Hayvanların İskender’e Gönderdikleri Vergi

H

Bir masal var eski zamanlarda pek tutulmuş,
Neden tutulmuş? Ben bilmiyorum doğrusu:
Ben masalı olduğu gibi anlatayım da
Nasıl yorumlarsa yorumlasın okuyucu.
Ün Tanrıçası dört bir yana yaymış:
— Zeus’un oğlu İskender diye biri
Yeryüzünde hiçbir canlı yaratığı
Özgür bırakmak istemediğinden
Bütün uluslar hiç vakit geçirmeden
Ayağına gidecekler, budur kesin buyruğu.
Dört ayaklılar da gidecek.
İnsanlar da, filler de, solucanlar da.
Yüz ağızlı Tanrıça her yere ulaştırınca
Yeni imparatorun bu fermanını,
Bir korkudur almış bütün dünyayı;
Güçlüye kul olmuş bütün canlılar:
Canları bu zorbanın keyfine bağlanmış,
— Bu sefer, demişler;
Beterin beteri olacağa benzer
Katlanacağımız yasalar.
Çıkmış hepsi ininden kovuğundan
Baş başa vermişler, düşünmüş taşınmışlar,
Sonunda verdikleri karar
Pohpohla vergi yollamak olmuş.
Elçi olarak maymun seçilmiş.
Söylenmesi gerekeni
Vermişler eline yazılı olarak,
Ama verilmesi gerekeni
Nereden, nasıl bulup versinler?
Vergi dediğin tıkır tıkır para ister.
Bereket bir kral bulmuşlar, hayırsever;
Altın dolu topraklar varmış ülkesinde,
Vermiş dedikleri kadarını.
Taşıma işi kalmış altın sandıklarını:
Eşek, katır, at ve deve
— Biz varız, demişler, bu göreve.
Dört ahbap çıkmışlar yola
Elçilerin daniskası maymunla.
Bizim kervan bir yerden geçerken
Aslan Efendimiz çıkmaz mı önlerine!
Hiç hoşlanmamışlar bu karşılaşmadan.
— Size rastladığıma sevindim, demiş aslan;
Yol arkadaşı oluruz sizlerle.
Tek başıma götürüyordum benim vergiyi.
Ama ne kadar hafif de olsa
Yükün her türlüsü sıkar beni.
Ne olur, dörde bölsek de şunu
Her biriniz bir parçasını alsa.
Yükün bu kadarı nedir ki sizin için?
Buna karşılık ben daha serbest olurum
Ve hırsızlar çıkar da karşımıza
Çarpışmamız gerekecek olursa
Çok daha rahat savaşırım.
Sen gel de bir aslana “hayır” de.
Katılmış kervana, rahatlamış, pohpohlanmış.
Üstelik, Zeus’un oğlu kızarsa kızsın,
Devlet kesesinden bol bol yemiş içmiş.
Derken bir çayırlığa varmış bizimkiler.
Her yanında dereler, türlü çiçekler.
Yayılmaya gelmiş bir sürü koyun,
Seher yelleri de esiyor serin serin.
Aslan bu cenneti görür görmez
— Ben hastalandım, demiş yoldaşlarına;
Siz elçiliğinize bensiz gidin.
Bir yangın başladı sanki kanımda.
Burada kalıp şifalı otlar arayacağım ben,
Siz gidin hiç vakit kaybetmeden.
Paralarımı verin yalnız, lazım olur…
Sandıklar indirilip açılır açılmaz
Bir kükreyiştir koparmış aslan
Sevincini dünyaya duyuraraktan:
— Tanrılar, demiş; benim altınlar
Ne çok, ne güzel kızlar doğurmuşlar!
Baksanız a, bir çoğu büyümüş bile
Anaları kadar olmuşlar neredeyse.
Bu yavrular benim, demiş ve almış hepsini,
Hepsini değilse de aslan payını.
Maymunla arkadaşları donakalmışlar.
Ağız açamadan yola koyulmuşlar.
Gidip Zeus’un oğluna dert yanmaları
Hiç de umdukları gibi karşılanmamış.
Aslan aslanın işine karışır mı?
Ne der bir atasözümüz:
Korsan işi, korsan soymakla yürümez.

Yazar hakkında

Yorum Ekle