Ne Arap’ın Yüzü… (69)

N

     ARAP DİLİ VE EDEBİYATI (2)
     Arap toplumu, içerik bakımından çok zengin bir edebiyat kültürüne sahiptir. Halk öyküleri, destanları, masalları, şiir ve şarkıları, ağıtları, atasözleri vardır. Bin beş yüz sene evvel olduğu gibi, bugün de Arap toplumunda şiir, günlük yaşantının bir parçasıdır.
     Arap için şiir, ilimlerin en büyüğüdür. Bu sınıflandırma, başlangıçtan bu yana Arapların şiire ne kadar değer verdiklerini göstermektedir. Düz yazı ise daha geri planda kalır. Kabilelerin kahramanlıkları, baba ile oğul arasındaki çatışmalar, evrensel kahramanlık öyküleri, eski Hristiyan efsaneleri vs. şeklinde düzenlenen düz yazı metinlerinde de şiirsel bir hava hâkimdir.
     Tarihsel süreç içinde birçok dönemden geçen ve bu arada yabancı kültürlerin etkisinde kalan Arap edebiyatı, son yüzyılda;
* Eski klasik biçimine dönmek ve eskiyi canlandırmak,
* Yalnızca batı kültürüne göre biçimlendirmek ve yenileştirmek,
* Klasik edebiyatın sağlam verilerini batı kültürünün yöntemleriyle geliştirmek, şeklinde üç farklı yönde ilerlemiştir.
     Ancak, son seçenek daha tutarlı görülerek ilgi çekmiş, kadın hareketinin hiç olmazsa kuramsal temelinin atılmasına da faydalı olmuştur. Şiir ise, çağdaş edebiyat içinde ön plandaki yerini her zaman için korumuştur.
     Arap şiirinde kullanılan sözcük hanesi o kadar zengindir ki, hiç sıkıntı çekmeden binlerce eş anlama gelen kelime bulmak mümkündür. Öyle ki, sadece deve ve aslan için yüze yakın isim sayılabilmektedir.
     Araplara göre; Allah’ın son mesajlarını nakletmek için seçilmiş olması nedeniyle Arap dili en saygın dildir. Kur’an, önce Arap diliyle yazılmıştır. Allah’ın sözleri olarak Müslümanların gözünde kutsallık kazanmıştır. Kur’an, Arap dili için sabit bir norm oluşturmuş, hem dilin hem de dinin bütünlüğünü korumuştur. Araplar, bin beş yüz yıl önce olduğu gibi, bugün de dillerini çok severler.(1)
     Dünyanın belli başlı dillerinde Arapça asıllı kelimelerin sayısı pek çoktur. Bu da Arapça’nın, Latin, Helen ve Slav dilleri gibi klasik ve yaygın bir dil olmasından kaynaklanmaktadır. Bu gün, batı dillerinde iki bine yakın Arapça kökenli kelime vardır. Araplar gibi Müslüman olan diğer ulusların dillerinde ise, Arapça asıllı kelime sayısı on binleri bulur. Bunların başında, eski ve büyük iki dil, Türkçe ve Farsça gelir. Buna karşılık, Fas’tan Irak’a kadar çok geniş bir coğrafyada kullanılan bazı Arap lehçelerinde, ağırlıklı olarak birkaç bin Türkçe kelimeye rastlanmaktadır ki, büyük çoğunluk Osmanlı, ufak bir kısmı ise Osmanlı öncesi dönemin anısıdır.

(1) Günümüz Arapça’sı, eski Arapça’ya göre çok değişik özelliklerdedir. Yani, İslamiyet’in ilk yıllarındaki Kureyş Arabisi hemen hemen kalmamıştır. Arapça, çeşitli Arap ülkelerinde çok farklı lehçeler ve ağızlar halinde konuşulmaktadır. Kimi ülkeler ise, yazıda modern, konuşmada ise yerel stilleri benimsemişlerdir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle