Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (19)

T

Doğanın Yengesi

     Temel ormanda ağaç kesiyormuş. O sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar ve Temel’i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar… Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun’a rastlamış.

     Dursun;
“Ula Temel, bu ne hal böyle?” diye sormuş.

     Temel de anlatmış:

     “Ormanda ağaç keseydum. Pirden kalabaluk pir grup, doğanın yengesini bozmişum diye dövdü peni… Halbuki ne Doğan’ı taniyrum, ne de yengesuni!”

Biraz Direndi

     Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. “Ne oldu?” diye sormuşlar.

     Temel;

     “Kaynanamı gömdük!” diye cevap vermiş.

     Kahvedekiler;

     “İyi de, bu halin ne?” diye üsteleyince, Temel itiraf etmiş:

     “Biraz direndi de…”

Hangi Yıl

     Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.

     Garson;

     “Hangi yıl tercih ederdiniz?” diye sormuş.

     Temel’in yanıtı;

     “Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum!” olmuş.

Akşamkiler Penguen miydi?

     Temel ve Dursun yaz tatillerinde Antarktika’ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. Ertesi sabah bir adamla anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini sormaya başlamışlar.

     Bir ara Temel rehbere seslenerek;

     “Pardon, burada hiç beyaz kadın var midur?” diye sormuş.

     Rehber;

     “Tabii ki var! Buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır,” diye yanıtlamış.

     “Peçi, siyah kadın var midur?”

     “Eh… Birkaç tane var bu civarda.”

     “Peçi, siyah beyaz kadın var midur?”

     Rehber son derece şaşkın bir tavırla;

     “Tabii ki hayır!” diye yanıtlamış. “Ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına!”

     Rehberin verdiği cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel, Dursun’a dönerek şöyle demiş:

     “Ula Dursun, yoksa dün akşamkiler penguen miydi?”

Hotdog

     Temel ile İdris, Amerika’da “hotdog” almış. Yarım yamalak İngilizcesiyle, ‘hot’ ve ‘dog’ sözcüklerinden, ‘sıcak köpek’ anlamına ulaşan Temel;

     “Ula İdris,” diye seslenmiş. “Bak bakalım sana da köpeğin aynı yeri mi geldi?”

Dürbünle Bakınca

     Karadenizlinin biri açık tribünde maç seyrediyormuş. Birden bağırmaya başlamış. Ama ne bağırma! Yer gök inliyormuş:

     “Cazim… Caziim… Caziiim!”

     Yanındaki sinirlenmiş:

     Yahu Kazım kim? Nerede? Ne bağırıp duruyorsun? Kulağımın zarı patlayacak.”

     Karadenizli karşıdaki kapalı tribünü göstermiş:

     “Şuradaki adamı Cazim’a benzeteyrum da…”

     Ve başlamış yine bağırmaya. Yanundaki adam dayanamayıp dürbünü uzatmış:

     “Dürbünle bak da, o mu, değil mi anla!”

     Karadenizli dürbünü gözüne yerleştirince Kazım’ı yanında görmüş ve bağırmayı kesip hafif sesle seslenmiş:

     “Cazim, buraya celsene uşağum!”

     Sonra yanındakine dürbünü iade ederken;

     “Çok teşeççür edeyrum,” demiş. “Bağırmaktan sesum çısılacaktu. Söyledim Casim’un kulağına, gelir şimdi puraya!”

Yorgun Zeytin

     Ramazan günü bir Karadenizli iftar için bir lokantaya girmiş. Önüne iftarlık çerezler getirmişler. Birkaç tane de yeşil zeytin var. Orucu onunla bozmak istemiş. Çatalı saplamış, zeytin kaçmış. Bir daha denemiş, yine kaçmış. Üçüncü defa yine kaçınca vazgeçmiş.

     Müşterinin zorluğa düştüğünü gören dikkatli bir garson, bir çatal almış gelmiş. Zeytine tek seferde saplamış ve müşteriye vermiş. Adam kendi beceremediği şeyi garsonun yapmış olmasına içerlemiş ve dik dik bakarak;

     “Pen yormasaydum, haçan sen zor yakalardun oni!” demiş.

Kaybolan Çocuk

     Trabzon-Görele’nin pazarı salı günüdür. Köylü sabahtan akın eder kasabaya. Yağıyla, sütüyle, lahanasıyla, bir de çocuklarıyla. Bir mahşer yeri olur ki, tüm Anadolu kasabaları gibi.

     O Salı da öyleydi. Birden meydandaki elektrik direğine asılı belediye hoparlörü konuşmaya başladı:

     “Bir erkek çocuk bulunmuştur. Anasının veya babasının belediyeye gelmesi duyurulur.”

     Genç bir karı koca kalabalığı yarıp elektrik direğinin dibine koştular. Sonra da orada bulunanlara bakarak;

     “Bizim uşak kayboldu da… Şimdi adamın biri ha buradan bağırıp turuyordu, uşak bulundu diye!”

Rüyama Girdin

     Temel sabahın köründe uyandığı gibi arkadaşı Dursun’u arar.

     “Dursun, dün gece rüyama cirdun, bana çok önemli şeyler anlattun.”

     “Eee… Hayirdur inşallah.”

     “Hayir midur, şer midur pilmeyrum, çünku neler anlattığuni hatirlamayrum, sen hatirlaymisun diye arayrum da…”

Bekleseydin

     Temel bir gün Dursun’a:

     “Ula ben seni minareden atar, iner aşağu tudarum,” demiş.

     Dursun da tutamayacağını söylemiş ve iddiaya girmişler.

     Minareye çıkmışlar, Temel, Dursun’u tuttuğu gibi boşluğa sallamış ve hızla minareden inmiş. Dursun yerde can çekişir bir vaziyette Temel’e sitem etmiş:

     “Ula hani tudayidun beni?”

     Temel yanıt vermiş:

     “Ne diyeyum, sen de pekleseydun.”

Beyaz Gömlekli Adam

     Temel bir gün bir düğüne gitmiş. Düğünde en arka masaya oturup başlamış içki içmeye. Aradan iki saat geçmiş.

     Temel sarhoş olarak sahneye çıkıp mikrofonu almış ve davetlilere hitaben; “Hepinizin ağzına üsten aşşa s.çayım ama ha bu beyaz cömlekli hariç,” demiş ve masasına dönüp oturmuş…

     Aradan bir saat daha geçmiş ve Temel daha da sarhoş olarak sahneye çıkıp tekrar; hepinize üstten aşşa s.çayım, ha bu kenardaki beyaz cömlekli hariç,” demiş.

     Aradan bir saat daha geçmiş ve yine sahneye çıkıp “Hepinize üstten aşşa s.çayım, ha bu beyaz cömlekli adam hariç” deyince bir davetli dayanamamış;

     “Yahu, hepimizi ustten aşşa s.çtın anladık da, o beyaz gömlekli adama niye s.çmadın?”

     Temel, “İçimden gelmedi!” demiş.

Şişme Kadın

     Temel ile İdris geneleve giderler. Burada paralı, derli toplu tiplere normal kadın, az paralı tiplere de şişme kadın verirler. Temel’e de, İdris’e de şişme kadın düşer. İdris işini bitirir ve Temel’i beklemeye koyulur.
Aradan bir saat geçer, iki saat geçer, Temel ortalıkta görünmez. İdris merak eder. Temel’in bulunduğu odaya girer ve bakar. Temel, cam açık, şaşkın şaşkın camdan dışarı bakmakta…

     İdris merakla sorar:

     “Ula Temel, ne oldi?”

     Temel cevap verir:

     “Bu karilar da amma nazik oluyorlar! Karinin memesuni pir isiralum dedik osura osura camdan kaçti!”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz