Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (10)

R

0002. God dies by the Nile (Mawt al-rajul alwa-hi d’ala ‘l-ard)/Tanrı Nil Kıyısında Öldü
               Neval el Saddavi (Mısır, 1974)

               Tanrı Nil Kıyısında Öldü; selefleri Kral Faruk ile Cemal Abdülnasır dönemlerinin totaliter zulüm yıllarının ardından, Mısır’ın yaşantısında daha kalıcı ve daha olumlu değişiklikler yapmış bir adamın, Enver el-Sedat’ın siyasi yönetimi sırasında yazılmıştır. Ancak çok sayıda yabancı, Sedat yönetiminin sessizce sınıf ve cinsiyet ayrımcılığına dayalı insanlık dışı uygulamaları tolere etmeye devam ettiğinden habersizdi. Tanrı Nil Kıyısında Öldü romanı için El Saddavi, kadın mahkumlarla yaptığı görüşmeler sonucu bir senaryo hazırladı. Bu senaryoda; saldırganlar tarafından peş peşe öldürülen kadınlar, güçlü erkeklerce tecavüze uğrayan köylü kızlar ve bunların yakınları, yönetimin kurbanı olan insanlar yer alacaktı. Saddavi’ye göre; bu konuları ortaya döküp tartışmadan, herhangi bir girişimde bulunmadan, Mısır’da çağdaş bir yaşantının yeşermesi mümkün görülmüyordu.
               Romandaki en güçlü karakter, küçük köyündeki vatandaşlarının yaşamları üzerinde mutlak güce sahip olan belediye başkanıdır. Onun tüm uğraşı; halkın üzerinde ağır vergi denetimini sürdürmek, aralarında sivrilenleri casus suçlamasıyla tutuklatmak ve üç hizmetkârının yardımıyla doymak bilmez cinsel iştahını tatmin etmek için genç kızları avlamak üzerine yoğunlaşmıştır. O, aslında ahlâksız ve kötü biri olmasına rağmen son derece dindar olduğunu iddia eden bir adamdır. Roman, belediye başkanının, kasabanın köylülerinden Kafrawi’ye, kendi evinde çalışmak üzere kız kardeşi Nefissa’nın gönderilmesini isteyen bir emir vermesiyle başlar. Kafrawi, onun gerçek niyetinden ve kurduğu komplodan habersizdir. Çünkü o, belediye başkanının çocuğunu taşımaktadır. Daha önce de bir başka köylü tarafından kandırılarak tecavüze uğramış, daha sonra evden kovulmuştur. Belediye başkanı, Nefissa’nın en küçük kız kardeşi için de aynı talepte bulunduğunda, Zeinap gitmek istemez. Döngüye geniş çerçeveden bakıldığında, Zeinap ve ablalarının babası daha önce belediye başkanının da parmağının bulunduğu bir cinayete kurban gitmiştir. Kızları yetiştiren halaları Zakeya, bu nedenle aklını yitirmiştir. Hocalar, halanın durumunun düzelebilmesi için tek çarenin, belediye başkanının evinde hizmet vermeye Zeinab’ın istekli olduğunu ve bunun aileye bildirilmesi gerektiğini söylerler. Bu dedikleri yerine getirilir, ama Zeinap aynı zamanda belediye başkanı ile cinsel ilişkiye zorlanır. Bu arada köylüler, ahlak kirliliği ve gayrimeşru çocuğu yüzünden ablasını öldürürler, hatta o yılki mahsul veriminin az oluşunu da bu olaya bağlarlar. Zeinap belediye başkanı ile evlenir ve büyük eve yerleşir. Bu sırada kocası, onu cezalandırmak isteyen birileri tarafından kaçırılır. Aslında onun öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Kızların halası, belediye başkanını güpegündüz öldürmek suçundan tutuklanır. Zakeya, onun hakkında, “Tanrı Nil kıyısında öldü!” diye beyanda bulunur. İdam edilecek olsa da, bu eylem kasabadaki köylülere cesaret verir ve yerleşik adaletsizliğe karşı isyan umudunun halk arasında yükselmesine neden olur.
               Roman, Enver Sedat’ın daha aydın yönetimi sırasında bile, Mısır’daki kadınların ve köylülerin üzerinde devam eden sömürü düzeninin ve Müslüman yasalarının yetersiz oluşunun ortaya konması açısından, dünyanın geri kalanı için bir uyarı niteliğini taşıyordu. El Saddavi, okurları arasından birkaç Arap kadınının varlık olarak ancak kabul edilebileceğinin, daha alt sınıftaki kadınların ise, özellikle başıboş, tecavüze uğramış  ya da sakat bırakılmış bir halde yaşamaya devam edeceklerinin farkındaydı. Cesareti nedeniyle dünya çapında onurlandırılmasına rağmen El Saddavi, son olarak 1981 yılında Sedat tarafından tutuklandı ve sırf bu düşüncelerinden dolayı on üç ay hapis cezası aldı. Hapisten çıktıktan sonra da sürekli takip edildi ve her zaman için aşırı dincilerin “ölüm listesi”nde yer aldı. Kadınları bir organizasyon altında toplama gayretleri yönetimin emriyle yasaklandı ve kurduğu dergi kapatıldı. 1992 yılında Mısır’dan sürgün edildi; 2001 yılında geri döndü. El Saddavi şimdi, İslam karşıtı fikirlerinden ve dinsel prensiplerden dönme suçundan dolayı iki ayrı mahkemede yargılanıyor. Her iki durumda da sonucun olumsuz olacağı ve suçlu bulunması gerektiği basın tarafından beyan edilse de, bu kitabın baskısına yetişmeyeceği ortadadır. Otuz yedi yıldır evli olan El Saddavi ile kocası, karar ne olursa olsun Mısır’da birlikte kalmaya devam edeceklerini söylemişlerdir.
               Ek Kaynaklar:
* Janet L. Abu-Lughod, Cairo
    (Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 1971)
* Fedwa Malti-Douglas, Men, Women and God(s): Nawal El Saadawi and Arab Feminist Poetics
    (Berkeley: University of California Press, 1995)
* Joseph Zeidan, Arab Women Novelists
    (Albany: State University of New York Press, 1995)

(Yazanlar: Claudia Durst Johnson & Vernon Johnson-Çeviren: D.Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz