DECAMERON-94 (Seksen Dokuzuncu Hikâye)

D

     Hazreti Süleyman’ın her yerde imrenilen adaleti dolayısıyla birçok insanlar ondan çeşitli şeyler sorarlardı. Bu meyanda Melissa isminde asil ve zengin bir genç, onu Kudüste ziyaret etmek üzere yola çıkmıştı. Antakya’da Jozef isimli bir gence rastladı, beraber bir müddet yol aldıktan sonra konuşmaya başladılar. Melissa Jozef’e, nereye ve ne maksatla gitmekte olduğunu sordu. Jozef, Hazreti Süleyman’a gitmekte olduğunu ve ne ricayla, ne minnetle, ne tatlılıkla yumuşatamadığı aksi karısını yola getirmek için bir çare soracağını söyledi. Melissa da ayni maksatla yola çıktığını söyledi. “Ben de dardayım,” dedi. “Zengin bir adamım, bütün servetimi ziyafetlerde harcıyorum. Fakat, bana karşı iyi niyet besleyen kimseyi bulamadım. İşte ben de, sevgi kazanmak için bir öğüt sormaya gidiyorum.”
     Böylece Kudüs’e vardılar. Ve Hazreti Süleyman’a takdim edildiler. Melissa derdini anlatınca Süleyman: “Sev!” dedi ve başka bir şey söylemedi. Sıra Jozef’e gelmişti. Süleyman ona da: “Kaz köprüsüne git!” cevabını verdi. İki kafadar yalnız kalınca, bu kelimelerin ne manaya geldiğini düşündüler, fakat bulamadılar. Çaresiz, dönüş yolunu tuttular. Birkaç gün yolculuktan sonra bir ırmağın kenarına geldiler. Üzerinde güzel bir köprü vardı. Karşıdan gelen yüklü at ve eşeklerin geçmesini beklediler. Eşeklerden biri, her zamanki gibi inat ediyor ve direniyordu. Sahibi, önce hafiften sopa atıyor, fakat eşek aldırış etmiyordu. Sonra, kalın bir sopayla eşeği dövmeye başladı, fakat nafile… Bu manzarayı gören kafadarlar, eşeğin sahibine: “Hayvanı öldüreceksin,” dediler. “Neden onu sabırla sürmeyi denemiyorsun?”
     Adam: “Siz kendi hayvanlarınızla meşgul olun,” dedi. “Bu eşek benim.”
     Hayvanı yeniden öyle bir dövdü ki, nihayet eşek köprüyü geçti. Kafadarlar, yollarına devam ederken, Jozef, köprüde oturan bir adama: “Bu köprünün adı ne?” diye sordu. Adam: “Kaz köprüsü,” dedi. Bunun üzerine Süleyman’ın sözlerini hatırladılar. Jozef Melissa’ya: “Süleyman’ın bana verdiği öğüt doğru olacak,” dedi. “Eşekçi, karımı nasıl dövmem lazım geldiğini bana öğretti,” diyerek kendi fikrini söyledi.
     Birkaç gün sonra Antakya’ya vardılar. Burada Jozef, Melissa’yı bir müddet misafir etti. Karısı onu mutadı veçhile karşıladı ve Melissa’ya, arzusuna göre yemek yapmasını tembih etti. Fakat kadın, Melissa’nın istediği gibi değil, tam aksi yemekler hazırladı. Jozef öfkeyle karısına: “Yemeği nasıl pişireceğini sana söylemedim mi?” dedi. Kadın mağrur bir eda ile: “Ne demek,” dedi. “Sen ne dersen de! Ben böyle istiyorum, beğenirsen ye, beğenmezsen bırak!”
     Melissa kadının cevabına pek şaştı. Jozef: “Hanım,” dedi. “Sen hâlâ eskisi gibisin, ama ben sana başka türlü konuşmayı öğreteceğim.” Ve dostuna dönerek: “Süleyman’ın nasihatini düşünelim,” dedi. “Fakat, yapacağım işleri oyuncak sanma, bana engel olmamak için eşekçinin söylediklerini hatırla!”
     Melissa: “Ben misafirim,” dedi. “Senin keyfini bozmam.”
     Bunun üzerine Jozef kalın bir meşe sopası aldı ve karısının odasına girerek vurmaya başladı. Kadın önce, bağırdı ve tehdit etmeyi denedi. Fakat, Jozef’in gevşemediğini görünce yalvarmaya başladı ve bir daha ona kafa tutmayacağını söyledi. Jozef hâlâ vuruyordu, öyle ki, kadın külçe gibi yere serilmişti. Bundan sonra Jozef, Melissa’ya, “Yarın neticeyi görelim,”dedi.
     Beraberce yemeklerini yediler, sonra yataklarına çekildiler. Kadıncağız ise bin bir güçlükle yerinden kalkabildi. Ve hurda halde kendini yatağına attı. Ertesi sabah erkenden kalkarak Jozef’e: Ne yemek arzu ettiğini sordu. Jozef emirlerini verdi. O gün yemek emre göre hazırlanmıştı. Böylece, Süleyman’ın nasihatini iyice anlamış oldular.
     Birkaç gün sonra Melissa, Jozef’ten ayrıldı ve evine döndü. Süleyman’ın nasihatini anlattığı bir adam, dedi ki: “Bundan daha iyi bir nasihat olamaz. Çünkü, sen kimseyi sevmiyorsun. Yaptığın iyilikler ve çektiğin ziyafetler, sevgiden değil, övünme illetindendir. Süleyman’ın dediği gibi sev ki sevilesin.”
     Böylece, aksi kadın yola geldi. Ve sevilmeyen adam da aşkı buldu.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz