Kız Kılığına Giren Fare

K

Bir fare düşüvermiş
Bir puhu kuşunun gagasından.
Ben olsam kaldırmazdım düştüğü yerden,
Ama bir Brahman kaldırmış.
İnanırım, çünkü her memleketin
Bir düşündüğü var kendine göre.
Bir hayli hırpalanmış durumdaymış
Bu sözünü ettiğim fare.
Bizler aldırış etmeyiz pek
Bu türlü küçük dünyalılara;
Ama Brahman kardeş bilir onları.
Ona sorarsanız, bir kraldan çıkan can
Gider en minnacık kurdun
Ya da kaderin dilediği
Başka bir canlının bedenine girer.
Budur temellerinden biri
Hindistan’da beslenen inancın.
Buna dayanır düşüncesi Pitagoras’ın.
İşte bu inançla bizim Brahman,
Gitmiş yalvarmış bir büyücüye
Bu yaralı fareyi
Eskiden girmiş olduğu bir bedene
Yeniden soksun diye.
Büyücü, bir kıza çevirivermiş onu.
On beşinde, dünya güzeli bir kıza.
O kadar güzel, o kadar güzelmiş ki bu kız,
Priamos’un oğlu Paris,
Helena için yaptıklarından daha çoğunu
Yapabilirmiş onun için.
Brahman şaşakalmış ve demiş ki kıza:
Dilediğin kocayı seçebilirsin;
Yüzünü gören tutulur sana.
— Öyleyse, demiş kız;
Kocaların en güçlüsünü isterim ben.
— Ey Güneş, demiş Brahman;
Demek sen olacaksın damadımız.
— Hayır, demiş güneş; benden güçlüsü var:
Bulut diledi mi yüzümü kapar.
Brahman gitmiş buluta:
— Sen misin, demiş; kızıma lâyık koca?
-— Ne yazık ki hayır, demiş bulut:
Rüzgâr bir üfürdü mü dağıtır beni:
Benden daha güçlüdür poyraz.
Brahman kızmış artık biraz:
Ey rüzgâr, demiş, en zorlusu senmişsin madem,
Gel gir şu güzelin koynuna.
Rüzgâr bir koşu gelirken
Bir dağ çıkıvermiş karşısına.
Kız dağa gelin gidecekken
Dağ düşünmüş taşınmış: Olmaz, demiş;
Sıçanı kızdırmak işime gelmez:
Delik deşik eder beni,
Daha güçlü olduğunu göstermek için.
Bu arada dünyanın paylaşamadığı kız
Sıçan sözünü duyar duymaz,
Kulak kabartmış hemen:
Ve sıçan, evet, evet, sıçan
Girmiş gerdeğe en güzel kızıyla dünyanın.
Aşk budur işte ve söz aramızda,
Budur gelen birçoğumuzun başına.
Herkes çıkıp geldiği yere
Bağlı kalır ister istemez.
Bu masal çok iyi anlatıyor bunu;
Ama biraz durursak üstünde,
Safsata karışmıyor değil
Bu işin içine.
Neden derseniz, bu tutumla
Hangi koca baskın çıkmaz güneşten?
Bir pire bir devi ısırsa
Daha güçlü mü olur devden?
Üstelik bizim güzeli, sıçanın
Kediye yollaması gerekirdi;
Kedinin köpeğe, köpeğin kurda;
Ve böylece döne dolaşa,
Yeniden güneşe çıkabilirdi
Bu masalı anlatan Pilpay;
Güneş olurdu o zaman
Genç dilberle murada eren.
Şimdi dönelim, isterseniz,
Şu kılık değiştirme işine.
Büyücü sıçanı kıza çevirmekle
İspatlamıyor, çürütüyor bu işi.
Bu yaptığının ta kendisine dayanarak
Çıkacağız Brahmanın karşısına.
Çünkü onun dünya görüşünde
İnsan, sıçan, kurt, böcek, hepsi,
Canını ortak bir hazineden alır.
Birdir hepsinin mayası,
Ama davranışları ayrılır
Beden yapılarına göre;
Kimi uçar, kimi sürünür yerde.
Peki nasıl oluyor da
Bin bir kılığa giren bu yaman maya
Zorlayamıyor bizim güzeli
Sıçana değil de güneşe gönül vermeye?
Ne dersek diyelim, su götürür mü
Güzellerin canıyla sıçanlarınkinin
Birbirinden pek ayrı olduğunu?
Ne var ki, önünde sonunda her canlı
Dönüyor kendi kaderine:
Yani Tanrı’nın koyduğu düzene.
Büyüye de, şeytana da başvursan
Hiçbir varlığı ayıramazsın bahtından.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi