Çalıkuşu

Ç

                                                              Reşat Nuri Güntekin
                                      25 Kasım 1889, İstanbul – 7 Aralık 1956, Londra

Romanın Özeti:
    Feride bir subayın kızıdır. Pek küçükken annesini, babasını kaybetmiş, Erenköyü’nde, Kozyatağı’ndaki teyzesinin koruyuculuğunda büyümüştür. Teyzesi, onu Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinde okutmuştur.
     Besime Teyze’nin oğlu Kamuran, sarışın, yakışıklı bir gençtir. Çalıkuşuna benzeyen bu canlı; cıvıl cıvıl, haşarı kızı sever. Onu sık sık okulda ziyaret eder. Feride’nin yaramazlıkları tarife sığar gibi değildir. Hem herkes onun elinden yaka silker, el’aman der, hem de kimse ondan vazgeçemez. Çalıkuşu adı zaten bu hallerinden dolayı ona takılmıştır.
     Kamuran, Feride’yi aimayı aklına koymuştur. Ama düğünden üç gün evvel, çar-şaflı bir genç hanım Feride’yi ziyaret eder. İsviçre’de bulunduğu sırada, Kamuran’ın, Münevver adında hasta bir genç kadına evlenme sözü verdiğini söyler. Mektuplarını verir. Münevver de Kamuran’ı sevmiştir. Bunun üzerine Feride köşkten kaçar. Herkes onun yeni bir delilik icat ettiğini sanadursun, emektar bir dadının evine sığınan Feride, lise diplomasından cesaret alarak Anadolu’da bir öğretmenlik ister. Bunu başarır da. Bir kasaba emrine öğretmen olarak verilir. O günden sonra da başından geçenleri bir mektup defterine not etmeye başlar.
     Kasabada boş yer olmadığı için kendisini Zeyniler köyü denilen ücra, kuş uçmaz, kervan geçmez, hiçbir öğretmenin gitmeyi kabul etmediği ilkel bir yere verirler. Orada küçük Vehbi ve bilhassa Munise, öğrencilerinden birkaçı, onun tesellisi olurlar. Bütün kız çocuklarının da Ayşe veya Zehra adıyla gruplanabileceği şu köyde, Munise adı, Feride’ye çok cana yakın gelir. Kızı evlât edinmek ister.
     Munise, köyün sevmediği bir kötü kadının kızıdır. Kadın birini sevdiği için Munise’nin babası, köyden bir kadınla evlenmiş, Munise’nin anasını boşamıştır. Ara sıra gelir, kızını kaçamak olarak görür.
     Çalıkuşu, birçok maceradan sonra Munise’yi evlat edinmeyi başarır. İkisi gayet tatlı bir ömür sürmeye başlarlar. Bir posta soygununda yaralanan birini köy odasına getirirler. Feride orada yaşlı bir askerî doktorla tanışır. Doktor Hayrullah Bey, böyle bir yerde aklından bile geçmeyecek böyle bir öğretmen bulmuş olmaktan o kadar şaşırır ki, işin içinde bir bit yeniği olduğunu hemen anlar ve Feride’nin daha iyi bir yere nakledilmesi için gerekli girişimlere, el altından başlar.
     Bir teftiş sonunda Feride’nin okulu kapatılır ve Kız Öğretmen Okulu’na Fransızca öğretmeni tayin edilir. Her gittiği yerde güzelliği birtakım olaylara yol açtığından barınması gerçekten güçleşmiştir. Böylece birkaç yer dolaşıp birkaç evlenme teklifini tersleyerek, nihayet Kuşadası’na gelir. Doktor Hayrullah Bey de emekliye ayrılmış, oraya yerleşmiştir.
     Yaşlı dost, kızın elinden tutar. Ona yardım eder, onu korur. Munise bu arada iyice büyümüş, süsüne düşkün bir kız olmuştur. Doktorun bir uzak köye, hastaya gittiği bir sırada hastalanır; Nezle zannedilen hastalık difteridir. Munisecik, kuşpalazından ölür.
    Yazgısı, Feride’yi sanki bütün sevdiklerinden ayırmaya karar vermiştir. Munise’den sonra çevrenin baskısı, dedikodusu o kadar artar k,i Hayrullah Bey, hiç olmazsa görünüşü kurtarmak maksadıyla Feride’yi alır, onunla kâğıt üzerinde evlenir. Bir müddet geçince Hayrullah Bey de zaten yaşlı olduğundan ölür. Yalnız ölmeden önce Feride’den, ailesinin yanına döneceğine dair söz almıştır. Onun defterini okumuş, başına gelenlerin nedenlerini öğrenmiştir. Feride’nin kaybolduğu sandığı defteri, Hayrullah Bey tarafından sıkı sıkıya saklanmış, ayrı bir zarfa konularak Kamuran’a gönderilecek bir emanet şekline sokulmuştur. Feride, rahmetli kocasının vasiyetini yerine getirmek için verdiğinin ne olduğunu bilmeden bu emaneti Kamuran’a teslim eder.
    Feride’nin dönüşünden en çok memnun olan Kamuran’ın babası Aziz Bey’dir. O bu dönüşte hayırlı bir alamet görür. Feride, birkaç günlüğüne izinli olarak gelmiştir. Kendisine kalırsa mutlaka yine görevine gidecektir. Kamuran vaktiyle verdiği söze bağlı kalmış, Münevver’le evlenmiştir. Ama kadın zaten hasta olduğu için kısa bir zaman sonra ölmüştür. Kamuran, kız kardeşi Müjgan’la bir gece sabaha kadar gözlerini kırpmadan Feride’nin defterini okuduktan sonra aklını başına toplar, Hayrullah Bey’in yazılı tavsiyesini yerine getirmeyi, Feride’yi bir daha ne olursa olsun, hiçbir nedenle kaçırmamayı kararlaştırır.
    Nitekim, Feride’nin gideceği gün, bütün hazırlıklar tamamdır. Kamuran, güya onu almak için gelen arabadan iner ve Feride’ye içini açar. Aynı sersemliği iki defa tekrarlamayacağını söyleyerek gitmesine engel olur.
Romandaki Kişiler ve Karakteristik Özellikleri:
    Feride (Çalıkuşu): Fransız okulundan mezun; çok güzel, haşarı, canlı, cıvıl cıvıl, yaramaz, duygusal ve akıllı; cana yakın, sevimli eski bir İstanbul kızıdır.
    Kamuran: Feride’nin teyzesinin çok kibar, yakışıklı, sarışın, yüksek öğrenimli, fakat zenginliğinden dolayı herhangi bir işle uğraşmayan oğludur.
    Doktor Hayrullah: Cana yakın, iyi kalpli, yaşlı, sevimli, biraz inatçı ve sinirli biridir. Yaşamını insanların mutluluğuna adamıştır.
    Munise: Küçük, sarışın ve güzel bir köy kızıdır. Güzel olduğu kadar zeki ve nazik bir kızdır. Feride’nin yalnız geçen günlerinin tek dayanağı olmuştur.
    Müjgan: Feride’nin teyzesinin kızıdır. Dürüst ve içten bir arkadaştır. Feride’nin mutluluğu için en çok çalışan kimselerden biridir. Kamuran’la Feride’yi o barıştırmıştır.
    Yüzbaşı: Çalıkuşu’nu seven, fakat karşılık görmeyen bu durumdan dolayı ruhsal bunalıma düşen bir askerdir.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz