Ne Arap’ın Yüzü… (74)

N

     ARAPLARLA İLİŞKİLERDE ÖNEMLİ NOKTALAR VE ÖNERİLER (3)
     Arapların yenilikleri kabullenmeleri zor olmuştur. Radyo ve televizyon, Müslüman bir Arap için önceleri şeytan işi olarak düşünülmüştür. Ancak, radyoda Kur’an okunmaya başlayınca bu düşüncesini değiştirmiştir.
     Araplarla çalışacak bir kimsenin, çalıştıracağı Arap’ın durumunu, inançlarını, amacını ve davranışlarını iyi tespit etmesi şarttır. Ayrıca, Arapları istenilen şekilde kullanabilmek için duyumsayış ve düşünüş tarzlarını ve alışkanlıklarını çok iyi bilmek gerekmektedir. Bir Arap’a, yanaşmak ve onda ne bulabileceğinizi anlamak için, Arap’ın tembelliğini, sebatsızlığını ve sorumluluk duygusundan yoksun oluşunu, takım halinde çalışma ruhundan uzak bulunduğunu ve en önemlisi, her zaman yalan söyleyebileceğini hesaba katmak lazımdır.
     Arap, merasimi ve pohpohlanmayı sever. Kişisel ilişkilerden hoşlanır ve muhatabına samimi davranır. Tabii aynı davranışları karşısındakinden de bekler.
     Arap, insana o kadar yakınlık gösterir ki, bir yabancı bu kadar yakınlıktan sıkılabilir. Çok soru sorar, bu sorular özele kaçtığı için sizi rahatsız edebilir. Bununla beraber, Arap, arkadaş edinirken ciddi, kararsız ve temkinlidir. Kendi aile grubu dışındaki herkesten şüphelenir. Belirli konularda kendini kontrol eder ve herkese öyle kolay kolay itimat etmez.
     Arap karakterinin değişik yönlerini bilmeyen bir yabancı, onun tören ve protokol âdetlerini yanlış değerlendirebilir. Yaptığı iltifatları yapmacık ve gereksiz bulur. Tedbirli oluşunu ikiyüzlülük, yakın davranışını da zoraki bir gösteriş olarak düşünür.
     Arap, toplum içinde ahlak kurallarına uygun hareket eder. Ahlaka aykırı bir hareketinin görülmesinden utanç duyar. Oysa ki, batılı bir kişi, ahlak kurallarını gösteriş için uygulamaz. Arap, bir hata işlediğinde kendini suçlu hissetmez, bir şeyi yanlış yapınca suçlu duruma düşmekten korkmaz. Korktuğu tek şey, “Acaba herkes ne der?”dir. Ona göre, kimse bilmediği takdirde her yapılan hataya izin verilebilir. Gizlilik içinde her türlü davranışı uygular, bu davranışlar ona vicdan azabı vermez.
     Arap toplumunda, duyulduğu takdirde sonu ölümle sonuçlanabilecek gayri meşru kadın erkek ilişkisi, değişen oranlar dahilinde, toplumun bir kesiminde, özellikle de yüksek ve zengin tabaka arasında yaygındır. Din, ahlak ve toplum gelenekleriyle taban tabana zıt düşen bu ilişkiler gizlilik içinde yürütüldüğü için, kadın ve erkek kendilerini suçlu hissetmezler.
     Arap, bir insan olmakla beraber, insancıl değildir. Hayatı olduğu gibi kabul eder. Koyu dindardır ya da böyle görülmeyi ve inandığı “boş yere çaba harcama” düşüncesine göre hayatını ayarlamıştır. İşi, davranışı ve yaşam amacının bütün sorumluluğunu Allah’a bırakmıştır. Son gününü sabırla beklemektedir.
     Her şeyi Allah’a terk etmek, hayatın gidişatından uzaklaşmak, insan gücünün gerektiği gibi kullanılmaması ve hatta işlemez hale getirilmesi anlamına gelir.
     Din, Arap toplumunun içine işlemiştir. Din, sadece Arap’ın hayatının manevi kısmını değil, davranışlarını da etkilemektedir.
     Normal duyguların belirtilmesinde; Arap’la batılı bir kişi arasında fark vardır. Batılının ruhsal bir sarsıntı olarak kabullendiği olayı, Arap toplumu mükemmel ve normal bir davranış olarak değerlendirir.
     Arap’ın değişik şeylere karşı farklı duygular taşıdığı görülür. Örneğin; ona göre, sevdiğinden nefret etmek, onun isteklerini reddetmek, övdüğü veya beğendiği şeyleri lanetlemek normal davranışlardır. Dışarıdan bakan bir kişi, bu gibi davranışlar içindeki bir Arap’ı, şaşırmış, işine akıl sır ermeyen bir ruh hastası olarak mütalaa edebilir.
     Bir başka önemli husus, Arap’ın kendisi, ailesi, geçmişi, ülkesi veya herhangi bir konu hakkında sürekli her şeyi konuşma isteğidir. Konu ettiği şeyleri över, abartılarla süsler ve sonuna kadar savunur. Onun bu şekilde davranışı, sizin nazarınızda hafif megalomanyak bir insanın hezeyanları şeklinde algılanırsa da, Arap toplumunda bu kişi, klasik bir Arap tipi olarak kabul edilir.
     Arap, resmî ve sosyal ilişkilerinde bambaşka bir kişilikle ortaya çıkar. Ciddi, gururlu ve olgun davranışlıdır. Ancak, özel hayatına girildiğinde bu davranışların tam aksi bir durumla karşılaşmak mümkündür. Bu durumuyla Arap, ikiye bölünmüş bir kişiliğe sahip bir görünüm sergilemektedir.
     Bu konuyla ilgili bir örnek vermek gerekirse; Arap, bir an gelir çevresinin tahrikine kapılır. Halkla derhal bütünleşir, konuşmalarında ve tartışmalarında duygusal davranır. Diğer bir olayda ise, içine çekilmiş ve sessizdir. Umarsız ve melankoliktir. Yaşamın acılarına karşı şaşılacak derecede ilgisizdir. Hayatın en hafif darbelerine bile karşı koymadan teslim olur. Onun bu davranışlarını görünce, Arap’ın şizofreni hastalığına yakalandığını sanırsınız.
     Araplarla ilişkilerde, onun sosyal ve psikolojik yönlerini iyi bilmenin sayısız faydası vardır. Arapların karakterlerini anlamakla, davranışlarındaki esrar çözülmüş, anlaşılmaları kolaylaşmış olur. Onların özel davranışlarını değerlendirmek ve hoşgörüyle karşılamak, normal ilişkilerin kurulması için iyi bir ortam yaratacak, böylelikle karşılıklı ilişki kurmak mümkün olacaktır.
     Son olarak, tekrar etmek gerekirse, Arapların davranışlarını bilmek, onlarla yürütülen işlerde büyük avantaj sağlayacak ve bu avantaj da sizin lehinize olacaktır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz