İlk Sudanlı Haremağası Zenci Savvap’ın Öyküsü
İlk Sudanlı Haremağası Zenci Savvap’ın Öyküsü

İlk Sudanlı Haremağası Zenci Savvap’ın Öyküsü

     Bilirsiniz ki, ey kardeşlerim, esir tacirleri beni tutup Bağdat’a getirdikleri zaman ancak beş yaşındaydım. Beni saray içindeki sahip-ül-seyf/kılıç taşıyan birine sattılar. Bu zatın, o zamanlar üç yaşında olan küçük bir kızı vardı. Ben bu kız ile birlikte yetiştirildim. Küçük kızı eğlendirirken, tüm ev halkının da neşe kaynağı olurdum! Onun için tuhaf danslar yapıyor, bildiğim şarkıları okuyordum ve küçük bir zenci olarak beni herkes seviyordu.
     Böylece birlikte büyüdük; ben on iki, küçük kız on yaşına ulaştık. Bizi birbirimizden ayırmadan hâlâ birlikte oynamamıza ses çıkarmıyorlardı. Böylece günlerden bir gün tenha bir yerde onu bir köşede oturur bulunca, her zamanki gibi yanına yaklaştım. Oysa, tam o sırada küçük kız, evin hamamında baştan ayağa yıkandıktan sonra çıkmış istirahat ediyordu. Uzaktan bile koku saçıyor, çok tatlı ve de parlak bir görünümde bulunuyordu. Yüzüne gelince, ayın on dördündeki haline benziyordu.
     Beni görünce, bana doğru koştu ve birlikte oynamaya, birbirimize vurmaya, binlerce küçük yaramazlıklar yapmaya koyulduk. O beni ısırıyor, ben onu tırmalıyordum; o beni çimdikliyor, ben de karşılık veriyordum. Bu, böylece sürüp giderken benim küçük zebbim dikleşti, kabardı ve büyük bir anahtar oldu ve de giysilerimin altından göze çarpar şekilde dışarı fırladı. Bunu gören küçük kız gülmeye başladı ve benim üzerime atılıp beni sırt üstü yere yıktı ve ata biner gibi karnımın üstüne oturdu. Orada ileri geri kıpırdayarak, sürtünerek zebbimi ortaya çıkardı. Şişkin ve dikilmiş olan zebbimi görünce, onu eliyle tuttu ve çekiştirmeye ve fercinin küçük dudaklarına sürtmeye başladı; ama sadece taşıdığı içdonunun üzerinden… Ama bu tarz davranışı benim ateşimi arttırdı ve beni o hale getirdi ki, küçük kızın boynuna sarıldım, o da bana sarıldı ve boynuma asıldı; bütün gücüyle beni kucakladı.
     İşte tam bu sırada, nasıl olduğunu bilmiyorum, olan oldu ve bir darbede kızlığını alıp götürdü. Her şey olup bittikten sonra küçük kız, yeniden gülmeye ve beni kucaklamaya ve bana yaltaklanmaya başladı; ama ben, başımıza gelenlerden çok korkmuş ve daha fazla gecikmeden küçük hanımımın ellerinden sıyrılarak koşmaya başlamış ve dostlarımdan genç bir zencinin evine saklanmaya gitmiştim.
     Küçük kıza gelince, eve dönmekte gecikmemiş; annesi giysisinin buruşmuş ve içdonunun baştan aşağı yırtılmış olduğunu görünce, büyük bir feryat koparmış ve kızının bacakları arasında bulunan şeyi muayene etmiş; ve göreceğini görmüş. Sonra da kendini arka üstü yere atmış ve heyecan ve hiddetten bayılmış. Ama yeniden kendine gelmiş ve yapılan işin onarılması olanaksız olduğundan, sakinleşmekte gecikmemiş ve işi bir düzene sokmak için, özellikle sorunu küçük kızın babası olan kocasından gizlemek için her türlü önlemi almış. Bunda da başarı sağlamış ve iki ay sabretmiş; bu süre içinde bu işte benim oynadığım rolü saptamış, beni pohpohlayarak efendimin evine geri dönmem için küçük armağanlar vermekten geri kalmamıştı. Ve ben, bir kez eve dönünce, kadın bu işten hiç kimseye söz etmemeyi sürdürdü ve hiç kuşkusuz duyarsa beni öldürecek olan kızının babasından da dikkatle gizledi; çünkü ne kızın annesi ne de hiç kimse bana zarar gelmesini istemeyecek kadar beni seviyorlardı.
     Bu iki ayın sonunda, anası küçük kızı, babasının berberi olan, bu sıfatla eve gidip gelen bir berberle nişanlamakta başarı sağladı. Kızın çeyizini kendi servetinden oluşturdu ve bu uğurda epeyce emek harcadı. Sonra düğün günü geldi çattı. İşte tam o sırada genç berber gereçleriyle birlikte geldi; hayalarımı sıkıp iki yumurtamı çıkardı, bir darbede beni bir hadım yaptı. Sonra da evlilik merasimi yapıldı. Ve beni genç hanımıma haremağası yaptılar; artık, ister çarşıya ister başka bir yere, isterse ana-baba evini ziyarete, nereye giderse onun önünde giderek yürümek zorunda bulunuyordum. Anası bütün bunları öylesine bir gizlilikle yaptı ki, öyküden hiç kimse, ne yeni evlenen koca, ne akrabalar ne de dostları herhangi bir şey öğrenebildi. Ve kızın bekâreti konusunda çağrılılara güven vermek için annesi bir güvercin boğazladı ve kanını yeni gelinin gömleğine buladı ve âdet olduğu üzere gömlek toplantı salonunda bulunan tüm kadınların önünde elden ele aktarıldı; hepsi de heyecandan ağladılar.
     O zamandan beri, genç hanımım ile birlikte, kocası berberin evinde yaşıyorum ve böylece, hiç belaya uğramadan, onun güzelliğinden ve nefis bedeninin mükemmelliğinden kudretim ölçüsünde keyfimce yararlanıyorum. Zira, her ne kadar yumurtalarım alındıysa da, zebbim bana kalmıştı. Böyle olunca, tehlikesizce, kuşku duyulmaksızın, küçük hanımımı kucaklamayı ve öpmeyi, kendisinin, kocasının ve annesi ile babasının ölümüne kadar sürdürüp gittim. O zaman hukuk bakımından Hazine’nin malı ve saray hadımlarından biri oldum. Sizin ile arkadaşlığım da buradan kaynaklanıyor ey zenci kardeşlerim! Benim iğdiş edilişimin ve haremağası olmamın öyküsü işte böyle! Artık barış sizin üzerinize olsun, demiş.
     Bu sözleri söyledikten sonra zenci Savvap susmuş ve ikinci zenci Kâfur sözü alarak demiş ki:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir