Sığır Çobanının Oğlu

S

     Bir varmış, bir yokmuş…
     Köyün birinde sığırcılık yapan bir adam yaşarmış. Bu adam çok fakirmiş. İşi gücü köyün sığırlarını yaymakmış.
     Gel zaman git zaman, bu adam hastalanmış. Öleceğini anlamış. Karısına;
– Şu dediklerimi unutma! Bizim bir oğlumuz var. Eğer ben ölürsem, aman ha aman köyün sığırlarını alıp yaymasın. Alıp yayarsa da filanca dağa hiç götürmesin, diye tembih etmiş.
     Bir zaman sonra da ölmüş…
     Aradan epey bir zaman geçmiş. Oğlan büyümüş ama hiçbir iş görmüyormuş. Anası dilenip döşürüp getiriyormuş, tembel oğlu da yiyormuş.
     Bir gün köyün yaşlı adamları bir evin odasında konuşuyorlarmış. Bu oğlan da o evin bacasında oynuyormuş. Adamların seslerini duyunca dinlemeye başlamış.
     İçerdekiler;
–  Bu çocuk bir iş görmüyor. Hiç olmazsa babası gibi köyün sığırlarını yaysa ne olur? Fukara anası dilenip döşürüp* getiriyor, o da yiyor, demişler.
     Oğlan bunları duymuş. Doğru eve gelmiş. Anasına;
– Ana, benim babam ne iş yapardı, diye sormuş. Anası önce söylemek istememiş. Oğlan çok ısrar edince;
– Köyün sığırlarını yayardı, demiş. Oğlan;
– Ben de köyün sığırını yayacağım. Sabah olunca git de sığırları bana al, demiş.
     Anası da;
– Alıp yaymaya yayarız ama baban; “Filanca dağa götürmesin!” dedi, demiş.
     Oğlanın babasının: “Gitmesin!” diye tembih ettiği dağda çok fazla ot bitermiş.
     Oğlan: “Peki!” demiş sığırları almış, yaymaya başlamış.
     Günler geçmiş, aylar geçmiş, yaz gelmiş. Temmuz ayı olmuş… Bu vakitler hayvanları büvelek* tutarmış.
     Bir gün oğlan, anasıyla, sığırları o dağa götürmüş. Öğlene doğru hayvanların birini büvelek tutmuş. Hayvan kaçmaya başlamış. Oğlan bakmış ki, olacak gibi değil, kendi de hayvanın peşine düşmüş.
     O sırada anasına da;
–  Ana, ben geldim, geldim… Gelemezsem sen sığırı götür. Sabah herkesin hayvanını teslim et! Biz bu hayvanı bulamazsak sahibi bizden ister. Sahibine ne deriz, demiş.
     Hayvanın arkasından koşmaya başlamış. Hayvan gitmiş oğlan gitmiş… Hayvan gitmiş oğlan gitmiş… Bir türlü hayvanı tutamamış, kaybetmiş.
     Oralarda bir pınara rastlamış. Pınardan biraz su içmiş. Çok yorgun olduğu için pınarın başında uyumuş kalmış. Uyandığı zaman bakmış ki, pınarın başında birçok hayvan izi var. En çok da ceylan, ayı, kurt, bir de dev izi varmış. Oğlan ceylan izini takip etmeye başlamış. Gide gide bir mağara kapısına varmış. Mağaranın kapısı kilitliymiş, önünde de tüyler yığılıymış. Oğlan, tüyleri karıştırmış. Karnı çok açmış. Bulduğu ekmek parçalarını yemeye başlamış. Oğlan karnını doyururken, mağaranın kapı deliğinden bir kız onu seyrediyormuş. O sırada oğlana âşık olmuş. Kapıyı açmış oğlanı içeri almış.
     Kız, oğlana;
– Benim yedi erkek kardeşim var. Onlar seni görürlerse öldürürler. Sen saklan seni kimse görmesin, demiş.
     Kız oğlana iki tane tüy vermiş;
– Bu tüyler benim anamdan babamdan kalan tılsımdır. Kimseye gösterme! Bunları elinde tut! Şu tüylerin içinde saklan seni kimse görmez, diye tembih etmiş.
     Akşam olmuş, kardeşleri gelmiş;
– Burada bir insan kokusu var, diye sormuşlar. Kız da;
– Siz giderken nasıl kilitlediyseniz öyle de açtınız. Hiç kimse gelmedi, demiş.
     O gün öylece geçmiş.
     Ertesi gün kardeşleri gidince kız, oğlanı çıkarmış. O günü beraber geçirmişler. Akşama yakın kız;
– Bu böyle olmaz. Sen akşam kardeşlerim geldiği zaman kapıya bir iskemle koy otur. Onların üçü önden gelir. Sofra hazırlarız. Dördü de sonra gelir. Üçü geldiği zaman hiç kımıldama! Ama dördü geldiği zaman en büyükleri önünden geçerken biraz kalk, geri otur. Bir de selam ver! Hiç korkma sana verdiğim tüyler seni korur, demiş.
     Akşam olmuş. Kardeşler kızın dediği gibi gelmişler. Oğlan sadece büyük kardeş geçerken selam vermiş. O da selamı almış içeri girmiş.
     Kardeşleri kıza;
– Buraya yılan göbeğinden, kuş tüyünden kimse gelmedi. Bu kim ki böyle korkusuz gelip oturmuş, diye sormuşlar.
     Kız da;
– Bilmiyorum, demiş.
   Bunun üzerine oğlanı içeri almışlar, karnını doyurmuşlar. Ona bir de oda verip yatırmışlar.
     Sabah olmuş. Oğlanlar ava gideceklermiş. Oğlana;
– Bu ormanda bir dev yaşar. Biz bu dev ile yıllardır savaşırız, bir türlü öldüremiyoruz. Bu dev bizim kız kardeşimize âşık. Ne yapalım dersin, demişler.
     Oğlan onlarla birlikte ava gitmek istemiş.
– Bugün de o devle ben cenk edeyim, demiş.
     Onlarla beraber ava gitmiş. Kızın verdiği tılsımlı tüyler sayesinde devi öldürmüş. Devin kulağını kesmiş, cebine koymuş, oğlanlara göstermiş.
     Ertesi gün kızın kardeşleri ceylan avına çıkmak için hazırlık yapmışlar. Oğlan da onlarla beraber yine ava çıkmak istemiş. Oğlanın teklifini kabul etmişler. Oğlan pınar başında su içen ceylanı avlamış, eve getirmiş.
     Daha sonraki gün de ayı avına gideceklerini söylemişler. Oğlan bu sefer de ayı avına gitmiş. Ayının geçeceği yere tuzak bir hendek açmış. Ayı su içmeye gelirken hendeğe düşmüş. Ayıyı orada öldürmüş, postunu almış eve getirmiş.
     Bunun üstüne kızın kardeşleri; “Biz buna bir iyilik etmezsek, bu bize bir kötülük yapar. Gelin en iyisi biz kız kardeşimizi buna verelim,” diye konuşmuşlar.
     Oğlan bu teklifi önce kabul etmemiş:
– Ben bacınızı alırsam memleketime götürürüm, demiş. Kardeşleri de kabul etmişler.
     Oğlan, kızı almış yola çıkmış. Bir pınarın başına varmışlar. Kız oğlana memleketinin adını sormuş.
     Oğlan kıza;
– Çabuk gözlerini kapat, demiş.
     Kız gözlerini kapatır kapatmaz kendini memleketinde bulmuş.
     Aradan bir zaman geçmiş. Bu sefer de ülkenin padişahı kızı görmüş, kıza âşık olmuş. Oğlanı huzuruna getirtmiş, kızı istemiş. Oğlan da başından geçenleri bir bir padişaha anlatmış:
– Ben bu kızı bana getirdim. Sen de git sana getir, demiş. Bunun üzerine padişah oğlandan üç şey istemiş;
– Eğer istediğim şeyleri yapamazsan, kızı senden alırım, demiş.
     Oğlan;
– Tamam, demiş. Padişah birinci olarak;
–  Falan dağda bir göl var. Bu gölün suları devamlı kaynar. Eğer bu gölde ölmeden üç gün durabilirsen birinci imtihanın tamam olur, demiş.
     Oğlan yola çıkmadan eve gelmiş. Anasıyla karısıyla helâlleşmiş.
     Gideceği zaman karısı;
–  Aman o tüyleri elinden düşürme! Onlar seni korurlar. Korkma, göle gir, yanmazsın, demiş.
     Oğlan çıkıp gitmiş. Üç gün sonra sapasağlam çıkmış, gelmiş. Padişah ikinci olarak;
– Filanca dağda azgın bir katır sürüsü var. Eğer en azgınının üstüne binip buraya getirirsen ikinci imtihanın da tamamdır, demiş.
     Bunun üstüne oğlan eve gelmiş. Anasıyla karısıyla vedalaşmış. Ayrılacağı zaman karısı;
– Tüyleri elinde tut! Katırlar gelip su içeceği zaman en öndekinin kulaklarını tut, üstüne atla! Ama korkma! Bir şey yapmaz. En öndeki en azgınıdır, demiş.
     Oğlan yine yola düşmüş. Kızın dediği pınarın başına varmış. Bakmış ki, büyük bir katır sürüsü geliyor, saklanmış. Sürü yanaşır yanaşmaz en öndekinin kulaklarını tutmuş, üstüne binmiş. Gözünü kapatıp açana kadar memleketine gelmiş. Katırı götürüp padişaha göstermiş. Sonra da alıp eve getirmiş. Katır, eve gelir gelmez, çok güzel bir kız oluvermiş.
     Padişah üçüncü olarak oğlana;
– Filanca dağdaki mağarada bir peri kızı var. Eğer onu buraya getirebilirsen kız senin olur. Yoksa kızı elinden alırım, demiş.
     Oğlan tekrar eve gelmiş, vedalaşmış. Gide gide o mağarayı bulmuş. Bakmış ki, mağarada bir peri kızı ile annesi varmış. Peri kızını annesi vermemiş. Oğlan da kaçırıp dışarı çıkarmış, hırkasını da sırtından çıkarmış kendi almış. Böylece peri kızı annesinin yanına dönememiş. Mecburen oğlanla onun memleketine gelmiş.
     Oğlan, kızı doğruca padişahın yanına götürmüş. Padişaha kızı göstermiş.
     Padişah kızı görünce oğlana;
— Peki, sen kazandın. Al götür! Kız artık senindir, demiş.
     Oğlan eve gelmiş. Peri kızı, oğlana çok yalvarmış. Annesinin yanına dönmek istemiş. Peri kızının yalvarmasına dayanamayan oğlan kızın hırkasını vermiş. Kız, hırkayı giyer giymez ortadan kaybolmuş. Artık evde iki güzel kız kalmış.
     Oğlan, kırk gün kırk gece düğün yapmış. Kızların ikisiyle de evlenmiş. Kızlar da tılsımlarıyla bir gecede güzel bir ev yapmışlar. İçini de bir güzel döşemişler. Mutlu ve uzun bir hayat sürmüşler.
 

* Dilenip döşürmek; Dilenmek, toplamak, dilencilik yapmak
* Büvelek tutmak: Büvelek denilen sineğin hayvanlara yapışıp ısırarak huzursuz etmesi.

 

(Derleyen:: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi