Bahçıvanla Derebeyi

B

Bir bahçe meraklısı
Yarı şehirli yarı köylü,
Oldukça temiz bir bahçe yetiştirmiş
Tarlası bostanıyla, köyün birinde.
Toprağını sık dikenli bir çitle çevirmiş.
Onda artık marul mu, kuzukulağı mı
Ne istersen bol bol varmış;
Demet demet toplayıp,
Köy kadınlarına sunacak kadar.
Sümbül yokmuş, ama kekik tümen tümen.
Derken bir tavşan
Bu cennetin rahatını kaçırmış.
Adam gitmiş kasabaya
Oraların derebeyine dert yanmış.
— Bu kör olası hayvan, demiş;
Gelip yoluyor her şeyi sabah akşam;
Ne tuzak dinliyor, ne kapan.
Taşlar, sopalar da kâr etmiyor:
Bu tavşan bir ecinni gibime geliyor.
— Ecinni mi? demiş derebeyi;
Şeytan da olsa, Karabaş hakkından gelir;
Bütün oyunlarını bozmasını bilir.
Hiç merak etme, hemşehrim,
Kurtardım gitti seni.
— Ne zaman?
— Yarından tezi yok gelirim.
Ve gelmiş bütün adamlarıyla derebeyi:
— Önce bir yemek yiyelim hele, demiş;
Piliçlerin körpe mi bari?
Vay, evin kızı, gel bir görelim, yaklaş;
Ne zaman evlendiriyoruz bunu?
Ne zaman damatlarımız olacak bakalım?
Hemşehrim, yoklamak gerek şimdi
Kesenin dibini yoklamak gerek.
Derebeyi bu lafları ederek,
İncelemiş kızı, yanı başına oturtmuş,
Elini kolunu tutmuş,
Başörtüsünü çekmiş bir ucundan.
Kız saygıyla savunuyormuş kendini
Bütün bu sırnaşmalara karşı.
Sonunda artık babası
Kuşkulanmaya başlamış nerdeyse.
Bu arada yahniler hazırlanmış,
Mutfağın altı üstüne gelmiş.
— Jambonlarınız ne zamandan?
Görünüşleri bir hayli güzel.
— Buyurun, alın, hepsi sizin olsun.
— Sahi mi? demiş derebeyi;
Alırım doğrusu, bayılarak hem de.
Yedikçe yemiş, bütün yakınlarıyla,
Köpekleri, atları, uşaklarıyla…
Hepsinin de dişleri değirmen, maşallah!
Bey, şunu getir, bunu getir diyerek
Türlü saygısızlıklar etmiş ev sahibine;
Şarabını içmiş, kızını okşamış…
Yemekten sonra avcılar ayrı bela:
Hazırlık başlamış itiş kakışlarla.
Köpekler, borular, öyle bir yaygara ki
Deliye dönmüş bahçe sahibi
İşin kötüsü, zavallı sebzeleri çiğnenmiş,
Hayır kalmamış hiçbirinden
Fideliklerin camı çerçevesi paramparça;
Ne hindiba yetişir artık, ne pırasa;
Güzelim sebze çorbalarına elveda.
Tavşan bir dev lahananın altındaymış meğer;
Ara tara, bulmuş çıkarmışlar;
Seninki kaçıvermiş bir delikten;
Ne deliği, zor kapanır koca bir yarıktan:
Çiti yarmışlar çünkü beyin emriyle,
Atlarla bahçeden çıkmak zor olur diye.
Nedir bu? Kral mı eğlendiriyoruz?
Diyormuş zavallı adam;
Diyormuş ama, kim kime dum duma…
Bir saat içinde, insanı, köpeği
Öyle bir hale sokmuş ki bahçeyi,
Bütün ilin tavşanları, yüz yılda
Böyle zarara sokamazlarmış kimseyi.
Küçük prensler,
Kozunuzu kendi aranızda paylaşın;
Krallara başvuran delilik eder.
Onları ne yardıma çağırın sakın,
Ne de topraklarınıza sokun.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi