Ne Arap’ın Yüzü… (61)

N

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (7)
     Muska(1) kötü nazarlar için en iyi koruyucudur. Muskalara değişik isimler verilmiştir. Örneğin; “hijâp”(2) bir perdeyle korumak anlamına gelir. “Hirz” ise, kötülüklere karşı muhafaza demektir.
     Muskalar, insan vücudunda, yatak köşelerinde, gardıroplarda muhafaza edilir. Muskalar saklı kaldıkları sürece daha etkilidir. Çünkü onların mevcudiyetinden kimse şüphelenmez.
     Muskalar çok çeşitlidir. Bir zincire dizili mavi boncuklar hemen her yerde görülür ve kötü nazarlara karşı hassas kimselerin boynuna takılır. Bunlar basit muskalardır. Diğer muskalar; yumurta kabuğu şeklinde, çalı ve ağaçlara asılan paçavralar, üçgen şeklinde katlanmış bezler, kâğıtlar, kutsal yerlerden veya türbelerden getirilmiş sıradan şeylerdir.
     Kur’an’dan bir veya birkaç âyetin yazılı olduğu kâğıt parçası kıymetli bir muskadır. Muskalar, bazen kırmızı, yeşil, sarı veya altın rengine boyanır. Hepsi birden sarılır, bağlanır, deri veya gümüş bir muhafazaya konularak çocukların, kadın ya da erkeklerin boyunlarına asılır.
     Kötü nazarlı kimselerden en seri şekilde korunmak; sol elin beş parmağını o kimseye doğru uzatmak ve bu sırada “beşi de kem gözüne” demekle olur. Bundan amaç, gözlerin yaydığı kötü nazarları defetmektir.
     Gümüşten yapılmış küçük ve yassı bir “el” şekli, kem gözlerden korunmak için kullanılır.
     Muskalarda “beş” sayısı, kötü bakışlardan korunmak için değişik amaçlarla kullanılır. Bu nedenle, konuşan bir şahsa doğru sol elin beş parmağını uzatmak iyi bir hareket sayılmaz. Bu hareketin anlamı; “Sen kötü nazarlı birisin” demektir. Bir kişi, beş sayılı bir soruyu yanıtlamamalı veya cümlesini beşle bitirmemelidir. Bu davranış, kem gözlü birinden korunmak amacıyla yapılıyor şeklinde yorumlanabilir.
     Bu kadar çok önleme rağmen, kem gözlerin etkisi çok sık görülür. Nazar değmiş bir kimseyi veya bir hayvanı iyileştirmek için birtakım basit inanışlara müracaat edilir. Örneğin; dindar bir erkek veya kadın, bir kap üzerine Kur’an’dan bir âyet okur. Sonra o suyu hastaya içirir veya hastanın ağrıyan yerini ovar. Bu sırada Kur’an okumaya devam eder. Eğer nazarı değen kişinin kimliği biliniyorsa, o kişinin iç çamaşırından bir parça yakılır. Hasta bu parçanın dumanını koklarsa iyileşir. Eğer nazarı değen şahsın kimliği bilinmiyorsa, o takdirde kurşun dökülür. Kurşun, bir tavada eritilir ve hastanın başı üzerinde gezdirildikten sonra bir kap içindeki suya atılır. Böylece; hastalığa neden olan kişinin hem kimliği anlaşılmış olur, hem de nazarın kötü tesirlerinden hasta kurtarılmış olur. 

(1) Muska; Arapça’da “yazılı şey” anlamına gelen “nüsha” kelimesinden bozma bir sözcüktür.
(2) Hicâp; utanma, sıkılma, örtü, perde anlamındadır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle