Ne Arap’ın Yüzü… (55)

N

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (1)
     Aslında, karakter itibariyle İslami düşünce tarzına pek karıştırılmak istenmeyen İslamiyet öncesi putperest Arapların inanışlarının birçoğu, İslamiyet sonrası Arap inanç sisteminde de devam edegelmiştir. Müslüman doktrininin uygulanmasıyla bunların sadece üstü örtülmüştür o kadar.
     Bu sistem içerisinde yer alan inanışlar arasında; ölümden sonra ruhun gideceği yer başta olmak üzere, halen geçerliliğini koruyan çok sayıda hurafe bulunmaktadır. Geleneğe veya geçmişe yönelik kehanette bulunmak, yemin etmek, “Onu yaparsan seni şeytan çarpar” gibi sözler sarf etmek, takdis etmek, beddua etmek, cinlerden, meleklerden bahsetmek, büyü ve fallara inanmak, kem gözlerden, nazardan sakınmak… ve benzeri davranışlar, bu gibi inanışların toplum yaşantısındaki rolünün hiç de küçük olmadığını bize göstermektedir.
     Müslüman, Hristiyan ve Yahudi dinleri, karşılıklı olarak birbirlerinin batıl itikatlarından hiç hoşlanmamakla birlikte, bu itikatları paylaşmaktadırlar da. Bazen, bir Müslüman, iyileşmek ümidiyle Hristiyan papazını veya Yahudi hahamını yanına çağırdığı, bunun aksine, bir Hristiyan veya Yahudi’nin hastalandığı zaman aynı arzu ve ümitle bir imamı ziyarete gittiği çok görülmüştür. Özellikle Hristiyan Arapların, Müslüman ermişleri sık sık ziyaret ettiği ve ellerini öptüğü, kendisi ve ailesi için dua etmesini istediği bilinmektedir.
     Araplar, ölümden sonra ruhun, mezarda iken bedenden ayrıldığına ve kabre yakın bir uzaklıkta durduğuna inanırlar. Yaşamı boyunca iyi ve yararlı işler yapmış bir kişinin ruhu, belirli bir mesafede durarak kıyamet gününe kadar mezarını aydınlatır. Ölümün ardından bazı kişilerin bedeni toz olur ve ruhları dünyada başıboş dolaşır. Bazıları hiçbir şeyden habersiz uyur, ilk boru çaldığında uyanır ve ikinci defa ölürler. Bir kısmı ise, kuşların sırtında cennete taşınır.
     Akraba ve tanıdıkları ölünün kabrini ziyarete geldiklerinde, ölünün ruhu bedenini ziyaret eder. Akrabalar, kendileri için çok üzüldükleri zaman da ruhlar gelir. Bazen gündüzleri bir sinek halinde veya güneşin batışına yakın saatte, her tarafın sessiz ve sakinleştiği bir sırada, güzel koku veren bir buğu olarak birkaç dakikalığına dünyaya iner. Ruhlar, rüyada da gelir ve sevdiklerine ya da sevmedikleri kişilere görünürler.
     Ölü bir kişinin ruhunun görünmesi, o ruhun Kur’an okunmasını arzuladığı şeklinde yorumlanır. Bu durum, ölünün yaşayan akrabalarına iyi davranışlarda bulunmalarını hatırlatmak şeklinde de yorumlanabilir. Bazen, aile grubunca elde edilen başarıların karşılığı olarak gönderildiği şeklinde de tefsir edildiği olur.
     Mezarlıkta veya mezarlık civarında duyulan saygı hissi, burada yatanların da canlılar gibi ruhları olduğu inanışından kaynaklanır. Mezarlıkta duyulan korku ise, ölülerin görülmeyen üstün güçlere sahip bulunduğu düşüncesinden kaynaklanır. Korku duygusu, birtakım yasakların da oluşmasına neden olur.
     Araplar, uyku halindeki bir kimsenin ruhunun bedeninden ayrıldığına inanırlar. Bu nedenle, uyuyan bir kişiyi öldürmekten çekinirler. Çünkü, o kişiden ayrılan ruhun, onu öldürene fenalık yapabileceği düşüncesi yerleşmiştir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz