DECAMERON-96 (Doksan Birinci Hikâye)

D

     Rugieri yiğit gençlerdendi. Fakat Toscana havalisi, meziyetlerini göstermeye elverişli bir yer olmadığından İspanya kralı Alfons’un, yani o zamanki hükümdarların en ünlüsünün maiyetine girmeye karar verir. Rugieri tam teçhizatlı olarak Kralın huzuruna çıkar. Az zamanda silah kullanmadaki mahareti dikkati çeker. Kralın hareketlerini dikkatle takip ederek görür ki, kral rastgele şuna buna, köşk, saray veya bir şehir hediye etmektedir. Ama, Rugieri’ye bir şey verilmez. O, kendi meziyetlerini bildiği için bunu şerefine uygun saymaz ve krala veda etmek ister. Kral, onun ayrılmasına müsaade eder ve kendisine uzun yol için sağlam bir katır hediye eder. Maiyetinden birisine, çaktırmadan onu takip etmesini emreder ve Rugieri kral hakkında ne derse kendisine bildirmesini söyler. Ertesi gün de ona kralın geri dönmesini emrettiğini söylemesini ister.
     Uşak, İtalya’ya gitme bahanesiyle Rugieri’yi takibe başlar ve onunla bir sohbet kapısı açar. Kafile bir ırmağın kenarına gelir. Burada su içmek isteyen katır, ırmağa yuvarlanır. Rugieri katıra: “Sen, sahibine benziyorsun,” der. Uşak bunu kaydeder. Ondan önce söyledikleri ise hep krala methiyedir. Ertesi sabah uşak Rugieri’ye kralın emrini tebliğ eder; o da derhal geri döner.
     Kral, katır lafını işitince Rugieri’yi çağırtır; tatlılıkla kabul eder ve kendisini niçin katıra benzettiğini sorar. Rugieri korkusuz bir tavırla: “Kralım,” der. “Bunun sebebi şudur; siz, lâyık olmayana hediyeler veriyorsunuz, fakat lâyık olana bir şey vermiyorsunuz. Katır da, işte, yapmaması lazım gelen şeyi yaptı.”
     Kral: “Rugieri,” der. “Sizin topuğunuza varmayan adamlara hediyeler verip, size bir şey vermeyişim, sizi en meziyetli şövalyelerden saymadığım için değildir. Bunun sebebi talihsizliğinizdir, iddiamın doğruluğunu size açıkça ispat edeceğim.”
     Rugeri: “Kralım,” der. “Benim memnun olmayışımın sebebi, servetimi arttırmamak değildir. Meziyetlerimin takdir edilmemesidir. Fakat ileri sürdüğünüz sebep bence kafidir. Davanızın ispatını dinlemeye hazırım.”
     Bunun üzerine kral onu, bir büyük salona götürür. Salonda evvelce verilmiş bir emre göre, iki büyük kilitli valiz durmaktadır. Kral, maiyetinin ortasında: “Rugieri,” der. “Bu bavullardan birinin içinde benim tacım, krallık asam, birçok güzel atkılar, kemerler, yüzükler, mücevherler bulunmaktadır. Öteki bavulda ise toprak var. Bunlardan seçtiğin bavul senin olsun. Bu suretle kıymetinizin takdir edilmemesine sebep ben miyim, yoksa kader mi anlaşılacak.”
     Rugieri kralın emrine uyarak bir valiz seçer. Valiz açılır, toprak dolu olduğu görülür: Kral; “Gördün mü Rugieri, kabahat bende mi?” der. “Ama, sizin meziyetleriniz hakikatte; o kadar büyük ki, ben kadere karşı direnmeye mecburum. Biliyorum ki siz, İspanyol olmak istemezsiniz. Onun için size ne köşk, ne saray, ne bir şehir hediye ediyorum. Fakat, talihinizle bulamadığınız valizi, size veriyorum. Bu valizi alınız, meziyetlerinizin delili olarak, vatandaşlarınız arasında iftiharla gösteriniz.”
     Rugieri valizi aldı. Krala teşekkür etti ve sevinerek Toskana’ya döndü.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz