Tarihin Bilinmeyenleri (İlginç Bir Fikir)

T

     On sekizinci yüzyılın başlarında Prusya kralı I. Frederick ve mimarı, değişik bir iç mimari buldular. Frederick’in Berlin Kraliyet Sarayı’ndaki çalışma odasının kehribar kaplanmasına karar verdiler.
     Hep rağbet gören kehribar, çok yaşlı ağaçların taşlaşmış reçinesidir. Antik Mısırlılar onu takarlardı; gerileme döneminde Romalılar kehribar zarlarla kumar oynarlardı; Frederick’in dönemindeki zengin Avrupalılar da kehribar mücevherler takar ve kehribar tas ve tabaklarda yemek yerlerdi. Ama kehribardan bir oda, bu tarihte bir ilkti.
     ASLINDA EBEDİYEN
     Projenin tamamlanması yıllar aldı. Avrupa’daki en iyi sanatkârlar kehribarı işlediler ve mozaikler halindeki parçaları Frederick’in odasını kaplayacak dört duvar halinde bir araya getirdiler. 1713’den itibaren Frederick, dünyanın gördüğü en görkemli kehribar koleksiyonuna sahipti. Maalesef keyfini sürmek için fazla vakti olmadı; aynı yıl öldü.
     Bir sonraki kral I. Frederick Wilhelm’e “asker kral” denilirdi. Askerleri bilirsiniz; sanat harikalarıyla pek fazla ilgileri yoktur. Bu yüzden Rus Çarı Deli Petro 1716’da Berlin’e gelip Kehribar Oda’ya hayran kalınca kral onu söktürüp Petro’ya hediye etti.
     KALDIRIN ŞU ODAYI
     Petro da onu ancak I. Frederick Wilheim kadar kullandı: Odayı depoya kaldırttı. Petro’nun kızı Elizabeth 1741’de tahta çıkana dek oda orada kaldı. Çariçe ise bir sanat ve moda insanıydı; Kehribar Oda’nın kıymetini anladı. Onu Puşkin kentindeki Catherine Sarayı’na yerleştirdi ve başına çalışması için mimarı Bartolomeo Francesco Rastrelli’yi koydu.
     BAROK’A YÖNELİŞ
     Yeni Kehribar Oda göz kamaştırıcıydı: Her tarafında yaldızlar, duvar aynaları, avizeler vardı. Catherine Sarayı’ndaki oda Frederick’in çalışma odasından daha geniş bir yerdi, bu nedenle mücevher kaplı paneller eklenmişti. Bunlara mermer, yeşim, oniks ve kuvarstan yapılmış dört Floransa mozaiği de dahildi. Daha sonra bu mozaiklerin gayet şüpheli durumları olduğu ortaya çıkacaktı. Mobilyalar arasında sergi sandıkları içinde satranç takımları, şamdanlar ve mücevher kutuları gibi değerli kehribar eşyalar vardı, ama misafirlerin esas nefesini kesen odanın kendisi oldu. Bir İngiliz elçi onu dünyanın sekizinci harikası olarak adlandırdı.
     BARBARLAR KAPIDA
     İkinci Dünya Savaşı’nın başına gelindiğinde Kehribar Oda neredeyse 200 yıldır Catherine Sarayı’nın gururuydu. Ani ısı değişikliklerinden kaynaklanan hasar dolayısıyla periyodik olarak tamir görüyordu. Neyse, bir nedenle -ya kehribarın hassaslığı ya da Almanların yaklaşma hızı dolayısıyla- 1941’de Sovyet hükümeti Kehribar Oda’nın içindekileri boşaltıp Sibirya’da gizli bir yere gönderdi ama panelleri bıraktı. İşçiler duvarları kâğıt, pamuk ve gazlı bezlerle gizlediler.
     Ama Almanlar ne aradıklarını biliyorlardı. Kâğıt, pamuk ve gazlı bezler onları aldatamadı; Hitler Kehribar Oda’nın ‘anayurduna geri götürülmesini’ istiyordu. Kısa sürede Wehtmacht tankları Puşkin’e yöneldi, Alman uzmanlar saraya ulaştı. Panelleri beraberlerinde götürdüler. Paneller daha sonra Doğu Prusya’da Königsberg’de görüldü. Dört yıl içinde Sovyetler Königsberg’e yaklaştılar ve Almanlar da ‘Kehribar Oda’yı sakla’ oyununa başladılar. Sakladılarsa kimse onu bulamadı: Kehribar Oda’yı bir daha gören olmadı.
     MÜLTİMİLYON DOLARLIK SORU
     Kehribar Oda’nın akıbeti hâlâ merak konusu. Baltık Denizi’nin dibinde mi? Ya da bir lagünün? Bir gümüş madeninde mi gömülü? Ya da sanat hırsızlarının eline mi düştü? Yoksa tamamıyla yandı mı? Çelişkili senaryoların destekleyici delilleri ve görgü tanıkları var. Bazı Kehribar Oda avcıları, düşman birlikleri Königsberg’i sardığında Almanların hazineyi deniz yoluyla kaçırdığını düşünüyorlar. Bu senaryoyu destekleyen ipucu,  1945’in başlarında şüpheli bazı sandıkların Wilhelm Gustloff vapuruna yüklendiğini gören tanıklar. Gemi bir Rus denizaltısı tarafından batırıldı, bu yüzden Gustloff (ve belki de Kehribar Oda da) Baltık Denizi’nin derinliklerinde yatıyor. Suya odaklanmış diğer avcılar hazinenin Königsberg’den uzakta olmadığını savunuyorlar. Lituanya kasabası Neringa’nın yerlileri, bazı SS askerlerinin çok miktarda sandığı Baltık kıyısına sakladıklarını görmüşler. Su seviyesi yükselmiş ve sandıklar (belki de kehribar doluydular) şimdi kasvetli bir lagünün dibinde yatıyor.
     BİLİNMEYEN BİR YERE YOLCULUK
     Diğer avcılar kendilerini yeraltına götüren deliller buldular. Doğu Prusya’da görevli Nazi subayı Erich Koch, Kehribar Oda’yla çok ilgiliydi ve onu memleketi Weimar’a göndermiş olabilir. Kanıtlar sanatsever Nazi’nin, Königsberg’in değerli sanat eserlerinin yarısını Weimar’a gönderdiğini gösteriyor. Bazıları Weimar’da sanat hazinelerinin sahte Kızıl Haç kamyonlarına doldurularak madenlere ve sığınaklara gömüldüğüne inanıyor. Müttefikler Koch’u hapse attı, tanıklar “hazinelerimin olduğu yerde Kehribar Oda da var” dediğini söylüyorlar. Koch 1986’da öldü ve bu konuda hiçbir şey söylemedi.
     KEHRİBAR İÇİN KAZILAR
     Başka bir kanıt da Nazi belgelerinde yer alan, Kehribar Oda’yı Almanya’da Saksonya’ya gönderme emri. Aralık 2000’de Alman ve Çek araştırma ekipleri, Saksonya’da başlayan ve Çek Cumhuriyeti sınırını geçen eski bir gümüş madeni olan Nicolai Stollen’e tünel açtılar. Ekipler 1945’de SS’leri madende gördüğünü hatırlayan tanıklarla birlikte farklı SS kaynakları tarafından aktarılan bilgileri izlediler. İki ekip de hâlâ uğraşıyor.
     APTALLAR!
     Bazı sanat tarihçileri Kehribar Oda avcılarının zamanlarını boşa harcadıklarını düşünüyorlar. Kimsenin hazineyi bulamayacağını çünkü odanın yok olduğunu söylüyorlar. Kehribarın erime derecesi 14800C’dır; bu yüzden Müttefik bombalan Königsberg’i viraneye çevirdiğinde kehribar paneller de yandı.
     ÇAT BURADA, ÇAT KAPI ARKASINDA
     Catherine Sarayı için yapılan ve 1941’de Sibirya’da saklanan dört Floransa mozaiğini hatırlıyor musunuz? Alman polisi onlardan birine 1990’ların ortalarında Bremen’de el koydu. Bir emekli, onu 2 milyon dolara satıyordu; panel Wehrmacht’ta Hitler’e hizmet eden babasından miras kalmıştı. Uzmanlar mozaiğin 1944’den önce çalındığını tahmin ediyorlar; öte yandan bu konuda kopan yaygara, bir ev kadınının Doğu Almanya’dan aldığı kehribar sandığın Kehribar Oda’ya ait olup olmadığını merak etmesine yol açtı. Eski fotoğraflar bu kuşkuyu doğruladı. Aynı zamanlarda, bir müzayede şirketi kehribardan yapılmış bir asker büstü sattı, bunun da Kehribar Oda’dan olduğuna inanılıyor. Yani Fred ve Elizabeth’in malları pazara geri döndü.
     GELİN BUNA “CATHY’NİN SARAYI” DİYELİM
     Bu arada, Catherine Sarayı’nda sanatkârlar Kehribar Odayı yeniden yaratıyorlar. I. Frederick Wilhelm’in jestinden 300 yıl sonra, Almanya ve Rusya, bu kez başka bir şaheserin yapımı için bir aradalar. Yeni Kehribar Oda, kısa sürede bitmiş olacak ve eğer umuma açılırsa, ortalık kısa sürede Bermuda şortlu turistlerle dolacak.
     SÖYLENMİŞ SÖZLER
     “Arı çevrelendi ve kehribarın içinde göründü, kendi usaresi içinde gömülmüş gibiydi!” (Martial)
     “Bir kehribar boncuğun içinde tertemiz gömülmüş bir sinek gördüm!” (Robert Herrick)
     “Güzel! Kehribarın içinde şekilleri gözlemek, saçlar, saman çöpleri, toz, larva ya da kurtçuklar!” (Papa Alexander)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz