Ne Arap’ın Yüzü… (62)

N

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (8)
     Arap, görünmeyen yaratıklar, gizli güçler ve nesnelerle kendi iç dünyasını doldurmuştur. Doğa üstü dünya ile sürekli meşgul olur. Bütün ruhların, canlı varlıklar ve hareketsiz cisimler üzerinde faaliyet gösterdiği kanısındadır.
     Ruhanî varlıklar üç ayrı çeşittir. Önce ‘Melek’ler(1) gelir. Şekilleri fevkalade güzel ve vücutları yumuşaktır. Cinsiyetleri yoktur. Yemezler ve içmezler. Cennette yaşarlar ve tamamen Allah’ın isteklerine göre hareket ederler. Görevleri Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. Çok iyi koruyucudurlar.
     Diğer önemli varlık ‘şeytan’dır(2). Üçüncüsü ise, insanla melek arasında yeri olan ‘cin’lerdir(3).
     Cin, göze görünmeyen ruhlara verilen genel bir addır. Bunlara “khafi” de denir. “Gizli veya kapalı” demektir. Şeytanların da ayrı ayrı isimleri vardır. Örneğin; “ghul”(4) tahrip anlamına gelir. “Afrit”(5) ise, tozda yuvarlanmak demektir. Genel olarak erkek cine “azab”, dişi cine “silât” denir.
     Bu yaratıklar, geceleri merak ve korku duygusu veren yerlerde dolaşırlar. Mezarlıklar, gübrelikler, bunların sürekli gezdikleri yerler olarak bilinir. Bu nedenle, bu gibi yerlere geceleri yanaşmamalıdır.
     Araplar, hava karardıktan sonra türbeleri ziyaret etmekten korkarlar. Şeytanların buralarda bulunabileceğine inanırlar. Bununla birlikte, hasta bir kimse tedavi amacıyla geceyi türbede geçirecekse, bir arkadaşı ona refakat eder.
     Terk edilmiş evler cinler tarafından sık sık ziyaret edildiği için, kimse bu gibi evlerde oturmaya cesaret edemez. Evin belirli kısımları boş değildir. Boşaltılmış köşeler, karanlık odalar, tuvaletler, merdiven altları ve özellikle kapı eşikleri, cinlerin yoğun olarak bulundukları yerlerdir. Buralarda kimsenin durmaması gerekir. Aksi takdirde, oturanın ya kendisi ya da ev halkından biri hastalanabilir.
     Cinler, su kaynaklarını ve kuyuları da ziyaret ederler. Bazı bitkiler ve ağaçlar, birtakım hayvanlar, cinlerin gelmesine neden olur.
     Cin görünmez, ancak geceleri yer altından çıkıp halk arasında dolaşır. Bu sırada, bir an için muhtelif şekillerde, özellikle de hayvan kılığında görülebilir. Cinler ekseriya hissedilir ya da işitilir. Atmosferde ısı ve rüzgârın etkisiyle oluşan ve tozu toprağı sütun halinde gökyüzüne yükselten hortumların cinler tarafından yapıldığına inanılır. Cinler, bazen var olduklarını, kargaşalık çıkarmak, tartışmalara neden olmak, kazalara veya hastalıklara sebep olmakla da gösterebilirler.
     Cin, esas itibariyle zarar vericidir. Özellikle kadınlar arasında korku salarlar. Cin korkusu nedeniyle kadınların çoğu sürekli bir tedirginlik içindedir. Yeni doğan çocuklar, loğusa kadınlar, yeni evli gelin ve güvey bilhassa cinin hedefleri arasındadır.
     Bir kişi, gece aynada kendini seyrederse, gözlerine cin girer ve aniden canı yanar. Sinirlenmiş veya korkmuş bir şahıs, cinin çarpmasına çok elverişlidir. Bazen, cinin sözünü etmek bile onun gelmesini sağlar. Bu nedenle, bazı şahıslar cinleri çağırabilirler ve onları kendi amaçları doğrultusunda kullanabilirler. Bir hırsızlığı yapanı bulmak, gelecek hakkında bilgi edinmek, kayıp bir kişiden haber almak gibi hususlar, cinlerden istenilecek yardımlardır.
     Kötü ruhları insanlardan uzak tutmak için bazı çareler vardır. “Bismillah/Allah’ın adıyla” sözcüğü, oturmadan, yemeğe başlamadan veya herhangi bir hareketi yapmadan önce söylenirse, cinler bir daha o bölgeye gelmezler. Kutsal kelimeler veya Kur’an’dan okunan pasajlar, cinleri kovmak için hayli etkilidir.
     Cinlerden açıkça söz etmemek de onların gelmesini önler. Cinler etrafta dolaşırken atlar huysuzlaşır ve kişnerler. Atların kişnemesi cinleri korkutur ve evlere yaklaşmalarına engel olur. Cinler, karanlığı severler ve ışıktan kaçarlar. Yanan küçük bir mum bile cinlerin odaya girmemelerini sağlar. Tuz, barut, katran, kına vs. gibi maddeler cinlerin sevmediği şeylerdir.

(1) Melek sözcüğü; Arapça’da “kuvvet” anlamındaki “Melk” kökünden gelmektedir. Güçlü, kuvvetli varlık demektir. Ruhanî varlıkların en yüceleridir. Yaptıkları görevlere göre değişik gruplara ayrılırlar.
(2) Şeytan’ın özel ismi İblis’dir. Bir melek olmadığı halde, melekler arasında bulunmuş ve sonra cennetten kovulmuştur.
(3) Cinn veya Cânn; göze görünmeyen, gizli ve akıllı yaratıkları temsil eder. İnsanlara zarar vermekten zevk alır. Cin çarptı ya da cin tuttu deyimi; onların şerrine uğramış insanlar için kullanılır. İnme inmek ve yüz felci bunlardandır. Pis yerlerden geçmemek, gece sokağa kullanılmış su dökmemek, gece yalnız sokağa çıkmamak, ıssız yerlerde dolaşmamak vs. gerekir. Bunları yapmak gerekiyorsa, mutlaka “destur” demelidir. Destûr; Farsça bir isimdir. İzin verin, geçelim, açılın, savulun, çekilin anlamındadır.
(4) Ghul, değişikliğe uğrayarak Türkçe’ye “Gulyabani” şeklinde girmiştir.
(5) İfrit; Kur’an’da, Hz. Süleyman’a Belkıs’ın tahtını getiren cin olarak tanıtılmıştır. Korkunç derecede güçlü bir cindir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle