Tarihin İlk’leri (8)

T

     İlk Hava Birliği
     Hava kuvveti olarak görev yapan ilk birlik, 1 Temmuz 1907 günü, ABD Donanması Aeronatik Bölümü bünyesinde, Yüzbaşı Charles de Forest Chandler komutasında kuruldu. Bu birliğin ilk insan gücü, bir subay, bir teknisyen ve bir erden oluşuyordu. Wright kardeşlerle en az saatte 36 mil hız yapabilecek bir uçağın yapımı için anlaşma imzalandı. Uçaktan istenen bir başka özellik de, en az bir saat sürekli olarak havada kalabilmesiydi. Uçak, ilk uçuş denemeleri için 1908 yılı Ağustos ayında Fort Myer’e getirildi. Ancak, bir ay sonra yere çakıldı. Wright kardeşler, ikinci bir uçak daha yaptılar. Denemelerin başarıyla sonuçlanması üzerine uçak, silahlı kuvvetlere teslim edildi (2 Ağustos 1909)
     Sonra, dünyanın ilk askeri uçağı olarak College Park’a getirildi. Bu uçakla havalanan ilk subay, Pilot Asteğmen Frederic E. Humpreys’tir. Humpreys, 26 Ekim 1909 günü, College Park üzerinde 3 dakikada iki tur attı. ABD, askeri uçak alanında ilk adımını atmış olmasına karşın, bu işin üzerine fazla eğilmedi. Öyle ki, 1914’te Avrupa’da savaş patladığında, Amerikan Ordusu’nun elinde yalnızca altı uçak vardı.
     Etkin bir hava gücü oluşturan ilk ulus, Fransızlardır. 1910 yılının sonlarında, Fransa’da çok iyi eğitilmiş 34 askeri pilot ve 32 uçak vardı. 20 pilotun eğitimi de sürmekteydi. 1911 yazında, Fransız Hava Kuvvetleri’ndeki uçak sayısı 100’ü buldu. 1912 başlarında ise uçak sayısı 234, pilot sayısı da 300’dü.
     Kıtalararası İlk Havayolu Servisi
     Kıtalararası ilk havayolu servisini, “Lignes Aeriennes Latecoere” adlı kuruluş başlattı. Yolcuları, “Breguet 14” tipi uçaklarla taşıyan şirket, ilk seferini 1 Eylül 1919 günü Toulouse-Barcelona-Tanca arasında yaptı. 1920 yılı Nisan ayından itibaren, Tanca-Kazablanka bağlantısı kuruldu.
     Amerika kıtasında, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra hizmete giren ilk havayolu şirketi, Fransız Guyanası şirketi olan S. des T.A. Guyanais‘dir. İlk seferini 1919 Kasım’ında yapan şirket, bu girişimiyle demiryolu ulaşımı yetersiz olan azgelişmiş ülkelerin havayoluna yönelmeleri için “öncü” görevi üstlenmiş oldu. Bundan sonra, bu ülkeler, sivil havacılıktaki gelişmelerde ön saflarda yer aldılar. Kara ulaşımı açısından çok büyük gelişmeler sağlayan ABD’de ise, düzenli bir havayolu servisinin kurulması, ancak 1926 yılında mümkün oldu. Uçağın doğum yeri olan Amerika, uçakla yolcu taşımacılığı alanına en son giren ülkelerden biri olma unvanını kazandı. Ne var ki, “uçan otobüsler”le yolcu taşımanın ne denli önemli olduğunu, çok kısa sürede kavradı ve aradaki mesafeyi hızla kapatarak öne geçti. Avrupa’da, İkinci Dünya Savaşı’ndan önce, yalnızca zamanı çok kıymetli olan varlıklı kişiler uçağa rağbet ederlerken, ABD Havayolları, demiryolu ulaşımından daha ucuz bir taşımacılık politikasını uyguladılar.
     İlk Havayolu
     Tarifeli seferlerle yolcu taşıyan ilk havayolu bağlantısı, St. Petersburg ile Tampa arasında, “St. Petersburg-Tampa Airboat Line” adı altında 1 Ocak 1914’te kuruldu. Yolcular, 20 mil genişliğindeki Tampa Körfezi üzerinde teker teker taşınıyorlardı. Benosit tipi uçan-geminin pilotu Tony Jannııs idi. Uçağa binmek için 5 dolar ödeyen yolcular, böylece karayolundan 36 mil dolaşmaktan kurtuluyorlardı. Servis, günde iki kez olmak üzere dört ay sürdü.
     Avrupa’da kurulan ilk havayolu, aynı zamanda ilk sürekli servisi de olan Almanya’- nın “DLR” (Deutsche Luft-Reederei) şirketidir. Berlin ile Weimar arasında günlük düzenli uçuşları 6 Şubat 1919’da başlattılar. İlk seferlerde, yalnızca mektuplar ve gazeteler taşındı. 28 Şubat’ta ise taşınan yolcu sayısı 19’u bulmuştu. Yolculuk, pilot kabini açık “LVG CIV” tipi uçaklarla yapılıyordu. Bu uçaklarda yolcular da özel uçuş giysileri,başlık ve botları giyiyorlardı. Çok geçmeden şirket, beş yolcu kapasiteli, pilot kabini kapalı, AEG JII tipi uçakları hizmete soktu. Aynı yıl, başka iç hat seferleri de açıldı. Bunlar arasında, Berlin-Hamburg (1 Mart), Berlin-Hannover-Rotthausen (15 Nisan), Berlin-Warnemünde (15 Nisan) büyük ilgi gördü. 1919 yılı sonlarında, DLR şirketi, tüm uçakların üzerine kendi amblemini koymayı kararlaştırdı. Bu amblem, bugün de tüm Lufthansa uçakları üzerinde görülebilir.
     İlk Antibiyotik
     1928 yılında, Londra’nın St. Mary’s Hastanesi’nde çalışmalarını sürdüren Prof, AIexander Fleming, tıp tarihinde devrim yaratan ilk antibiyotiği, yani “penisilin”i bir rastlantı sonucu buldu. Ancak Fleming, bu büyük keşfiyle elde ettiği maddenin uzun süre kalıcı olmasını başaramadı. Penisilinin mikrop öldürücü özellikleri, birkaç gün içinde ortadan kayboluyordu.
     1940 yılında Oxford Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren iki bilim adamı, Avusturya asıllı Howard Florey ve Alman asıllı Ernst Chain, penisilinin özelliklerinin kalıcı olmasını sağladılar. 1945 yılında, Fleming, Florey ve Chain, Nobel Tıp Ödülü’nü paylaştılar.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz