliydi. Aşkını daha önce kadına o ilan etmişti. Mençiyo ise, arkadaşını hep atlatmaya çalışıyordu. Tingoçyo ağır bir hastalıktan sonra kısa zamanda öldü. Üç gün sonra, vaat ettiği gibi Mençiyo’nun rüyasına girdi. Mençiyo korku içinde, “Kimsin?” diye sordu.
     “Ben Tingoçyo’yum. Sana bu dünyadan haber getirdim.”
     “Hoş geldin kardeşim, sen artık kayıplara karıştın…”
     “Kayıplara karışsam buraya kadar gelebilir miydim?”
     “Günahların yüzünden cehenneme atıldın mı?”
     “Evet… Günahlarımdan dolayı çok ağır ceza görüyorum.”
     “Bu âlemde senin için bir şeyler yapabilir miyim?”
     “Elbette… Benim için dua et, sadaka dağıt!”
     Mençiyo, Tingoçyo’nun ruhunun dediklerini yapacağını vaadetti. Yalnız ona son bir sual sormaktan kendini alamadı.
     “Tingoçyo,” dedi. “Sağdıcının karısına olan aşkın yüzünden hangi cezaya çarpıldın?”
     “Kardeşim, ben buraya gelince, benim bütün günahlarımı bilen birisinden bir emir aldım. Yoksa öyle bir yere gidecektim ki, orada ayni suçları işlemiş olan kimselerle birlikte cezamı çekecek ve devamlı olarak ağlayacaktım. Yanımda bulunanlardan birisi bu korku içinde benim tir tir titrediğimi görünce. “Ateşin içinde neden titreyip duruyorsun?” diye sordu.
     “Ah dostum,” dedim. “İşlediğim ağır bir suçun cezasından korkuyorum.”
     “Ne gibi bir suç?”
     “Sağdıcı olduğum adamın karısıyla, ölecek kadar aşk yapmış olmak…”
     “Deli adam, burada sağdıçlığı hesaba katan yok ki!“ deyince cesaretim arttı.”
     Gün ağarıyordu. Tingoçyo’nun ruhu, “Allahaısmarladık Mençiyo, fazla kalamam,” diyerek kaybolup gitti. Mençiyo, sağdıçlığa bu kadar değer vermek yüzünden kaybettiği fırsatlara yandı ve ondan sonra daha cüretkâr oldu.
     Yedinci Günün Sonu
     Bu hikâyelerden sonra kraliçe, başındaki tacı alarak Laurettio’nun başına koydu ve “Sizi kraliçeliğe tayin ediyorum. Dilediğin gibi hüküm sür ve herkesi memnun et!” dedi. Yeni kraliçe; “Benden önceki kraliçe,” dedi. “Konu olarak kadınların erkeklere oynadıkları oyunları ele aldı. Ben öç alma taraflısı değilim. Yoksa ona karşı, erkeklerin kadınlara oynadıkları oyunları kendime konu olarak seçebilirdim. Şimdi herkes bir hikâye düşünsün… Erkeklerin kadınlara, kadınların erkeklere veya başkalarına oynadıkları oyunları anlatsınlar… Umarım ki bu günümüz de dünkü gibi hoşça geçer.”

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz