Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (5)

R

      ETKİLİ ROMANLARIN İLHAM VERDİĞİ OLAYLAR
       Romanın toplumsal etkisini geniş bir yelpazede incelerken, çeşitli tarihsel olaylarda olduğu gibi, edebi eserlerin yaratılmasını da teşvik eden birtakım olaylar olmuştur. Bunlar, Charles Dickens, George Gissing ve Charles Kingsley’in romanlarında daha da belirginleşir. 1840’larda İngiltere’de sanayileşmenin yükselişi ile birlikte gecekondulaşma, Fransa’da, III. Napolyon dönemindeki İkinci İmparatorluk koşulları ile Fransız Devrimi’nin ateşlediği olaylar, Avrupa sömürgeciliğinin on dokuzuncu yüzyılda, Joseph Conrad ve E.M. Forster’in ön aldığı İngilizce romanlar, Chinua Achebe’nin de dahil olduğu yirminci yüzyıl Afrika romanının üretilişi, Çin’de Mançu hanedanına karşı Boxer isyanının 1905-1907’de Tseng P’u’nun Flower in an Ocean of Sin/Günah Okyanusundaki Çiçek romanına konu oluşu, Leo Tolstoy ile Fyodor Dostoyevski’nin romanlarının Rus Devrimi üzerindeki etkisi sayılmaya değer örneklerdir. Çok sayıda romanın; Birinci Dünya Savaşı, 1930’lardaki Büyük Buhran, faşizmin yükselişi, İspanya İç Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi soykırımı, Sovyet saldırganlığı, Küba Devrimi ve A.B.D.’ndeki vatandaşlık hakları konularında önemli etkileri olmuştur.
     Romancıların tarihi olayları yeniden yorumlamalarına okurları yol açmıştır. Böyle bir olay, 1927’de Şanghay Katliamı’nın ardından yaşanmış; Çan Kay-Şek güçlerince, işçi ayaklanması sırasında komünistlerden ve ılımlı taraftarlarından yüzlerce kişi öldürülmüştü. 1933 yılında Andre Malraux, Man’s Fate/Erkeğin Kaderi adlı romanında, olayı varoluşsal dünyada hayatta kalma mücadelesi şeklinde yorumlamıştır. Bu türde başka bir roman, Albert Camus’un 1947’de yazdığı The Plague/Salgın adlı romanıdır. İçeriğinde; köyde başlayan bir salgının, Dünya Savaşı öncesinde faşizmin yayılması ile özdeş tutulmasının hikâyesi yatmaktadır. Camus, önlenebilecek bir trajedinin, aldığı ters referanslarla büyümesinin, Fransa’nın düşüşüyle benzerlik gösterdiğine dikkati çekmiştir. Dünya Savaşı’ndan önce benzer bir tarihsel anı, Gunter Grass tarafından The Tin Drum/Teneke Trampet adlı romanında (1959) dile getirilmiştir. Bir Alman muhalifinin bakış açısıyla, yine aynı tarihte Heinrich Boll Billiards at Half-Past Nine/9.30’da Bilardo romanında konunun yeniden altını çizmiştir. Aynı süre içinde Elie Wiesel, Night/Gece adlı romanında (1958), İkinci Dünya Savaşı’ndaki Yahudi soykırımına dikkat çekmiş, faşizme karşı uyanık olunmasını dünyaya hatırlatmış ve ırksal nefret nedeniyle toplumların yok edilmesinin hafife alınmaması gerektiğini söylemiştir.
       Vietnam Savaşı’na muhalefet, 1960’lı yıllarda, Kurt Vonnegut’ın Slaughterhouse-Five/Mezbaha-5 adlı romanıyla (1969) birlikte başladı. Daha önce de savaş karşıtı özgün romanlar yayımlanmıştı; Stephen Crane’in 1895’de yazdığı The Red Badge of Courage/Kızıl Cesaret Madalyası ile Joseph Heller’in 1961’de yazdığı Catch-22/Madde-22 gibi romanlar, savaş karşıtı taraftarlığına hizmet ettiklerinden popülaritelerini sürekli taze tuttu.

(Yazanlar: Claudia Durst Johnson & Vernon Johnson-Çeviren: D.Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle