Ağrı ve Çeşitleri
Ağrı ve Çeşitleri

Ağrı ve Çeşitleri

     Ağrı, kişisel bir duygudur. Nasıl ki, kimi insana merhametli deriz, kimine vicdansız; kimi insan cesur olur, kimi ödlek… Ağrı da her insanda aynen böyle farklı algılanır. Çünkü ağrı beyinde çözümlenen bir duygudur.
     Ağrı Kişiliği Etkiler mi?
     Ağrı, beynimiz başta olmak üzere vücudumuzun birçok sisteminin alarma geçtiği çok karmaşık bir semptomdur. Yani ağrı, bir bakıma vücudun çağrısıdır.
     Bu karmaşıklık sebebiyle uzun süre ağrı çeken bir insanın beyni, bir zaman sonra daha farklı çalışmaya, olayları daha farklı algılamaya başlar. Hatta… Bir zaman sonra yaşayış biçimi bile değişebilir. Nasıl mı? Ağrı çeken hasta ister istemez birçok faaliyetini kısıtlar. Düne kadar her yere koşturan birinin ne zamandır evden çıkmaması onu ruhsal yönden etkilemez mi? Bu ve benzeri kısıtlamalar sonucu hasta, kendini önce ailesinden sonra da toplumdan soyutlamaya başlar. Bu dertten kurtulmak için kapı kapı dolaşmaya, kim ne önerirse onu uygulamaya başlar.
     Doktor Doktor Gezmek mi?
     Bu aşamada üzücü olan nedir biliyor musunuz? Ağrısı geçmek bilmeyen bu kişiler, çoğunlukla, ellerinde çekilmiş filmler, MR’lar, tahlillerle doktor doktor dolaşmakta ve geçmek bilmeyen ağrısına bir umut çare aramaktadır. Böyle olmasına rağmen, birçok kurum ya da kuruluşta, sanki farklı bir uygulama yapılacakmış gibi hastaya yeni baştan, bir sürü tahlil tetkik yapılır. Sonuçta hasta, hem maddi yönden yıpranırken, hem de bir kere daha sonuçsuz kalan tedavi sebebiyle manevi yönden daha bir yıpranır. Bir an önce bu ağrıdan kurtulmak için, bu kez ne duyarsa uygulamaya çalışır. Kim ne diyorsa onu uygular. Halbuki her insana aynı tedavi olmaz! Hastaların tedavi için hekimden hekime koştukları gibi, kimi meslektaşlarımız da aynı yanlışa düşmekte ve hastalarını sadece kendi uzmanlık alanlarının sınırları içerisinde değerlendirip ona göre tedavi uygulamaya çalışmaktadır.
     Bu genel açıklamadan sonra baş ağrısı çeşitlerine genel bir bakış atalım:
     Baş Ağrısı Çeşitleri
* Migren tipi baş ağrıları
* Gerilimden kaynaklanan baş ağrısı
* Psikiyatrik kökenli baş ağrısı
* Kafa içinde inflamasyona bağlı baş ağrısı
* Göz, kulak, diş, burun ve sinüs kaynaklı baş ağrıları
* Boyundaki yapısal bozukluklardan kaynaklanan baş ağrıları
     Migren Ağrısı
     Migren ağrısı kendine özgüdür. Migrende en sık rastlanan belirti, hafiften başlayıp, bir süre sonra çok şiddetli, zonklayıcı hale gelen baş veya boyun ağrılarıdır.
     Ağrı genelde başın bir tarafında olur ve en az bir üç-dört saat devam eder. Migren hastası, ağrısı bittikten sonra kendini yorgun ve bitkin hisseder. Migrene benzer belirtiler gösteren başka hastalıklar da vardır. Dolayısıyla daha önce teşhis konmamış ise doktor kontrolünden geçmek ve tıbbi teşhis koydurmak gerekir. Bu durum; özellikle baş ağrılarınız aniden başladı ise ve daha önce hiç böyle bir deneyim yaşamadıysanız daha da önem kazanır.
     Gerilim Baş Ağrısı
     Bu eğrılar, adından da anlaşılabileceği gibi, gerilim ve stres sebebiyle yaşanan baş ağrılarıdır. Hemen hepimiz kimi zamanlarda hayal kırıklıklarına, üzüntülere, korkulara, strese maruz kalırız. Aile içi sosyal hayatta bizi bekleyen, ummadığımız gelişmeler olabilir. Böylesi durumlarda ister istemez vücut kasılır. Bu kasılmadan en çok etkilenen bölüm başımız ve boynumuzdur. Bu sebeple böylesi durumlarda şiddetli baş ağrıları yaşanır. Bu tür ağrıyı migrenle karıştırmamalıdır. Zaten bu tür ağrının sebebini kişi kendi kendine biraz düşündüğünde bulacaktır. Bu tür ağrıların en belirgin özelliği, boyundan başlayıp başa kadar çıkması ve orada çöreklenmesidir. Migrenli hastalar, ağrı tuttuğunda sakin bir yer ararken, gerilim baş ağrısında insanın içi içine sığmaz. Yerinde duramaz, açık havaya, şuraya buraya kendini atmak ister. Gerilim baş ağrısı migrende olduğu gibi tek bir yerde oluşmaz. Migrende ağrı öncesinde görülebilen görme bozukluğu ve diğer belirtiler gerilim baş ağrısında yoktur.
     Küme Baş Ağrısı
     Özellikle göz çevresinde, alın ve şakakta tek taraflı olarak görülen ağrılardır. Zaman zaman ortaya çıkar, baş ağrısı kümelerine yol açar. Bu sebeple küme baş ağrısı adı çok yaygın olarak benimsenmiştir. 20-40 yaş arası erkeklerde daha sık ortaya çıkar. Genetik değildir. Küme baş ağrıları ataklar halinde gelir. Örneğin sabah saatlerinde, hemen her gün belirli bir zamanda tutar. En çok göz çevresinde, gözün arkasında ve şakakta ağrı olur. Baş ağrısı ile birlikte gözde kızarıklık, kanlanma, göz yaşarması, burun akıntısı veya tıkanıklığı, alında ve yüzde terleme, göz kapağında şişme veya göz kapağı düşüklüğü bulunabilir. Alkol ve sigara küme baş ağrısı ataklarını artırır.
     Boyun Kaynaklı Baş Ağrıları
     Boyun veya kafa arkasında yer alan sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş ağrısı şeklinde belirti verirler. Boyundaki ağrıların muhtemel sebepleri arasında ‘boyun fıtığı’, ‘boyun kireçlenmesi’, ‘fibromiyalji’, ‘servikal artroz’ vb. rahatsızlıkları sıralayabiliriz. Gerekli tahlil ve tetkiklerde ağrının kaynağı belirlenebilecektir.
     Göğüsteki Ağrılar
     İnsanı en fazla endişelendiren ağrıların başında göğüs ağrıları gelir. Çünkü ilk akla gelen kalpte bir rahatsızlık olup olmadığıdır. Oysa bu ağrıların ancak % 10’u kalple ilgili olabilir. Peki, geri kalan ağrılan neden kaynaklanır? İltihaplanmalar sebebiyle göğüste ağrı olabilir. Kasların romatizmal hastalıklarından kaynaklanabilir. Kabızlık, şişkinlik, gaz sebebiyle göğüste ağrı olabilir.
     Boyun fıtığı ya da kireçlenme sebebiyle göğse ağrı vurabilir. Kimi travmalarda göğüs kafesine gelen darbeler şiddetli ağrılara yol açabilir. Bir darbe sonucu kırılan kaburgalar kaynamış olsa bile ileride nevralji adı verilen, bıçak saplanması, elektrik çarpması şeklinde ağrılara neden olabilir. Akciğer iltihaplanması, zatürre ve tüberküloz sebebiyle göğüste ağrı olabilir. Ağrının sebebi tetkik ve tahlillerle ortaya çıkartılar ve tedavisine başlanır.
     Kalp ve Dolaşım Sisteminden Kaynaklanan Ağrılar
     Kalp ve dolaşım sistemi bir bütün olarak ele alınır. Kalp damarları, kol ve bacak damarları, damar sertliği ve damar tıkanmalarının daha çok rastlandığı ana damarlardır. Çünkü bu bölgelerde dolaşım sistemine yardımcı damarlar fazla yoktur. O bakımdan buralardaki damarlar zorlandığında vücut zorda kalır. Kalp ve dolaşım sisteminin görevi vücuda kan pompalamaktır. Vücuda lazım olacak her türlü besin ve oksijen, kan aracılığıyla gönderilmektedir. Bir bölgeye yeterince kan gitmediği takdirde bölge hem beslenemez hem de zehirli artıklar orada kalarak o dokuda tahribata yol açar. Bu durumda vücut, rahatsızlığı ağrı ile belli eder. Yine damar tıkanmalarında da vücudun elindeki tek alarm, ağrıdır!
     Kalp Ağrısı
     Diğer organlar gibi kalbin de beslenmeye ihtiyacı vardır. Yani kalbin çalışması için kalbe de kan lazımdır. Kalbin kendine lazım olan kan damarlarına koroner damarlar denir. Kalp bu damarlardan gelen kanla beslenir. Ancak bazen bu damarlarda da damar sertliği ya da damar tıkanmaları meydana gelebilir. O zaman kalp de gittikçe daha az kan almaya başlar. İşte bu durumda hasta her ne kadar dinlenirken pek bir şey hissetmese de, hareket ettiğinde kalbinde ağrı duyar. Tıpta buna anjina pektoris ya da vitrin hastalığı adı verilir.
     Bu nedir? Kalbe giden damarların, artık kalbi yeterince besleyememesine bağlı olarak kalbin oksijensiz kalmasıdır. Bazen de kalbe giden damarlar birden ani olarak tıkanıverir. Kalp krizi ya da miyokard enfarktüsü denilen durum budur. Ani olarak gelişen bu olay hastanın yaşamını yitirmesine yol açabilir. Buna sinsi kalp krizi de denilir. Anlık bir heyecan, aşırı sevinç, aşırı üzüntü, çok fazla efor sarf edilmesi, böylesi anlık kalp krizine sebep olabilir. Bu tarz kalp krizi oranı çok düşüktür.
     Genelde kalp krizleri belirli semptom yani belirti vererek başlar. Burada bir hatırlatma yapılacak olursa, sinsi gelişen, bir anlık olan kalp krizlerine önceden hazırlıklı olmak açısından tıbbi kontrolden geçmek gereklidir.

(Dr. İsmail Maraş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir