DECAMERON-93 (Seksen Sekizinci Hikâye)

D

     Floransa’da meşhur boğazına düşkünlerden bir Ciyako vardı. Geliri, damağının ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve kendisi de namuslu ve nüktedan bir adam olduğu için, asillerin yanında parazit olarak yerleşmişti. Bazen davet edilmeksizin de, öğle ve akşam yemeklerine giderdi.
     Yine Floransa’da bir Biondello vardı ki, ufak tefek, bebek gibi süslü, beyaz peruka taşıyan bir adamdı. O da Ciyako gibi idi. Bir gün balık pazarına giderek Vieri için iki büyük lüfer almak istedi. Pazarda Ciyako’ya rast geldi. Ciyako: “Bu ne olacak?” diye sordu: Biondello: “Bay Korso bundan daha güzel üç lüfer, bir de kırlangıç balığı aldı. Fakat misafirlerine kafi gelmeyeceği için bunları da alıyorum. Sen de gelmez misin?”
     “Mutlaka gelirim,” dedi Ciyako. Ve vaktinde Korso’nun evine gitti. Orada bazı komşulara da rast geldi: “Yemeği sizinle yemeye geldim!” dedi. Korso: “Hoş geldin,” dedi. “Vakittir, sofraya oturalım.”
     Sofraya evvela, bezelye ve tuzlu balık, sonra haşlanmış balık getirildi. Bunlar beklenen yemek değildi. Ciyako, Biondello’nun kendisini aldattığını anladı ve buna mukabele etmeyi kararlaştırdı.
     Birkaç gün sonra, yine Biondello’ya rast geldi. Biondello, gülerek: “Lüferlerin lezzeti iyi miydi?” dedi. Ciyako: “Bir hafta zarfında cevabını alacaksın!”dedi ve onu Gaviçço aralığına götürdü. Orada Filip isimli güçlü kuvvetli bir adamla tanıştırdı ve eline bir şişe vererek dedi ki: Şu şişeyi şu adama götür, ‘beni Biondello gönderdi’ de. Kırmızı şarap doldursun, ama dikkat et, adam gırtlağına sarılmasın.”
     “Başka bir şey diyecek miyim Ciyako?”
     “Hayır, hemen git. İşini bitirince şişeyi getir, paranı veririm.”
     Adam, Filip’in yanına gidince Biondello’nun kendisiyle alay ettiğini anladı: “Allah, canını alsın!” dedi. Ve adamın gırtlağına sarılmaya kalktı. Bereket versin, adam kaçtı ve Ciyako’nun yanına sokuldu. Biraz sonra Biondello, Filip’in yanına girdi, Filip kendisine bir tokat attı. Biondello, “Niçin yapıyorsun?” demeye kalmadan, Filip saçlarından tutarak kafasına yumruk vurmaya başladı: “Sebebini sen anlarsın!” dedi. “Benden şarap istersin ha? Sonra misafirlerden bahsedersin. Ben çocuk muyum?” diyerek saçlarını yolmaya başladı. Tekme atarak yere yuvarladı.
      Zavallı Biondello neye uğradığının farkında değildi. Nihayet araya girenler, onu Filip’in elinden güçlükle kurtardılar. Biondello, kimseyi Filip’e şarap için göndermediğini söylüyor ve ağlıyordu. Neden sonra işin Ciyako’nun bir oyunu olduğu anlaşıldı. Birkaç gün sonra Ciyako, Biondello’ya rast gelince: “Filip’in şarabı nasılmış?” diye sordu. Öteki: Korso’nun lüferleri de inşallah böyle olur!” dedi.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz