Oduncuyla Hermes

O

Monsieur le Comte de Brienne’e
Zevkinizi kural edindim masallarımda;
Ona yaranmanın yollarını aradım.
Fazla özen bezen istemezsiniz siz;
Gereksiz süslemeleri sevmezsiniz;
Ben de sevmem: Boşa gider böylesi çaba.
Fazla güzellik aradı mı yazar,
Her şeyi bozar.
Ama bu demek değildir ki
İnce nükteler şiire girmemeli.
Siz seversiniz onları,
Ben de sevmezlik etmem doğrusu.
Ezop’un asıl amacına gelince,
İyi kötü benim varmak istediğim de bu.
Beğenilmez, bir şeyler de öğretmezse şiirlerim,
Elimden gelen bu kadar derim;
Yine de bir şeyler koymuş olurum ortaya.
Zorlu kişi olmak değil benim özendiğim;
Kötülüklere, Herakles gibi,
Kollarımla saldıramadığım için,
Gülünç etmek istiyorum onları.
Yalnız buna yetiyor benim gücüm
Yetebiliyorsa eğer.
Kimi zaman bir masala döktüğüm
Budalaca gururudur insanların
Doymak bilmez hırslarıyla birlikte.
Bunu anlatır işte öküz gibi şişmeye kalkan
O minnacık hayvan.
Kimi zaman da çifte bir benzetmeyle
Getiririm karşı karşıya
Kötülükle iyiliği, budalalıkla sağduyuyu,
Kuzularla zorba kurdu, sinekle karıncayı.
Benim yaptığım yüzlerce perdelik bir komedya
Sahnesi bütün dünya.
İnsanlar, tanrılar, hayvanlar,
Hepsi bir rol alır benim oyunumda.
Zeus da bir oyuncudur ötekiler gibi.
Bir de Hermes’i çıkaralım sahneye.
Bu tanrının işi gücü haber götürmektir
Zeus’un göz koyduğu güzellere;
Ama bugün göreceği iş başka.
Bir oduncu baltasını yitirmiş,
Baltaysa oduncunun varı yoğu.
Boşuna aranıp dururken zavallı
Yürekler acısı bir haldeymiş.
İşletecek başka aracı yok ki adamın
Balta üstüne kurulmuş dünyası.
Başka nereden, ne beklesin?
Tutamaz olmuş gözyaşlarını:
— Baltam, zavallı baltam! diye ağlarmış,
Sonunda Zeus’a yalvarmış:
— Ulu Tanrı, ver baltamı geri;
Yeniden dünyaya getirirsin beni.
Yakarışı duyulmuş Olympos’tan.
Hermes gelmiş:
— Yitmedi, demiş, baltan;
Şu yakında buldum, senin değil mi bu?
Ve altın bir balta göstermiş oduncuya:
— Bu benimki değil, demiş oduncu.
Hermes bir balta daha göstermiş gümüşten:
— Bu da değil, demiş adam.
Odun saplı bir başkasını görünce, birden:
— İşte bu benim baltam, diye bağırmış.
Kendiminki bana yeter.
— Üçü de senin olsun, demiş Hermes,
Doğruluğunun karşılığı olarak.
— Öyleyse alırım, demiş oduncu gülerek.
Bu serüven yayılmış hemen dört bir yana
Ve artık baltasını kaybeden kaybedene.
Zeus hangi birini dinlesin?
Hermes yine de gitmiş ağlaşanlara:
Birer altın balta göstermiş her birine:
— Bu benimki değil, dememiş hiçbiri
Budala dedirtmemek için kendilerine.
Hermes, altın baltayı vermek şöyle dursun,
Sapını indirmiş kellerine.
Yalan söyleme, kendi malınla yetin.
En sağlam yol budur, ama neylersin
Yalanla mal kapmaya bakıyor herkes…
Olur mu ya, hiç yutar mı Hermes!

Yazar hakkında

Yorum Ekle