Zeus ve Yıldırımları

Z

Zeus görüp bunca kusurlarımızı
Gürlemiş bir gün göklerden:
— Yeni konuklar getirelim, demiş, dünyaya
Bu, canımı sıkmaya başlayan
İnsan soyunun yerine.
Koş, Hermes, doğru cehenneme git;
Üç Furia’ların en zalimini getir.
Ey bunca sevdiğim insanoğulları
Bu kez yok bilin artık kendinizi.
Ama çok geçmeden
Zeus yatıştırmış öfkesini.
Ey siz krallar, ki Zeus
Sizlere emanet etmiş bizleri,
Bırakın bir gece geçsin aradan,
Öfkeniz fırtına koparmadan,
Tez kanatlı, tatlı dilli Hermes
Gitmiş üç kara bacısına cehennemin,
Tizifone ile Megaira’yı bırakıp
Amansız Alekto’yıı seçmiş.
Koltukları kabarmış Alekto’nun da;
O kadar ki yemin etmiş Pluto adına
İnsan soyunu hemen indireceğine
Cehennemin en derin diplerine.
Hoşuna gitmemiş Zeus efendimizin
Bu şirretin ettiği yemin.
Kovmuş onu huzurundan,
Sadece birkaç yıldırım savurmuş hemen
Kalleş bir milletin üstüne.
Ama yıldırımları yöneten
Yakmak istediği insanların
Babası, yani ta kendisi olduğundan,
Korkutmakla kalmış onları;
Issız bir çölün kumlarını
Kasıp kavurmuş sadece yıldırımları.
Her baba biraz yandan vurur böyle
Oğluna vurduğu silleyi.
Ama ne olmuş? Şımartmış insan soyunu
Zeus’un bu babacan oyunu.
Olympos’lular küplere binmiş
Ve bulutlan toparlayan tanrı
Cehennem üstüne yemin etmiş gayrı
Yeni fırtınalar koparacağına.
Gülümsemiş bütün ölümsüzler;
Bırak gürlemeyi, sen babasın, demişler;
Başka bir tanrının bir başka türlü
Yıldırımlar yapmasını istemişler.
Efaistos almış bu işi ele;
Ve iki türlü yıldırım pişirmiş
Yüksek fırınlarında bu tanrı:
Bir türlüsü hiç yolunu şaşmaz
Yakarmış yakılacak olanları;
Öbür türlüsü yan çizermiş,
Dağlara bayırlara düşermiş,
Çok kez de yiter gidermiş havada.
İşte bu ikinci türlüsünü salarmış
İnsanoğluna Zeus Baba.

Yazar hakkında

Yorum Ekle