Türk ve Dünya Mutfağı (Oburluk mu? Gurmelik mi?”

T

       Fransızca bir sözcük olan “gourmet” Türkçe’ye “gurme” olarak yerleşmiş. Sözcüğün anlamı, sözlüklerde, “Yemekten ve içkiden anlayan, bunların tadına varabilen kimse” olarak verilmiş. Elbette bu tanımlama son derece muğlak. Yaşamını sürdürmek için herkes yemek yediğine göre, herkes de kendine göre yemekten anlıyor demektir. O halde gurme ile gurme olmayan nasıl ayırt edilebilir?
       Herkesin bir yemek yeme tarzı bulunuyor, doğal olarak da farklı bir damak tadı. Bu nedenle beğeniler arasında da büyük farklılıklar olması son derece doğal. Ancak, beğenileri eleştirmek harcanacak çaba ve özenle mümkün. Beğenilerden yola çıkılarak gurmeliğin ne olup olmadığının üzerine gitmek konuyu biraz zorlaştıracağından bu noktayı şimdilik bir kenara bırakmakta yarar var.
       Eğer gurmeliğe birazcık daha farklı bir açıdan bakarsak iş daha kolaylaşabilir. Bir kimse düşünün ki, yemekten birkaç lokma aldıktan sonra bunun içindeki temel malzemelerin neler olduğunu kolaylıkla anlayabiliyor.
       Pişirme esnasında soğanı gereğinden fazla kavurma gibi bir durum var mı yok mu anlayabiliyor, zeytinyağının ya da tereyağının kalitesinin ne olduğunu saptayabiliyor, sebzenin ve etin kıvamında pişip pişmediğini kavrayabiliyorsa, eğer başka aksaklıklar varsa onları da fark edebiliyorsa, o kişi gurmelik konusunda uzunca bir yol almış demektir.
       Hele o yemekle içilebilecek ideal içkiler konusunda öneriler de sıralayabiliyorsa, bu şahsın yemek konusunda söylediklerini dikkate almakta yarar bulunuyor. Elbette bu saptamaları yapabilmek için hem yemek pişirme konusunda bilgili olmak hem de bunlardan tatmış olmak lazım. Dolayısıyla bir gurmenin aynı zamanda yemek yemeyi son derece sevmesi ve yemek pişirme konusunda bol bol kafa yormuş olması gerekiyor.
       Peki, yemek pişirmekten hoşlanan, bol bol yemek yiyen herkese gurme diyebilir miyiz? Bunun cevabı tabii ki “hayır” olacaktır. Çünkü her bulduğunu yiyen, ayrım yapmayan, birbirine yakışmayan yiyecekleri sofrasında art arda sıralayan bir kimseye gurme değil, olsa olsa obur denebilir. Bir kimse yemek pişirmeyi çok sevebilir, yemek yemeye de çok düşkün olabilir, ancak gurme olamaz. Çünkü yemek hazırlanırken dikkat edilmesi gereken püf noktalara dikkat etmiyorsa, malzeme seçimlerine özen göstermiyorsa gurmelik yolundan daha çok uzakta demektir.
       Gurmelerle oburlar arasında ortak nokta var mıdır diye soracak olursak, elbette ki vardır. Her ikisi de yemek yemekten son derece hoşlanır. Peki, farkları nelerdir? En başta gurmeler seçicidir, ancak oburlar karşılarına ne çıkarsa onu yerler. Gurmeler yedikleri yemeğe ne kadar özen gösterildiği konusunda kafa yorarlar, artılarını ve eksilerini bulmaya çalışırlar. Oysa oburlar için yedikleri yemeğin tadının ucundan köşesinden kendilerine hitap etmesi yeterlidir. Gurmeler bir menü hazırlarken, başlangıç, ana yemek, salata ve tatlının birbirlerine uygunluğuna dikkat ederler, oburlar ise eğer hazır bir mönüden seçim yapıyorlarsa gözlerine kestirdiklerini yerler, kendileri bir mönü hazırlıyorlarsa yemeklerin sırası arasındaki uyumun ne olup olmayacağı konusunda herhangi bir fikir yürütmezler. Oysa mönü seçimi son derece önemlidir ve de bir öğünün muhteşem ya da berbat olmasının temelini oluşturur.
       Bir kişinin gurme olarak kabul edilebilmesi için ille de cilt cilt kitaplar yazmış olması gerekmiyor. Herkes kendi çapında bir gurme olabilir. Ancak bu elbette ki dikkat isteyen bir çalışmadır. Yediği yemekler konusunda kafa yoran, o yemekleri hazırlayan aşçılarla fikir alışverişinde bulunan kimseler damak tatlarını geliştirme yolunda hızla ilerlerler. Ağzında kalan tadın ne olduğunun yorumlanabilmesi için, öncelikle ne yendiğinin ve onun nasıl pişirildiğinin bilinmesi gerekir.
       Gurmeler ve oburların büyük bir bölümünün en büyük ortak sıkıntıları ise, alınan fazla kilolar olsa gerektir. Çünkü bunca güzel yiyeceği yemek ve sonra da ince hatlı vücuda sahip olmak, her şanslı kulun başına gelebilecek bir hoşluk değildir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz