DECAMERON-95 (Dokuzuncu Günün Sonu ve Doksanıncı Hikâye)

D

     Birkaç yıl önce, Barletta’da Yohan isimli bir adam vardı. Apuli’de çeşitli malları, pazar, pazar dolaştırırdı. Fakir olduğu için hayatını böyle kazanıyordu.
     Bu seyahatlarının birinde kendisi gibi, pazarlarda gezen Peter isminde birisine rastladı. Ve oranın usulünce hemen ona ‘Yeğenim,’ diye hitaba başladı. Peter de pek fakirdi, Santi’de bir kulübesi vardı ki genç ve güzel karısıyla, eşeğine kıt kıtına kafi gelirdi. Buna rağmen sık sık Yohan’ı evine davet ederdi. Peter’in gece yatmak için bir küçük yatağı vardı, Yohan’ın ahırda samanın üzerinde yatması icabederdi. Kocasını rahibin nasıl ağırladığını bilen kadıncağız, geceleri komşusunu ziyarete gidip yatağını rahibe bırakmak isterdi. Fakat rahip, kabul etmezdi. Ve, “Benim için zahmete girme,” derdi. “Rahatım iyi. Çünkü, istediğin zaman atı bir güzel kız haline getirebilirim, onunla hoş vakit geçiririm, sonra da tekrar at haline getiririm. Onun için bana dokunmayın.”
     Kadın, hayretler içinde kocasına: “O senin iyi bir dostunsa,” dedi. “Bu büyü usulünü neye sana öğretmiyor? Beni de kısrak haline getirebilir ve işinde kullanabilirsin. Eve dönünce beni yine kadın yaparsın.”
     Peter buna inanacak kadar saftı. Onun için Yohan’a bu sırrı kendisine vermesini rica etti. Yohan; “Mademki ısrar ediyorsun,” dedi. “Sabahleyin kalktığımızda öğretirim. İşin en zor tarafı, göreceğin veçhile kuyruğu takmaktır!”
     Peter ve karısı, sabırsızlıktan uyuyamıyorlardı. Ortalık ağarınca Yohan’ı çağırdılar. O da gömlekle Peter’in odasına geldi ve; “Dünyada,” dedi. “Sizden başka kimseye bu sırrı vermezdim. Ama, neticenin iyi olması için size söyleyeceğim şeylere dikkat etmelisiniz.”
     Ve bir mum alarak Peter’in eline verdi. “Sana söyleyeceklerime dikkat et!” dedi. ”Eğer işi bozmak istemiyorsan bir kelime konuşmayacaksın. Yalnız, kuyruğun iyi oturması için Allaha dua edeceksin.”
     Peter bunu vaadetti. Yohan kadını çırılçıplak soydu. Ve bir at gibi ellerini ve ayaklarını yere değdirmesini ve hiç birşey söylememesini emretti. Sonra elleriyle kadının yüzünü ve kafasını yoklayarak, “Bu güzel bir at başı olsun,” saçlarını okşayarak, “Bunlar da güzel yele.” ellerine dokunarak, “Bunlar da güzel at bacağı,” sert ve yuvarlak göğsünü okşayarak, “Bu da güzel bir at göğsü olsun.” dedi ve kadının sırtını, karnını, kalçasını böylece yokladı. Sıra kuyruk takmaya gelince, bir edepsizlik yapmaya teşebbüs ederek: “Bu da güzel bir kuyruk olsun,” dedi.
     O ana kadar her şeyi sükunetle takip eden Peter bu son teşebbüsten hoşlanmadı: “Yohan, ben kuyruk istemem!” dedi. Fakat olan olmuştu. Yohan, “Yeğenim,” dedi. “Ne yaptın? Hiç bir şey söyleme demedim mi sana? At hemen hemen tamamlanmıştı, fakat bu sözünle şimdi bozuldu.”
     “Olsun,” dedi Peter. “Ben kuyruk istemem!”
     Kadıncağız bu konuşmalar üzerine hâlâ saflıkla kocasına: “Sen budalanın birisisin,” dedi. “İşi neye bozdun? Kuyruksuz at nerede görülmüş? Sen fakirsin ya, daha da fakir olmaya layıksın!”
     Zavallı Peter yine eşekciğiyle ticaretine devam etti ve artık Yohan’dan böyle bir yardıma talip olmadı.
     Dokuzuncu Günün Sonu
     Hikâyeler tamamlandığında güneş batıyordu. Kraliçe müddetinin bittiğini görerek başındaki tacı alıp Panfilo’nun başına koydu. Ve ona: “Efendim,” dedi. “Omuzuna büyük bir yük yükleniyorsun. Çünkü, sen sonuncu kraliçe olarak benim ve benden evvelkilerin işledikleri kusurları telafi etmekle görevlisin. Tanrı yardımcın olsun!”
     Panfilo bu şerefli görevi sevinçle kabul etti. Mutat veçhile kâhyaya lazım gelen emirleri verdikten sonra: “Sevgili bayanlar,” dedi. “Ben aynı kanunların yürürlükte kalmasını istiyorum, onun için bana uyarak, herkes yarın aşka veya başka bir konuya dair, asillik ve alicenaplık ifade eden bir hikâye anlatacaktır.” 

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz