Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (20)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (20)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (20)

Havada Kalacağız
     Temel, Londra’ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken, birden pilotun sesi duyulmuş:
     “Sayın yolcular; uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu ama biz 3 motorla da rahat iniş yapabiliriz!”
     Neyse herkes rahatlamış. Ancak 15 dakika sonra bir anons daha duyulmuş:
     “Sayın yolcular; maalesef bir motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız!”
     Herkes rahat ama bir anons daha yapılmasından korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
     “Sayın yolcularımız; iki motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve tek motorla da inişi size garanti ediyoruz!”
     Herkes oh çeker, rahatlar. Temel ise panik içinde seslenir:
     “Uy… Bu motor da bozulursa havada mı kalacağuz?”
Karıştırayım
     Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş.
     “Bak uşağum; bu baş, bu işaret, bu orta, bu yüzük ve bu da serçe parmak. Anladın mı?”
     Oğlu kafasını sallayarak, “Hayır!” demiş.
     Temel bir kez daha anlatmış ve tekrar sormuş:
     “Anladın mı uşağum?”
     Çocuk tekrar “Hayır!” diye cevap vermiş.
     Bir daha, bir daha derken en sonunda çocuk “Anladım!” deyince, Temel elini havada sallayarak;
     “Bak bakalım, bir de karıştırarak sorayım pilecek misun?” demiş.
Acemiyim
     Temel, Almanya’ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükürük Temel’in kulağının yanından mermi gibi geçer.
     Adam;
     “Ben, 1996 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya’dan Hans!” der.
     Temel tabi şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temel’in kafasını sıyırarak gider.
     Adam;
     “Ben, 2000 yılı dünya tükürük şampiyonu Hans!” der.
     Temel artık dayanamaz ve Hans’ın suratının ortasına okkalı bir tükürük savurarak;
“Ben Temel!” der. “Daha acemiyim!”
Kuru Saçlar İçin
     Temel duş almaya girer; şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar:
     “Oğlum, kafanı ıslatmayacak mısın ?”
     Temel cevap verir:
     “Yok anaciğum, bu şampuan kuru saçlar içinmiş!“
Soru-Cevap
     “Paluklar neden konuşmiyi Temelciğum?”
     “Paşini akvaryuma sok, anlarsin Fadimeciğum!”
Süzme
     Temel’in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi de birbirinden salak, geri zekâlıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu anlatmışlar. Böyle böyle, biz artık çocuk istemiyoruz!” demişler.
     Doktor bunlara bir kutu prezervatif vermiş; nasıl kullanılacağını falan anlatıp yollamış.
     Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. Temel kara kara düşünmeye başlamış. “Ne yapsak, ne etsek?” diye Fadime’ye sormuş.
     Fadime;
     “Dur ben sana dantelden örüvereyim,” demiş.
     Ölçüyü falan almış, birkaç gün içinde örüp bitirmiş. Aradan dokuz ay on geçmiş. Temel’le Fadime’nin bir çocukları daha olmuş. Zamanla çocuk büyümüş ve 9
-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk… Zeki mi zeki, fırlama mı fırlama! Önceki kardeşlerine hiç benzemiyormuş. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş.
     Bir gün, Temel kahvede otururken sormuşlar:
     “Ya Temel, senin 9 çocuğun 8’i deli mi deli, bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oluyor?”
     Temel gerine gerine cevap vermiş.
     “Süzme o… Süzme!”
Ameliyat Yeri
     Temel ile Fadime köye hâkim yamaca oturmuş, sohbet ediyorlarmış. Temel ne yapsak da oynaşsak diye fırsat kollarken Fadime;
     “Temel, sağa apantisut ameliyatı olduğum yeri cöstereyim mi?” diye sormuş.
     Temel hemen kabul etmiş.
     “He… Cöster!” demiş.
     Fadime de eliyle işaret ederek;
     “Ha şu karşıçi sarı binanın içinci kati!”
Pok Ye!
     Temel iç hastalıkları doktoru olmuş ve bir gün muayenesine kadının biri gelerek demiş ki:
     “Doktor bey, ne yesem onu çıkartıyorum. Pasta yiyorum pasta çıkıyor; ekmek yiyorum ekmek çıkıyor…”
     Temel cevabı yapıştırmış:
     “O zaman pok ye!”
Ayakları Kesilince
     Temel, hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuvarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak da bir pireyi seçmiş.
     Çok hassas aletlerle bu işe başlayan Temel, eline çok keskin bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış. Pireye, “Zıpla bakayum!” diye seslenmiş. Doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire, yarım yamalak da olsa zıplamış. O sırada Temel hemen onu yakalayarak ayaklarının tamamını kesmiş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmiş:
     “Zıpla bakayum… Ula zıplasana… Zıpla be hayvan!”
     Fakat ayakları kesilen pirede hiçbir hareket yokmuş. Temel hemen kalem kâğıdı alarak raporunu yazmaya başlamış.
     “Pire incelendi. Sonuç; pirenin ayakları kesilince kulakları duymayi!”
Atalarımız
     Temel bilim adamı iken, uluslararası arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
     “Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre derine indik ve telefon kabloları bulduk. Bu durumda, bizim atalarımızın asırlar önce telefon kullandıkları sonucuna vardık!”
     Sıra Türkiye’ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
     “Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık. Böyle olunca, atalarımızın telsiz telefon kullandıkları sonucuna vardık!”
Şaka Şaka
     Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava bozar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua etmeye başlar.
     “Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım!” der içinden.
     Hava bir zaman sonra düzelir. Temel eve dönmeye başlar. Bir taraftan da balıklara bakar ve içinden “Bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam yeterli olur,” der.
     Biraz daha zaman geçince, balıklara tekrar bakar ve “Bu balıkların yarısı bile çok fazla… Ben bunların çeyreğini dağıtsam da olur,” der.
     Az bir zaman daha geçer. Temel, tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava yeniden bozar. Temel, kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
     “Haçen sen de şakadan hiç anlamiysun…”
Yazı Tura
     Temel, üniversite imtihanına girmiş, her soruya yazı tura atarak cevapları işaretliyormuş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kâğıdını verip salonu terk etmiş. Temel hâlâ yazı tura atıyormuş. Öğretmen başına dikilmiş:
     “Oğlum, soruların hepsi için yazı tura atıyorsun, hâlâ bitiremedin mi?”
     Temel’in cevabı hazırmış:
     “Bir saat önce bitirdim de şimdi cevapları kontrol ediyorum hocam!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir